Aşktı bu ve bazan, hani bazı filmlerdeki gibi, uzaktaki dünyayı bu dünyaya taşımanın tek yolunun da aşk olduğunu düşünürdüm.
Ama hiç bilmediğim şeyler vardı, hiç bilemeyeceğim şeyler vardı demişti Canan..
Çünkü
bizim toplumumuzdaki insanlar ilkeldir. Yani aydınlar demek istiyorum.
Bizim aydınlarımız içinde, bugünlerde düşünce onuru olan çok az kişi
vardır.
Bazı inançlar için tarih boyunca can vermiş kişileri biliyoruz. Örneğin din
uğruna… Din uğruna gidenler umutsuzluğun karanlığına değil, umudun
aydınlığına, Cennete gidiyorlardı.
Bizim çağımızdaki inanmışlar salt insan onuruna, düşünce namusuna
inanıyorlar. Ölümlerinden kendileri için hiçbir gelecek faydası
beklemiyorlar. Gerçekten kutsanacak bir durum. İnsanlığıyla insanın
övünmesi burada başlıyor olmalı.
Bizim toplumumuzdaki aydınlar, düşüncenin getirdiği inançtan geçmek
için ne kadar dolap çevirmek gerekirse çeviriyorlar. Vay bir düşünceye
saplanmamak gerekir, vay bir açıdan dünyaya bakmak cehaletini
göstermemek gerekir. Farkında değiller ki onlar daha dar bir açıdan
bakıyorlar dünyaya. Açısızlık açısından. İnançsızlık fıkaralığından. İnanmış
kişi, daha önce de birkaç kez yazdım, öbür inançlara saygı duyan kişidir.