Öner

Öner
Öğretmen
Lisans
Ankara/Düzce
Kırşehir, 20 Aralık
215 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Milli Eğitim Bakanı okulların dört dörtlük noktaya geldiğini söylemiş. Aslında olabilirdi arkadaşlar mevcut düzende bile .Çok garip bir şey söylüyormuşum gibi algılanabilir ama öyle olmadığını bir örnekle size açıklamak istiyorum. Şimdi 2-3 sene öncesine kadar bakanlık bütçeleri il -ilçe milli eğitimlere veriyordu bunlar da mevcut bütçeyi okulun durumuna göre yersen dağıtıyordu. Arkadaşlar bu süreçte okullarda 5 kuruş olduğunu görmedim . Sonra sistem değişti. Bu para okullara direk gönderilmeye başlandı. Dandik bir köy okulunda bile 200 milyara yakın bütçeler oldu. Bu parayı da nakit olarak harcayanıymışsınız mutlaka bir alışveriş göstermeniz gerekiyor. Tabi işin ehli şerefsiz müdürlerimiz yine bir yolunu buluyor o ayrı. Demem o ki tepeden aşağıya gelen para arada öyle bir yeniyor ki okula gelene kadar 3-5 kuruş kalıyor. Siz şimdi okuyorsunuz MEB bütçesi şöyle böyle o para gelmiyor ki kullanılmıyor bütün problem bu hırsız topluluğunda…
Duygu ve Düşünce
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Hırsızkratların halkın desteğini kazanmanın son çaresi hırsızkrasiyi haklı çıkaracak bir ideoloji ya da din inşa etmeleridir. Obaların ve kabilelerin zaten kör inançları vardı, çağdaş kurumsal dinlerin de var. Ama obaların ve kabilelerin kör inançları merkezi otoritenin, zenginliğin el değiştirmesinin ya da akraba olmayan insanlar arasında barışı korumanın haklı gerekçesini sağlamaya hizmet etmiyordu. Kör inançlar bu işlevleri kazandığı ve kurumlaştığı zaman din dediğimiz şeye dönüştüler. Hawai şefleri başka yerlerdeki şeflerin tipik örneğiydi; tanrı olduklarını, tanrıdan geldiklerini ya da hiç değilse tanrıyla doğrudan ilişki kurduklarını iddia ediyorlardı. Şef halk adına tanrılarla ilişki kurarak, çok yağmur yağdırmak, iyi ürün almak, bol balık yakalamak için gerekli tören kurallarını halka vererek hizmet ettiğini iddia ediyordu.
Tübitak Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
II. Dünya Savaşı'na kadar savaşlarda ölenlerin çoğu savaş yaralarından değil savaşla taşınan hastalıklardan ölüyordu. Büyük komutanları göklere çıkaran bütün o askeri tarihler insan egosunun balonunu söndüren bir doğruyu hafife alıyorlar: Eski savaşların galipleri her zaman en iyi komutanlara ve silahlara sahip olan ordular değil, çoğu kez yalnızca düşmanlarına bulaştıracak en berbat mikropları taşıyanlardı.
Tübitak Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Tolstoy'un sözü
Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer; mutsuz ailelerin mutsuzluğuysa kendine özgüdür.
Tübitak Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Böyle daha mı iyi olurdu acaba
Morioriler, Chatham Adaları'nda kalmak ve birbirleriyle iyi geçinmeyi öğrenmek zorundaydılar. Bunu da savaş denen şeyi tamamıyla defterden silerek başardılar, nüfus artışından doğabilecek anlaşmazlıkları en aza indirmek için de bazı erkek çocuklarını kısırlaştırıyorlardı. Sonuçta az nüfuslu, savaşçı olmayan, basit teknolojiye ve silahlara sahip, güçlü önderlerden ve örgütlenmeden yoksun bir toplum çıktı ortaya.
Tübitak Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı