Ölümü bile felsefe sorusuna dönüştürülebilecek şair Furuğ Ferruhzad. Bir okul otobüsüne vurmamak için duvara çarparak hayatını kaybeder. Furuğ'un hayatı erken başlar, bir sürü mücadele ve tabii ki bu kelimeden ayrı düşünülmeyen acıyla yoğrulur. Yaşamı şiirlerine yansır ve en önemli motifleri ''gece'' ve karanlık'' olur. Aslında kaçmak ister karanlıktan. ''Güneş Doğuyor'' der bize
''Bak
Sen doğuyorsun ve güneş doğuyor''-19
Ama bir türlü kopamaz bu karanlıktan çünkü hamuru yalnızlıktandır. Çünkü kadındır ve kadın ataerkil toplumda yalnızlığa mahkūmdur.
''Gel, ey erkek, ey bencil varlık
Gel, kafesin kapılarını aç.
Beni ömür boyu zindanda tutmuşsan eğer
Bari bir anlık olsun serbest bırak''
Ve bu yüzden şiirleri bir şekilde tutsaklık yaşamış herkes için çoktan anlamlıdır. Sizde tutsaklığınızın içindeki isyana kulak vermek isterseniz Furuğ'u masanıza davet edin.
Dipnot: Benim okuduğum kitap Demavend yayınlarından. Şiirlerin yanında orjinal halini de iliştirmişler. Farsça bilenler için çok güzel bir durum tabii :) Benim için bir şey değiştirmedi. Can yayınları basımı da var fakat ikinci el piyasasında. Seçme Şiirler olduğu için hangi şiirlerin dahil edildiğini bilemiyorum ama bence Can yayınları bu kitapta birincil tercihiniz olsun.
"Güneş ölmüştü
Güneş ölmüştü ve yarın
Uslarında küçük çocukların
Yitik, belirsiz bir kavramdı"
Çok güzel ve bir o kadar da faydalı bir inceleme olmuş 😊,eline sağlık.
Pirtûk bi çend nameyan pêk te, nivîskar Fawaz Husên di nav van namayan ku ji bone bavê xwe nivîsandiye derheqa jiyanê xwe ya rojana ku bin tesîra Koronayê derbas dibe, derheqa zaroktiyê xwe, derheqa poşmanî, xwestek hwd diaxive.
Em di van nameyan de hem welatê Parîs hem jî welatê xwe baştir dibînîn, fêrî gelekî tiştên balkêş dibin.