…Bana öyle geliyor ki insan hatırlayamadığı bir geçmişten beri göremediğim ya da anlayamadığı bir kavgaya girişmiş. Ve insan bu savaşta binbir zorlukla karşılaşmış ve bunları da yenmiş.
Yalnız bir tanesini yenememiş: insanı
İnsanlık kendi kendinden öyle iğreniyor ki!
Bütün olay, yılların nasıl geçtiğini fark etmiyor olmamız, diye düşünüyordu. Yıllar da değil; her şeyin nasıl değiştiğini fark etmiyoruz. Her şeyin değiştiğini biliyoruz, çocukluktan itibaren öğretiyorlar her şeyin değiştiğini, kendi gözlerimizle defalarca gördük her şey değişirken, ama aynı zamanda değişim gerçekleşirken bu anı hiçbir şekilde ayırt etme yetimiz yok, ya da değişimi aramamız gereken yerde aramıyoruz.
İnsanlar da bulutlar gibidir; zamanın rüzgârıyla şekil değiştirir, aynı kalmazlar. Onları anlamak, bir anlık görünümlerine değil, geçip giden hallerine tanık olabilmekten geçer.