Hiç şüphe yok ki, Latin Hıristiyanlığı'nın 10. yüzyıldan 13. yüzyıla kadarki parlak başarıları, kendi çağlarına fazlasıyla ilgi gösteren tarihçilerin ilgisini hakediyor. 18. ve 19. yüzyıllarda tıpkı bir anıt gibi bütün dünyanın üzerinde duran Modern Batı uygarlığı, işte bu köklerden doğmuştu. İşte bu nedenledir ki, Seine, Rhine ve Thames havzalarının ortaçağ tarihi, çağımızı anlamak isteyen kişiler için özel bir önemi hâizdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Normanlar ve Fleming'ler, Kudüs'e kadar nüfüz eden, Suriye ve Filistin kıyılarında bir dizi Hıristiyan devle-ti kuran, çok daha görkemli Birinci Haçlı Seferi'nde (1097-99) de öncü rolü oynadılar.
Önceki yüzyıllarda Almanlar arasında vukû bulduğu gibi, şimdi de kuzey bölgesinin İskandinav ülkelerinin hırslı monarkları, kendileri için ol-ldukça yararlı olduğunu gördükleri için Hıristiyan kilisesiyle ittifak kurma yoluna gittiler. Hıristiyan törenlerinin şaşaası, debdebesi, esrarengizliği ve
buna ilave olarak, bir de kurtuluş umudu sunması, barbarları, Hıristiyanlık'ın safları arasına katılmaya cezbetti.
Oğuzhan Çakır’ın Anadolu'da Moğol İstilası adlı eseri, 13. yüzyılda Moğol İmparatorluğu'nun Anadolu’ya yönelik ilerleyişini ve Türkiye Selçuklu Devleti'nin bu tehdide karşı verdiği mücadeleyi ele almaktadır. 1243 Kösedağ Savaşı’ndan 1277 yılına kadar uzanan bu süreçte, Anadolu’nun siyasi dengeleri büyük ölçüde değişmiş, Selçuklu Devleti giderek Moğolların hâkimiyeti altına girmiştir. Kitap, yalnızca siyasi ve askeri olayları değil, aynı zamanda Anadolu’da ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik değişimleri de incelemektedir. Türkmenler, Ahiler ve Mevleviler gibi grupların Moğollara karşı tutumu, Selçuklu idaresinin bu yeni dönemdeki stratejileri ve Anadolu’daki direniş hareketleri kitapta detaylı bir şekilde ele alınmaktadır.
1243 yılında gerçekleşen Kösedağ Savaşı, Anadolu’nun kaderini belirleyen en önemli dönüm noktalarından biri olmuştur. Selçuklu ordusu, Moğol komutanı Baycu Noyan yönetimindeki kuvvetler karşısında ağır bir yenilgi almış ve Selçuklu Sultanı II. Gıyaseddin Keyhüsrev Moğolların üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu savaşın ardından Türkiye Selçukluları, Moğollara yıllık vergi ödemeye başlamış ve devletin yönetimi Moğol denetimine girmiştir. Merkezi otoritenin zayıflaması, Anadolu’da isyanların ve iç karışıklıkların artmasına sebep olmuş, özellikle Türkmen beyleri bağımsız hareket etmeye başlamıştır.
Kitap, Moğol işgaline karşı verilen tepkileri de ele almaktadır. Ahiler ve Mevleviler gibi dini ve ekonomik gruplar, Moğol hâkimiyetine karşı kendi yöntemleriyle direniş göstermiştir. 1277 yılında Memlük Sultanı Baybars, Anadolu’ya bir sefer düzenleyerek Moğollara karşı büyük bir zafer kazanmış, ancak uzun vadede bu hareket Moğol hâkimiyetini sona erdirmeye yetmemiştir.
Moğol istilası, Anadolu Selçuklu Devleti'nin çöküş sürecini hızlandırmış ve