Çok gezen Odysseus’un Hades’ten haberler getirmesi gibi, o da yeniden dirilen, geri dönen bir kişi olarak gölgelerin ve alevlerin diyarından, gayet ince ayrıntılı tarifler verir, kanıyla ve dudaklarındaki soğuk seğirmelerle, ölümle yaşam arasındaki bilinmez durumların varlığına tanıklık eder. Hastalığı sayesinde sanatın en yüce noktasına, bir keresinde Stendhal’in belirttiği gibi, “d’inventer des sensations inédites” (Şimdiye değin görülmemiş duygular icat etmek için), aslında tohum olarak içimizde bulunan fakat kanımızın serin ikliminde olgunlaşamayan duyguları, tropik bir ortamda gelişmişçesine anlatma noktasına erişir.