anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975
7/10
·104 syf.··
2021 9. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 12:25
Bir kedinin bir adam için, boşandığı eski karısı için ve yeni karısı için ifade ettiği şeyler çok farklı olabiliyor. Hayatına hiçbir şahsi müdahalesi olamayan sorumsuz, başkalarının yönlendirmeleri ile yaşayan kendi bencilliğinde silikleşmiş şozo, annesinin planı ile sert mizaçlı duygusuz ve rahatsızlık derecesinde ölçülü davranan karısından boşanmış, maddi durumu iyi ancak geçmişi biraz kirli kuzeni ile evlenmiştir. Şozo nun beraber yaşadıkları kedisi lili ile Her 2 karısından da eski bir mazisi vardır. Şozo her 2 kadını da seviyor değildir. İşine gelen, menfaatine dokunan şekilde ve yönlendirilmelerle hayatını devam ettirirken eski karısının lili yi istediği mektupla hayatı değişir. Zira mektup yeni karısını gaza getirir ve kadını kediden gıcık almasına neden olur ve şozo yu kadın ile kedi arasında bi seçim yapmaya zorlar. Kedi evden gider ancak şozo nun özleyen üzülen ve meraklanan biri olabileceğine tanık oluruz. Her kahramanın kediyle ilişkileri sonunda duygularının değişimine tanık oluruz. Hep söz dinleyen şozo bile yalanlar söyler evden kaçar, eski eş şinoko fakir de olsa kediye mama ve kum bulur, yada yeni karısı fuguko için bir kedi ile dahi olsa bi evde kalma gitme seçimi yapılmalıdır. Sıcacık güzel kısa bir roman. Sonunda kedi dünyasında sahip değil ortamın seçildiğini mi anlasam bilemedim ama :) Tazinaki yalın bir anlatım kullanmış. Japon kültürü etkisi midir ama beni bitirdikten sonra mutlu ettiren bir romancık oldu. Ha elime alıp tekrar okur muyum, sanmam ; ancak önerir miyim? evet
Bir Kedi, Bir Adam, İki KadınCuniçiro Tanizaki · Jaguar Kitap · 20175bin okunma
Reklam

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
7/10
·104 syf.··
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2021 12:25
·
2021 9. kitabı
Cuniçiro Tanizaki
7.3/10 · 5bin okunma
9/10
·334 syf.··
2021 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2021 09:49
Nedense okumaktan korktuğum kitaplardandı ancak bitirdiğimde iyi bir kitap okuduğumu hissettiren bir kitap oldu. Evet kölelik yılları ve yer Amerika. Cora isimli bir kadının, -siyahi yada köle demek içimden gelmedi :) -annesinin izinden giderek- özgürlüğüne kaçış hikayesi. Köleliği o kadar net, keskin anlatmış ki yazar, kitabı okurken köleliği araştırırken buldum kendimi. Köleler o dönemlerde doğum günlerini bilmeyen, yaşamaya hakları olduğunu düşünmeyen, kendilerini başkalarının malı gibi görmeye alıştırılmış bir topluluk. O şekilde davranılmış ve o şekilde de kanıksanmış. Özgürlükleri onlara o kadar uzak ve bedeli o kadar ağır ki. Kimi zaman Cora bile kaçış serüveninde kendi plantasyonundaki tekdüze hayatını hatırlamıyor değil. Çocukları ile ayrı ailelere satılan anneler babalar, hiç nedensiz ölen, öldürülen, eziyet gören ve susan köleler. O kadar ucuza harcanan hayatları var ki yazar bu ölümleri sanki biraz da bilinçli olarak sadece bir cümlede yazıveriyor. İç acıtan detaylar hakikaten isyan ettiriyor. Kitabın kurgusu çok güzel. Kaçış serüvenine katılan yan Kahramanlar zamanda ileri geri giderek anlatılıyor. Sadece eyaletlerin, plantasyonların (köle çiflikleri) ve kahramanların isimlerini takipte biraz zorlandım. Ancak belirttiğim gibi yazar kurgusu ile bu sorunu en aza indirmiş. Bu arada kaçış umudunun en önemli yardımcısı eyaletleri birbirine bağlayan bir yeraltı demiryolu. Bu yeraltı demiryolu sembolik. "Bir ülkenin nasıl bir yer olduğuna bakmak için o ülkenin yeraltı demiryolunu kullanmak gerek" deniyor kitapta. Yok sayılmış, görmezden gelinmiş, türlü nedenlerle devam ettirilmiş ya da çözümlerinden korkulmuş köleliğe farkındalığımızı arttırmak için o hikayelere tanık olmamız için yazar bizi o yeraltı demiryoluna bindiriyor. Evet can sıkıcı, sabır döven bir
Yeraltı DemiryoluColson Whitehead · Siren Yayınları · 20171,250 okunma
8/10
·210 syf.··
2021 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2021 09:43
Kitabın adı "yaşamak" Ama "pişmiş tavuğun hikayesi" de denebilirdi :) Sorumsuz mirasyedi bir adam karısı annesi çocuğu kayınpederi dahil tüm ailesine karşı kötü ve sorumsuz davranır. 130hektarlık tarlalarının 65 ini babası gençliğinde kaybetmiş olan fugui diğer yarısını da kendisi kumarda kaybeder. Burada baba oğulun kayıpların aynı olması kitapta da belirtildiği gibi biraz kötü baba genlerinden geliyor gibi irdelenmiş. Zengin hayattan, para yiyen taraftan emekçi ve yoksul sınıfına geçen fugui zor günlerde -kendince- sorumluluk almaya başlar ve çalışır. Küçük bir çocuğa yardım edeyim derken başı aniden hiç beklenmedik şekilde belaya girer -ki kitabın en sinir bozucu bölümlerinden- ve kendini savaşın ortasında bulur. Öyle cephede de savaşmaz sadece cephe arkadaşları ile hayatta kalmaya çalışır. Güç bela savaştan kaçar evine döner ancak kötü haberlerle yıkılır ve hayatının devamında da 2 çocuğu ve karısı ile talihsiz dramatik olaylar devam eder. Evet dramatik ve "böyle yaşamanın ta içine.." dedirtecek bir kitaptan bahsediyorum. Benim okurken gözüm pek dolmaz ancak bu kitapta bi yutkunmadım değil. Romanda betimleme yok. Anı gibi Öykü gibi düz anlatım var zira kitap bir gezginin Fugui ile karşılaşıp ilgisini çekmesi sonunda Fugui nin kendi hikayesini anlatması ile başlıyor. Kitabın bir diğer çarpıcı özelliği ülkenin kötü yönetilmiş "komün sistemi" Bu özelliği ile kitap komün sistemin ve kültürel devrimin halka yansımalarını gözümüze değil kalbimize sokuyor. Aynı cephede ekmek arayan cephe arkadaşı vali olurken o yoksulluğun dibini yaşıyor. Kitaptaki Ölümler acımasız ve katıksız anlatılmış. "süprizbozan" vermemek için Özellikle 1 kaç tanesi deyip geçiyorum. Konu hırpalayıcı olsa da okuması kolay bir kitap. Betimlemeden detaylardan metaforlardan bıktım diyenler için okuması
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma