Kendi halinde bir üniversite hocası olan Hakan bir gün bir kitapçıya girer.
Orada sorduğu bir kitap ile artık hayatı eskisi gibi olmayacaktır.
Kitapçıda çalışan Yağmur, tespit ettiği bazı ulvi işaretleri onda gördüğünden dolayı Hakan a Kronk isimli bir dinin peygamberi olabileceğini bildirir.
Hakan ile Yağmur un Aralarında bir ilişki başlar. Hakan Başlarda bu din ve peygamber olayını çok umursamasa da yavaş yavaş Yağmur onu konuya dahil eder ve olayın içine çeker.
Ancak bu dinde bir peygamber vardır aslında ve henüz kimse yüzünü görmemiştir.
"İkinciciler" denen Bir kısım bu dinin mensubu da uzun zamandır yeni bir peygamberin geleceğini ve dinin yükselişe geçeceğini beklemektedir.
Din içindeki bu iktidar savaşları, 2 li oynayanlar, ideoloji ve hırs hem Yağmuru hem de Hakanı ve her ikisinin de aile ve arkadaş çevresini etkileyecektir.
İlginç bir konusu var romanın. Özeti de bu şekil aslında.
Ancak romanı daha özel kılan kısım bölümlerin bir çoğunun bir sinema filminin anlatılması gibi görsel olarak anlatılması.
"Odada Hakan ve Yağmuru görüyoruz şu an, fonda bir müzik var, birbirlerine sarılmışlar, gözümüz duvardaki tablolara kayıyor şimdi.." gibi bölümler ile okumuyor da izliyoruz yada romanın senaryo halini okuyoruz gibi anlatılmış.
Kısa kısa bölümleri, dinamik anlatımı ile çok akıcı bir roman.
Dinin efsanelerini anlatan bölümler de romana renk katmış. Kilit konular var oralarda da. Bu "kutsal kitaptan alınan kısımlarda noktalama kullanılmamış ve bu kısımdaki metinlerde "ve" bağlacı yok , onun yerine "ile" bağlacı kullanılmış.
Bu da enteresan bir detaydı.
Bu dinin kullandığı metaforlar, kaşığı sol elde tutma detayı, tercih edilen mor renkler, destekçileri olan "ince bilekliler" ve efsaneleri ve bunlara özel anlatım üslubu hakikaten bir din kurgusu hissi vermiş