Serkan Karaismailoğlu nun yazdığı Mater serisinin 2. kitabı.
İlk kitabın kurgusuna, polisiye ve aksiyonlu kısımlarına ek olarak aralarda verdiği bilimsel ve beyin ile ilgili nörotik bilgiler ile keyifle okumuştum.
Çok bir edebi beklenti beklemek zaten mantıklı değil bu üçlemeden zira okura vermeyi taahhüt ettiği şey edebi bir romandan çok bu tür bilgileri aktarmak ve okura sunmak.
Bu anlamda ilk roman son derece tatminkardı.
Ek olarak olay kurgusu, Meryam ın evi terk edişi, ortadan kaybolması, onun bulunması için yapılan polisiye çalışmalar, ana ve yan karakterlerin olması keyifli bir okuma sağlamıştı.
Bu romanda o aksiyonun onda biri yok maalesef.
İlk -neredeyse- 300 sayfayı özetlesek 3-5 sayfada özetlenir sanırım.
Konu inanılmaz yavaş ilerliyor.
Kurguda bir bütünlük yok, bölümler birbirinden kopuk, her kahraman kendi aleminde.
İlk romandan kalan yarım bilgiler bir türlü ışığa kavuşmuyor.
İlk romanda Neredeyse kaçırılması odak alınan Meryam, bu roman boyunca neredeyse karşımıza hiç mi çıkmaz.
Naapar o kadın hamile başıyla bir mahzende, nedir iç dünyası, onu arayan kocası nerde, o kamyonda işi ne? Ülkenin polisi unuttu gitti mi durumu?
Bir de Tesla -bu romandaki adı ile Pia- 25 yıl sonra karşısına çıkan gerçekten sonra nasıl bir anda abisine bu denli bağlanır, annesinden bu denli uzaklaşır.
"Size anne diyebilir miyim" repliği ile gezen bir masal kedisi gibi geldi bana.
İlyası da roman boyunca tesla dan ve galen den hınç alacak diye bekledik, o da 2 günde bitti.
Devin ve Galen beraber başladıkları bu hikayede nasıl bu kadar çabuk ayrı düştüler.
Enteresan gelen konular yok muydu.
Yine aralarda verilen bilimsel makale alıntıları gayet ilgi çekiciydi.
NEON tarikatının ortaya çıkışı, iç hesaplaşmaları, kendi iç çatışmaları, hiyerarşisi falan enteresan kısımlardı.
Optogen