Bana göre namazın taşıdığı ehemmiyet yalnız görüntü itibarıyla eğilip kalkmak değil, belki Allah ile buluşup, konuşmak, yalvarıp yakarmak ve huzûr-ı kalbe erip rızasını kazanmaktır. Elbette huzûr-ı kalbe eremiyorum diye namaz terk de edilmez. Belki her defasında adım adım namazın hakikatine yaklaşılır. Unutmayın, namazda huzûr-ı kalbe çabalayan ile hiç kılmayan asla bir olmaz. Nitekim abdestsiz olduğunu unutup namaz kılan birinin namazı külliyen bâtıl olsa da Allah ona ecir verir.
En tehditkar kötülükler, ortalarda görünmeyenlerdir. Çünkü insanların kalbinde bir maskenin ardında saklı durur. Ne zaman hangi suretle görüneceği belli olmaz. En acıtanıysa, en yakınlarının kalbine çöreklenmiş ve en zayıf anında karşına çıkandır.
Unutulmak herkes için sanıldığı kadar korkunç değildir; yazgısı hüzünlü kelimelerle dolu biri, söz hakkı olsaydı muhakkak unutulmayı seçerdi. Her anlatıldığında yarası yeniden kanayan insanın acısını, ancak unutulmak dindirir. Unutulmak ve bir daha hiç hatırlanmamak.