İnsanlar da bulutlar gibidir; zamanın rüzgârıyla şekil değiştirir, aynı kalmazlar. Onları anlamak, bir anlık görünümlerine değil, geçip giden hallerine tanık olabilmekten geçer.
Üniversitede okuyan gençlerin en büyük derdi, işsizlik ve kitapsızlıktı. Bunlara yabancı dil öğretilemiyordu. Türkçe’de ise hemen hemen kitap yoktu. Hemen hiçbir hoca bir telif eser vermezdi.