Ver Ermeniyi bana, onu öldürmeliyim ben. Cennete gideceğim. Bu Ermeniyi de öldürürsen, benim sayım tamam olacak, cennete gideceğim, ver onu bana da sevabıma gir. Ben onu Rızadan satın aldım.
"Biz tükendik,"diyordu Koca Tanış içini çekerek. " Yörüklük bitti. Bu görkemli dünya öldü. Bu ormanlar, bu çiçekli pınarlar, bu dağlar bundan böyle bizim çocuklarımıza haram. İnat etmemeli, Çukurovaya yerleşmeliyiz. Biliyorum, yüreğimin ta şurasında, başında duyuyorum, bu dünya bambaşka, bilmediğimiz bir yere, dünyaya gidiyoruz. Biz yaşadık bu dünyanın görkemini, bizden sonrakiler çekecek belasını.
İsmail Ağa, yayla halkı, mutlu muydular, mutsuz muydular hiç düşünmemişlerdi. Onlar yalnız savaşlar, kırımlar, salgınlar, kıtlıklar, hayvan kırımlarını biliyorlardı. Belki mutsuzluk dedikleri bunlardı. Uzun sürerse ölümlerde de, kıtlıklardada, salgınlarda, kırımlarda da gülüyorlardı. Acı ne kadar acıysa, sevinç de o kadar sevinçti.