Damla

Damla
Kendi çapında bir yazar, kitapsever, çizer, tasarımcı, müziksever, sinefili, gamer ve evcil hayvan sahibi. Fantastiğe tüm ruhumu teslim etmiş biri. Belki de bir peri.
Spoiler İçerir!
5/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2024 31. kitabı
Dikenler ve Güller Sarayı sanırım güzel ve çirkin uyarlamasından yaratılmış. Ki ben kitabı alırken bunu bilmiyordum. Özellikle de uyarlama bir kitaptan çok bambaşka bir konsept aradığımı söyliyim fakat bunu kitabı okurken kendim fark ettim. Tek bildiğim ilk kitabının insanlar tarafından pek sevilmediği, ağır olduğu ve serinin diğer kitaplarının çok daha iyi olduğuydu. Ki illa bu kitabı da sevenler olmuştur. Ben açıkçası Feyre karakterinden nefret etmedim ama kendisini aşırı fazla da sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Kitabın ilk başlarında Tamlin onu götürmeden önce mesela çok güzel bir giriş olduğunu düşünmüştüm ve kitabı seveceğimi sanmıştım ama öyle olmadı. Feyrenin ailesi çok sinir bozucu ve acayip benciller. Kız için hiçbir şey yapmayıp şımarık davranıyorlar bu durum daha sonra toparlansa bile karakterin neden onlara geri dönmek istediğini anlayamıyorum. Tamam aile önemlidir, seversin ve seçemezsin ama bu kadar mı olur? Maske olayı bence hoş bir detay ancak ben kızın oradan gereksiz kaçma çabasından acayip sıkıldım. Kitabın girişi bittikten sonra tüm gelişme kısmında sadece tutsak olmadığını üstüne basa basa söyledikleri halde kızın saçma sapan kendine silah bulma çabaları, gidicem gidicem diye zırlayıp hiçbir şekilde gitmemesini, onlara karşı tutumumunun bi böyle olmasını okuduk resmen. Ben sıkıldım yani tüm gün evde geçen o sahnelerden. Yani sanki yazar aralarında bi ilişki olsun ama yavaş ilerlesin diye kızı sürekli gideceksin tamam diye avutmuş gibi geldi . Kızın şansına bir resim odası olması falan gibi detaylar fazla tesadüfiydi. Orada zorunlu kalsam(!) okuma-yazma fırsatını da daha hızlı değerlendirirdim. Tamlin karakteri hakkında kötü bir şey düşünmüyorum şahsen bence saf bi karakterdi, adını unuttum maalesef (lucien?) ama yanındaki arkadaşını daha çok
Edebiyat
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Tamamen spoiler içerir!
1/10
·544 syf.··
2024 30. kitabı
Yozlaşmış Harabeleri tamamen yüksek puanına ve yorumlara bakarak aldım. Fantastiğe sardığım bu dönemde Türk yazarlar da raflarımda yer alsın istedim. Öncelikle kitabın konusu gayet ilgi çekici gözüküyordu. Kitabın ilk sayfalarını da aslında keyif alarak okumaya başladığımı söyleyebilirim. Ama sonrasında gerçek anlamda benim için bir işkenceye dönüştü. Öncelikle Rena karakteri bana fazla yüzeysel geldi. Kızımızın etraftaki hal ve tavırları çok irrite edici ve asla zekice diyalogları yok. Ne yaptığı belirsiz ama sanki harika biriymiş gibi lanse ediliyo. En yakın arkadaşının adı da yanlış değilsem Erin gibi bir şeydi ve ben çok uzun süre kız mı erkek mi olduğunu yemin ederim anlamadım. Ki bu benden kaynaklı olabilir, sürekli bir kafa karışıklığına yol açtı. Aralarındaki dostluk hadi en başta iyiyken diğer diyara gittiğinde arkadaşının ne yaptığını çok da umursamaması beni rahatsız etti. Kızın belli bir kısmında karakterin nerede olduğu belli değil ve adı bile geçmiyor. Hani yaralanıyor ve o sırada arkadaşının yanında olması gereken Rena hâlâ aşk peşinde, prensesçilik oynamakla meşgul. Bu beni acayip rahatsız etti. Aralarındaki ilişkiyi çok yapay buldum. Madem bi halta yaramayacaktı o zaman karakter onunla hiç gelmeseydi. Baş erkek karakterimizle aralarında asla bir uyum bulamadım hatta okurken çok sıkıldığımı söylemeliyim. Rena sürekli ve sürekli onu düşünüp duruyor, her şeyi ondan bekliyor falan başka biriyle daha önce ilişkisi olduğunu öğreniyor hâlâ umrunda değil. Adam ise ciddi manada hiçbir şey yapmıyor yani aralarında elektrik bile yok. Sürekli o şatodan bu şatoya gezip görüşüyolar ve adam akıllı hiçbir şey yaşanmıyor bağ kuracakları bi olay göremiyorum. Çok yetersiz geldi bana. Ayrıca sürekli evren onu istiyordu, işte yok ama kimse ona bir şey diyemiyordu gibi
1000Kitap
Yozlaşmış HarabelerEmre Gül · Ren Kitap · 2023553 okunma
Doğru Okur Manifestosu
Merhaba. Bu platformdan ve insanlarından her geçen gün nefret ediyorum. Bir süre inzivaya çekildim ama şimdi yine buradayım çünkü platformu artık doğru düzgün kullanmanıza ihtiyacım var. Doğru Okur olmanıza. Peki ben kimim ve 'doğru okur' dediğim şeyin ölçüsünü nereden biliyorum? Cevap basit: Araştırmayı seviyorum ve bu metinde, kişisel düşüncelerimden çok kaynaklar konuşacak. Karşınızda büyük emekler ile hazırladığım "Okuma Eylemine Dair Bir Manifesto: Kuramsal ve Toplumsal Bir Yaklaşım" adlı makale. Özet: Bu çalışma, dijital okur-yazarlık pratiklerinin biçim değiştirdiği, hızla tüketilen içeriklerin anlam derinliğini gölgelediği günümüz sosyal medya ortamlarında “okuma eylemi”ne dair teorik ve toplumsal bir sorgulama ihtiyacından doğmuştur. Yazarın bireysel deneyimi ve gözlemleriyle şekillenen bu metin, öznel bir isyanı değil, nesnel bir çözümlemeyi temel alır. Bu bağlamda, “doğru okur” kavramı, yalnızca estetik bir tercih değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluk alanı olarak ele alınacaktır. Okumak, bir kitabın sayfalarında dolaşmak değil yalnızca; bu dünyaya, zamana ve sisteme karşı bir duruş biçimidir. Okur olmak, sadece bir hikâyeyi takip etmek değil, aynı zamanda onu oluşturan sistemleri, arka planları ve ideolojik yapıları sorgulamak demektir. Bu makalede, bireysel bir eylem gibi görünen okumanın aslında nasıl toplumsal, kültürel ve politik bağlamlara oturduğu tartışılacaktır. Manifesto niteliğindeki bu çağrı, hem kuramsal hem de deneyimsel düzlemde ele alınacaktır. 📖 DOĞRU OKUR MANİFESTOSU Kitapların hakkını teslim etmek, önce kendini tanımakla başlar. I. BÖLÜM — “Okur” Demek, Sadece Kitap Açmak Değil Bugün herkes kendini “okur” sayıyor. Elbette herkes kitap okuyabilir; ama herkes "iyi okur" değildir. Kitapları okumak değil,
1000Kitap
Otostopçunun Galaksi Rehberi
6/10
·248 syf.··
2021 1. kitabı
Maalesef beklentilerimi karşılamayan bir kitap oldu benim için. Bilim kurgu denince listelerde hep ilk sıralarda olmasına aldandım sanırım. Kötü denemez ama iyi de denemez bana göre. Bilim kurgu çok sevdiğim bir tür ve bu kitaptan açık ara çok daha iyi bilimkurgu yapımları var. Kitapta betimlemeler aşırı sınırlı, ve kavramların derinliği yok. Kurgu kısmı bilim kısmına ağır basmasın diye özel çaba sarf edilmiş fakat başarılı olunamamış izlenimi veriyor. Bazı kısımlar aşırı zorlama olmuş. Konu itibariyle de anlatım biçimiyle de çok orijinal gelmedi. Kitap bitene kadar acaba benim göremediğim neyi görüyor bu insanlar diye şaşırtacak bir şeylerin olmasını bekleyip durdum. Benim içini doyurucu bir kitap olmadı maalesef umarım okuyanlar ve okumayı düşünenler beğenir. Herkese keyifli okumalar diliyorum.
1000Kitap
Otostopçunun Galaksi RehberiDouglas Adams · Alfa Yayıncılık · 20209bin okunma