anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975
86 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
7/10
·110 syf.··
2022 11. kitabı
Bizim büyük çaresizliğimiz romanını okuduktan sonra BB nın bu romanını da övenler olduğu için okumak istedim. Veciz Sözler den önce çıkardığı kitapları pek beğenmeyenler olmuş. Ancak ben Veciz Sözler romanını beğendim. Zaten kısa bir roman. Veciz Sözler, verilen bir kelime ile dinleyicilerin cümleler kurduğu, fikirlerini bildirdiği bir radyo programı. Bu radyo programına katılan dinleyicilerinden birinin ağzından dinliyoruz romanı. Anlatıcı, radyo programı sırasında dinleyicilerden biri olan Sulhi Uyanık ın paylaşımlarını takip eder ve roman da böylece Sulhi Uyanık ın hayatına girerek başlar. İlk başlarda biraz silik başlıyor. Anlatımında bir numara göremedim ancak konu Sulhi nin hayatına girdikçe, özellikle roman sulhi nin ağzından aktarıldıkça anlatım da güzelleşiyor. B.B.Çaresizliğimiz deki gibi vurucu sözler, cümleler, betimlemeler çok ama çok güzeldi. Aralarda kullandığı metaforik nesneler, örnekler ve benzetmeler keyifle okumayı sağlıyor. Hüzünbalığı diye bir ara hikayesi var mesela, Sulhi nin Kumru ya anlattığı. Çok yerinde güzel bir ara hikayecik olmuş. İlk başlarda Sulhi nin Hasan ile arkadaşlığı ve sonrasında , arkadaşlığa, sevgiye , aşka , insanlara bakışları, yalnızlıkları, kederleri, sessizliklerini anlamaya çalışıyoruz önce. Sonra Hasanın sevdası, karşılıksız kalan aşkı giriyor romana. Romanın Yarısından sonra da Sulhi nin Nesteren aşkı, yaşadıkları, hisleri, aldatılışlarına tanık oluyoruz. Barış Bıçakçı 2 erkek 1 kadın üçlemesini seviyor sanırım. BB Çaresizliğimiz de de 2 erkek 1 kadın aşkı vardı. Bu roman da 2 samimim arkadaş ile başlıyor. Sulhi nin Nesteren aşkı sırasında Nesteren in "sevdiği adam" ile de samimi olması, neredeyse beraber vakit geçirmesi bana aynı kurguyu hatırlattı. Yani ana konu olarak radyo programından yola çıkması, kahramanın
Veciz SözlerBarış Bıçakçı · İletişim Yayıncılık · 20161,624 okunma
Reklam

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
Puan vermedi·533 syf.··
2022 10. kitabı
Hakan Günday
7.9/10 · 35,3bin okunma
Puan vermedi·533 syf.··
2022 10. kitabı
Yeraltı edebiyatı denen karamsar anlatım tarzını sevmediğimden dolayı hiç haz almadığım bir roman oldu. Roman 3 kısımdan oluşuyor. Kinyas ve Kayra nın beraber karıştıkları olaylar Kinyas ile Kayra nın yolları ayrıldıktan sonra Kayra nın hikayesi Kinyas ile Kayra nın yolları ayrıldıktan sonra Kinyas ın hikayesi Anlatım olarak zengin kabul etmek gerek. Yani sürekli ölmek isteyen 2 kişinin hayatlarını anlatırken tekrara düşmeden anlatmak ve betimlemek ustalık ister tabii. Kinyas hayatı tamamen saçma ve anlamsız bulan bir karakter. Ölümü muhteşem bir son gibi bekliyor. Sorgulaması yok. Zira her şey saçma, herkes saçma ve anlamsız. Beklediği en anlamlı şey ölüm. Güzel bir kapanış yapmak istiyor bu hayatta. Kayra gençliğinde ve çocukluğunda daha elit bir karakter. Okumuş, Sorgulamış, irdelemiş. Ancak en temel matematik formüllerinde bile tutarsızlıklar görmüş. Sonunda da tıpkı Kayra gibi o da hayatın anlamsız ve saçma olduğunda karar kılmış. O da ölümü beklemekte. Her ikisi de önce zihin ölümlerini gerçekleştirmek istiyor. Kimse ve hiç bir şeyi desteklemiyorlar. Vicdan bağları yok. Kimse ile pek anlaşamadıkları halde afrika ya yerleşmiş bir yazar ile birden iyi anlaşıyorlar. Adı da Hakan Günday tabi ki :) O yerleri çok gereksiz buldum işin doğrusu. Kinyas ve Kayra Tutku ve saplantıları her neyse bırakmak terk etmek istiyorlar. Kayra nın sigarayı ve içkiyi bırakması gibi. İçkinin verdiği rüya halinden uyanıp gerçek hayatının neye benzediği ile yüzleşmek istiyor. Tıpkı yukardaki cümle gibi çarpıcı ilgi çekici cümleler var kitapta , üstelik de epey fazla. Dediğim gibi takdir edilesi bir yetenek olabilir bu anlatım ancak bahsettiğim yeraltı edebiyatı beni baydı. Kan gövdeyi götürüyor. ölüm tecavüz, sex , içki kumar , hırsızlık, cinayet, uyuşturucu insanın içini
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
6/10
·198 syf.··
2022 9. kitabı
Nasipse Adayız romanını okumuştum Ercan Kesal ın. Çok bir edebi oyun ya da edebi bir dahiliği yoktu kitabın. Ancak oyunculuktan geldiğini tahmin ettiğim bir okuma rahatlığı ve huzuru vardı. Sinemada canlandırdığı kararsız, özgüveni olmayan ancak çoğu kez zararsız şahsiyetler beni çekti doğrusu. Okumuyor da seyrediyor gibi hissettirmişti. Bu roman ise tam olarak bu cümle ile başlıyor. Romanı seyretmeye davet ediyor bizi. Üstelik kendi hayatını, kendi anılarını, kendi çocukluğunu, kendi acılarını, kayıplarını. Ercan Kesal ın doğduğu diyarlara gidiyoruz. Annesi babası ile tanışıyoruz. Evinde beraber salçalı ekmek yiyoruz, yaramazlıklar yapıyoruz. Dükkânda babasına yardım ediyor, komşuları ile konuşuyoruz. Üniversiteye gidiyoruz, gösterilere katılıyoruz. Hayal kırıklıkları yaşıyor, ağlıyor ama toparlıyoruz. Anadolu, fakirlik, baba, anne, aile, tıp eğitimi, sol görüş, olaylar, darbeler, üzüntü, kasvet, duyarlılık, sevgi, ölüm, Romanı bu şekilde özetlesem sanırım yanlış olmaz . Yokluklarla, kavgalarla yitip giderken ailesine olan sevgisini içinde saklayan bir adamın anı kitabı olmuş Peri Gazozu. İsmini ayrıca sevdim. Kapak renkleri çok güzeldi, içindeki hikayelerde bir o kadar içtendi ve sanki kamera konulmuşçasına anlatılmış. Günün sonunda ufkumu açmadı , vay be ne edebi numaralar yapmış dedirtmedi. Ancak izlemek-okumak arası güzel vakit geçirtti. Genel olarak öykü kitaplarını sevmem, tercihimin uzun soluklu romanlar. Ancak bu kitaba bir öykü kitabı da denemez. Zira birbiri ile bağlantılı konular, kahramanlar. Biyografik roman tadında bir anı kitabı.
Peri GazozuErcan Kesal · İletişim Yayınevi · 20196bin okunma