"Aynı sen, farklı insanların hikayelerinde iyi, kötü, sevilen, nefret edilen, özlenen veya istenmeyen olacaksın... çünkü her insanda yansımamız farklıdır; nasıl yansıyacağımız biraz da koşullara, ihtiyaçlara ve aynanın kim olduğuna bağlıdır."
”Bağırsakların 7/24 aktiftir; yalnızca yemek yediğinde devreye girmez. Düşündüğünden çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir. Mesela utanınca sadece yanakların kızarmaz — mide duvarın da kızarır, adeta yere bakar gibi olur. Bilim insanları hâlâ bu ‘mide utanmasının’ işe yarar bir nedeni olup olmadığını bilmiyor, ama bildiğimiz şu: Bağırsak sadece sindirimle ilgilenmez. Elbette vücudunun içinde yaşayan bilinçli bir uzaylı solucan değil, ama orada olup bitenler düşündüğünden çok daha karmaşıktır.
Bir anlamda bağırsakların senin ikinci beynindir. Bunun nedeni, bağırsak boyunca uzanan enterik sinir sistemi denen sinir ağıdır. Bu sistem yalnızca sindirimi düzenlemez; aç ya da tok olduğunu da bildirir. Leptin (tokluk hormonu) ve ghrelin (açlık hormonu) gibi hormonlarla birlikte çalışır. Hatta o meşhur ‘açken sinirlenme’ hâlinde — yani hangry olduğunda — bile rol oynar.
Hepimiz, yediğimiz şeylerle nasıl hissettiğimiz arasında güçlü bir bağ olduğunu biliriz. Bazı tatlar ruh halimizi anında değiştirebilir. Bana bir dilim muzlu kek verin mesela; bir anda tüm kara bulutlarım dağılır. Bu sadece yemekle anı arasındaki duygusal bağdan değil, aynı zamanda bağırsaklarını fethedip orada yaşamını sürdüren trilyonlarca mikrobun etkisindendir. Onlar sadece yediklerini sindirmez, aynı zamanda ruh hâlini de şekillendirir.”
“Teknik olarak insanlar birer deuterostomdur. Yani embriyonik gelişimimiz sırasında oluşan ilk açıklık — blastopor adı verilen delik — anüse dönüşür, ikinci açıklık ise ağız haline gelir. Başka bir deyişle, hepimiz yaşamımıza ‘arka taraftan’ başlıyoruz.
Sperm yumurtanın dış zarını delip içeri girdiğinde, hücreler hızla bölünerek bir top biçimini alır; bu aşamaya blastula denir. Blastula daha sonra içten dışa doğru yırtılarak bir açıklık oluşturur. Bu açıklığa blastopor denir ve tahmin edeceğiniz üzere, bir süre sonra o açıklık gelecekteki anüsümüz olur.
Her ne kadar blastopor kulağa zarif ve bilimsel bir terim gibi gelse de, sonuçta o, sindirim sistemimizin başlangıcı değil, sonudur. Yani varlığımız, annenizin rahminde yüzen minik, bağlantısız bir anüs olarak başlar. Bu hem biyolojik bir gerçek, hem de isterseniz oldukça zekice bir hakaret malzemesi!”