anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975
86 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
6/10
·320 syf.··
2023 1. kitabı
Roman Tom adlı kahramanın üzerinden akmaktadır. Kahramanımız Tom un bir hastalığı vardır. Angeria denen bu hastalık ile Tom ve bu hastalığa sahip kişiler (ki kendilerine Albalar demekteler) belirli bir yaşa kadar büyüdükten sonra yaşlanma hızları diğer insanlara (ki bu insanlara da mayıs sinekleri demekteler) kıyasla 10-15 kat yavaşlıyor. Yani kahramanımız 40 lı yaşlarında olmasına rağmen 400 küsür yıllık bir hayat yaşamıştır. Her ne kadar kulağa hoş gibi gelse de albalar için bazı sorunlar da getirmektedir. Tüm sevdiklerinin yaşlanmalarını ve dahi ölümlerine tanıklık etmek yeteri kadar bi azaptır zira. İnsanların dikkatlerini çektikleri zaman da beklemedikleri düşmanlıklarla da karşılaşabilmektedirler. Eski zamanlarda cadı avcılarının hedefi olurlarken zaman geçtikçe araştırma yapmak isteyen doktorlar için de kobay olarak kullanılma korkusu yaşamaktadırlar. Albaların oluşturduğu derneğin yazılı olmayan kuralları doğrultusunda 8 yılda bir mekân ve kimlik değiştirerek bu tehlikelerden uzaklaşmaya çalışırlar. Daha doğrusu bunun için yönlendirilirler. Tom un son yılları da 40 lı yaşlarında bir tarih öğretmeni olarak işlenmektedir. Yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı ve kendi gibi alba olan kızını bulmaya çalışmaktadır. Bu zaman zarfında Tom un hastalığını keşfetme zamanları, annesinin kaybı, zorunlu kaçış seyahatleri ve karısı ile tanışması, çocuğunun doğması ve tekrar kaça hikayeleri güzel bağlantılarla anlatılmış. 1500 lere gidip bir hikaye anlatılıyor sonra günümüze dönülüyor. Okuması kolay bir roman. Hem kurgusu güzel, hem anlatımı rahat. Hani insanı -bu hastalığın iyi mi kötü mü olduğunu sorgulatıyor. Zaman kavramı hayat kavramında gidip geliyor. Ben genel olarak romanı ve anlatımı beğendim. Böyle uzun bir yaşam sırasında, Tom un yaşadığı dönemlerde
Roman
Zamanı Durdurmanın YollarıMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202215,1bin okunma
Reklam

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
4/10
·160 syf.··
2022 13. kitabı
Oruç Aruoba
8.2/10 · 6,8bin okunma
4/10
·160 syf.··
2022 13. kitabı
Kitap ölüm, yaşam ve felsefe başlığı altında 3 bölümden oluşuyor. İlk bölümde ölüm konusu şiirler ile anlatılıyor. Ölümün "hatırlanmayacak tek anı" olarak tanıtıldığı kısım aklımda kaldı. Ne yaparsak yapalım bizi beklediği, kaçmaya çalıştıkça yaklaştığı, yaşamın parçası olduğu söylenmiş. Değişik bakış açıları yakalamış aslında. Bazılarından etkilendim. Düşünmeye itti. Zira düşünmekten kaçındığımız, yokmuş gibi saydığımız bir kavram ölüm. Hal bu ki düşündükçe daha anlamlı bir hayat yaşama şansımız olabileceğine inanıyorum. Güzel ve anlamlı hayat yaşayanların ölümden çok korkmadığına inanıyorum. Arkamızda bıraktıklarımız, anılarımıza güvenmek , onların bizi en azından bir süre daha yaşatacağına inanmak az da olsa ölümü normalleştirecektir. İkinci bölüm yaşam. Bu bölümde anlatım dili şiirden çıkmış düz yazı-şiir arası bişey olmuş. Daha kısa cümleler, şiir gibi, küçük cümlelere gibi, minik paragraflar gibi. Ancak ilk bölümde ölümün gerçekliğini yüzümüze vuran , onu kanıksatmaya çalışan yazardan, bu bölümde "yaşamanın kıymetini bilin" şeklinde cümleler bekliyordum. Ancak pek öyle gelmedi bana. Ne yaparsanız yapın sizi hayat yenecektir, Yapmak istediklerinizi yapamadığınız bir hayat sizi bekliyor şeklinde anlatımlara yer verilmiş. Sen istediğin kadar güzel bir şarkı söyle bağırarak, hayat denen şey sağırdır sana diyor. Aydınlığa olan hasretin ile yürüdüğün bir hayat yaşarsın ama sonunda ulaştığın koca bir karanlıktır ve aslında bir körsündür" şeklinde ters köşe kelime oyunları, umutsuz sonlar, karamsar fikirler aklımda kaldı. Bir yerden sonra cümlelerin ya da paragrafların nasıl biteceğini tahmin etmeye başladım. Aydınlık arayan ya kör çıkıyor yada karanlığa kavuşuyor. Ya da karanlıktan gözü kör oluyor.
De ki İşteOruç Aruoba · Metis Yayınları · 20186,8bin okunma
6/10
·160 syf.··
2022 12. kitabı
Huzursuzluk. Zülfü Livaneli nin İstanbul-Mardin-Amerika üçgeninde geçen ezidilerin ve göçmenliğin ana tema olarak anlattığı bir aşk hikayesi. Gazetecilik yapan ve Mardinli olan İbrahim, çocukluk arkadaşı olan Hüseyin in müslüman karşıtı bir grupça Amerika da öldürülmesinin haberini alır. Zamanın geriye aktığı Doğduğu topraklara döner ve haberi araştırmaya başlar. Hüseyin Mardinli yerel bir aktivist tir ve özellikle göçmenlere yardım konusunda çalışmalar yapmaktadır. Ezidilerin olduğu bir bölgede yardım çalışmalarında bulunurken Meleknaz ile karşılaşır. Meleknaz IŞİD zulmünden kaçan göçmen olarak Mardin de kalan bir ezidi kızdır. Yaşadığı zulüm ve tecavüz sonrası kör bir bebeği vardır. Hikayesi ve yaşadıklarından dolayı Hüseyin Meleknaz ı ve bebeğini sahiplenir kollar hatta kol kanat germekle kalmaz evlenmeye karar verir. Başta ailesi karşı çıkar bu evliliğe. Zira ezidiliğe yaklaşımları şeytana tapan ezoterik , gizemli ve zararlı bir inanıştır. Ailesi gibi bu evliliğe karşı olan müslüman kesim de Hüseyin i Mardin de öldürmeye kalkışır. Hüseyin zorla ikna edilerek Amerikaya kaçar, Meleknazı da çocuğu ile beraber sonradan yanına almak üzere İstanbul a gönderir. Ancak ırkçılık peşini Amerikada da bırakmaz ve çalıştığı yerde müslüman olduğunu teşhir ettikten sonra müslüman ırkçı bir kesim tarafından öldürülür. Anlatıcımız romanın sonlarına doğru bu hikayenin peşinde İstanbul da Meleknaz a ulaşmaya çalışır ve ulaşır da ancak kadının yaşadığı zulüm, anıları tüm insanlara karşı bir güvensizlik oluşturmuştur. Kadına gösterilecek Hiçbir merhamet kaybettiklerini, geride bıraktıklarını geri getirmeyecektir. Özetle konu bu tabii. Ancak sanki 600 sayfalık bir roman yazılmış da yazar bize özet bir kitap çıkarmış şeklinde sunulmuş bence. Ezidilik, Mezapotamya, ırkçılık gibi
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma