anil çokugurluel

anil çokugurluel
@Oneal1975
86 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
7/10
·104 syf.··
2022 8. kitabı
Sayfa olarak az gözükse de diyalogları irdeledikçe içinde kaybolunacak bir roman. Roman diyorum ancak tek bir anlatıcı üzerinden gidiyor roman. Anlatıcımız eski bir avukat. Fransız kendisi ancak konu Amsterdam da bir barda başlıyor. Direkt olarak okuyucu ile diyalog kurarak ilerleyen romanda net bir konu yok. Anlatıcının kendinde ve başkalarında gördüğü eksiler artılar güzel ve karanlık yönleri samimi bir şekilde vermeye çalışmış. Benim okuduğum baskıdan olabilir (Can Yayınlarından aldım) Çeviriden kaynaklı olabilecek bazı devrik cümleler ve cümleye uymayan kelimelerden ben biraz rahatsız oldum. Öne çıkan bir duygu yada savunduğu net bir şey yok. Bazen iyi bir aşık olduğunu savunurken bazen kadınları kullandığını itiraf ediyor. Bazen çok yardımsever ve duyarlı olurken hayatının başka bir döneminde bunu bir üstünlük olarak vurguluyor. Kendinin de yaptığı bu tür sapmaları bize ve kendisine itiraf ederken aslında kendimizi de sorgulamamızı sağlıyor. Aslında herkesin yaptığı yada yapmadığı , yapması gereken yahut yapmaması gereken davranışların hareketlerin analizini yapıyor. Belirttiğim gibi net bir konu olmamasına rağmen sıkmayan bir şekilde akıcı ve net bir anlatımla irdelenmesi gereken güzel cümleler ile roman bir solukta okunabiliyor. Enteresan bir şekilde, kurgusundan kaynaklı sanırım, roman kendini içine çekiyor. Kitaba adını veren bölümde , avukatımız Paris'te evine giderken geçtiği bir köprü üzerinde bir kadının intiharına şahit olmasıdır. Kadının köprünün kenarında durmuş denize baktığını görünce umursamamış, yoluna devam etmiştir. Köprüden rıhtıma çıktığı sırada kadının suya 'düşüş' sesini duyar. Şaşkınlıktan olduğu yerde donakalır. Arkasını dönüp bakamaz, hatta tek bir adım bile atamaz. Bir süre sonra da arkasına bile bakmadan yoluna devam eder. Bu,
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

anil çokugurluel

, bir kitap okudu
7/10
·194 syf.··
2022 7. kitabı
Ercan Kesal
7.9/10 · 870 okunma
7/10
·194 syf.··
2022 7. kitabı
Merakla okumayı istediğim bir romandı. Ercan Kesal ın okuduğum ilk romanıdır kendisi. Konu ana tema olarak, siyasetten uzak kendi halinde bir hastane sahibi bir doktorun , kendini birden belediye başkan adaylığına önerilmesi ile başına gelen olaylar zinciridir. Kemal karakteri biraz içine kapanık, aslında çok da siyasete uygun bir kişiliği olmayan, şiir ve edebiyat seven hatta romantik bir kişiliktir. Boşanmış karısına özlemleri, yaşadıkları ve yaşamak istediklerinden Kemal in bu romantik yaklaşımını anlayabiliyoruz. Kendi dışında meydana gelen bazı gelişmeler ile belediye başkanlığı için aday adayı olur. Zira hastane sahibi olması ve doktor olmasından dolayı onu bu işe yakıştırmışlardır. Şoföründen arkadaşlarına kadar tabiri caiz ise herkesin gazına gelerek adaylığını kuvvetlendirecek çalışmalar içinde bulur kendini. Maddi olarak büyük yüklerin altına girer. Belirli bir zamandan sonra geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini anlar. Ancak geri dönmek ve vaz geçmek için de çok fazla emek ve para harcamıştır. Bu çalışmalar sırasında kendi rızası olmayan, kişiliğine uymayan davranışlara girer. Kendinden sıkılır kendinden uzaklaşır. Roman boyunca bu çalışmalar kapsamında bazı siyasi kişiliklerden birileri sürekli yemek yer. Sanki siyasetteki açgözlülük hırs gibi kavramlar bu yemek yeme sahneleri ile gösterilmiş. Romanın sonlarına doğru bir yemek sonrası tüm yediklerini kusması artık bu tür işlere tahammülünün kalmadığını ve vücudunun kaldırmadığını gösterir gibiydi. Bir de asansör sahnesinde , aşırı yüklenen asansörden birinin inmesi gerekli olduğunda asansörden inen "fazlalığın" Kemal olması çok güzel işlenmiş kısımlardı. Hele altın takma sahnesi tabii ki. Yaptıklarından utanan sıkılan memnun olmayan Kemal zoraki bir altın takma töreninde kendi altınını keseye atarken
Nasipse AdayızErcan Kesal · İletişim Yayınları · 2015870 okunma
5/10
·488 syf.··
2022 6. kitabı
Serkan Karaismailoğlu nun yazdığı Mater serisinin 2. kitabı. İlk kitabın kurgusuna, polisiye ve aksiyonlu kısımlarına ek olarak aralarda verdiği bilimsel ve beyin ile ilgili nörotik bilgiler ile keyifle okumuştum. Çok bir edebi beklenti beklemek zaten mantıklı değil bu üçlemeden zira okura vermeyi taahhüt ettiği şey edebi bir romandan çok bu tür bilgileri aktarmak ve okura sunmak. Bu anlamda ilk roman son derece tatminkardı. Ek olarak olay kurgusu, Meryam ın evi terk edişi, ortadan kaybolması, onun bulunması için yapılan polisiye çalışmalar, ana ve yan karakterlerin olması keyifli bir okuma sağlamıştı. Bu romanda o aksiyonun onda biri yok maalesef. İlk -neredeyse- 300 sayfayı özetlesek 3-5 sayfada özetlenir sanırım. Konu inanılmaz yavaş ilerliyor. Kurguda bir bütünlük yok, bölümler birbirinden kopuk, her kahraman kendi aleminde. İlk romandan kalan yarım bilgiler bir türlü ışığa kavuşmuyor. İlk romanda Neredeyse kaçırılması odak alınan Meryam, bu roman boyunca neredeyse karşımıza hiç mi çıkmaz. Naapar o kadın hamile başıyla bir mahzende, nedir iç dünyası, onu arayan kocası nerde, o kamyonda işi ne? Ülkenin polisi unuttu gitti mi durumu? Bir de Tesla -bu romandaki adı ile Pia- 25 yıl sonra karşısına çıkan gerçekten sonra nasıl bir anda abisine bu denli bağlanır, annesinden bu denli uzaklaşır. "Size anne diyebilir miyim" repliği ile gezen bir masal kedisi gibi geldi bana. İlyası da roman boyunca tesla dan ve galen den hınç alacak diye bekledik, o da 2 günde bitti. Devin ve Galen beraber başladıkları bu hikayede nasıl bu kadar çabuk ayrı düştüler. Enteresan gelen konular yok muydu. Yine aralarda verilen bilimsel makale alıntıları gayet ilgi çekiciydi. NEON tarikatının ortaya çıkışı, iç hesaplaşmaları, kendi iç çatışmaları, hiyerarşisi falan enteresan kısımlardı. Optogen
Arachnoid MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 202010,9bin okunma