"O paralarla ne alındı sizce?" diye tekrarladı. "Silah?" sordu Jesper.
"Gemi?" diye merak etti İnej.
"Bomba?" diye fikrini belirtti Wylan. "Siyasilere rüşvet?" dedi Nina. Hepsi Matthias'a baktılar.
"İşte tam bu noktada bize ne kadar rezil olduğumuzu söylemen gerekiyor, " diye fısıldadı. Matthias omuz silkti. "Hepsi akla yakın seçimlere benziyor."
*****
Birinci kitabın son bölümünde Kaz'ın planı sekteye uğramıştı. Van eck sözünde durmamış, onları kandırmış ve İnej'i kaçırmıştı. Kaz, hem Hayalet'ini onların elinden almak, hem de yıllardır içinde sakladığı intikamını hayata geçirmek için tekrar plan yapar. Hepsinin hedefleri ve umut ettiği bir gelecek vardır, ve bunu gerçekleştirmeleri için bu planın işe yaraması gerekmektedir.
Bence bu kitabın bu kadar sevilmesinin sebebi -karakterler dışında- kurgunun tamamen özgün olması. Biz genelde fantastik kitaplarda kurt, vampir, nefiller, melezler vs görürüz. Ama Bardugo, tamamıyla kendi kurduğu bir dünya yaratmış. Dolayısıyla farklı bir evren ve farklı bir hikaye okumak insanları daha da cezbediyor.
Kendinizi Ketterdam'da olmadığınıza ikna etmeniz zor olacak ama bu maalesef ki bir kurgu. Her zamanki gibi kendi gerçekliğinize dönmek zorunda kalıyorsunuz. Her ne kadar sonunu sevmemiş olsam da, bu seri en sevdiklerim arasına girdi.
Spoiler...
İlk kitapta olduğu gibi, bu kitapta da karakterler arasındaki geçişler çok iyiydi. Her karakterin bakış açısından okuyabiliyoruz kitabı. Kaz, Jesper, İnej, Nina, Matthias ve wylan... Hepsi de gönlümde taht kurdu. Kitaba başlarken her bir karakteri bu kadar benimseyeceğimi düşünmüyordum. Ve yazara büyük bir içtenlikle soruyorum; neden en sevdiğim karakter ölmek zorundaydı? O kadar gereksizdi ki, onun ölmesi.. Sırf kitabı hüzünlü bitirmek için yazdı