Çocuklar belki de hiçbir zaman hayata gelmek istemediler, içimizdeki boşluğu doldurmakla yükümlü bu çocuklar, ta ki kendi içlerindeki boşluktan ümitsizliğe kapılarak gidip aynı şekilde başka çocukları hayata çağırana kadar; can sıkıntısından dünyaya geldiler ve can sıkıntısıyla lanetlendiler, ne için yaşadıklarından habersiz tüm kuşaklar soru soran gözlerini sana dikmiş ve onları hayata çağıran sen, içlerinde en az bilgisi olan sensin...
İnsan yorgunsa eğer ve ertesi sabah uyanması için bir sebebi varsa yaşam ne güzeldir diye düşünüyor. Bu bilgiye nadiren sahiptir insan, her seferinde boş, beyhude bir varoluş uyanır, bazen buna uzun süre katlanamayacağını düşünür. Zaman zaman kendini çok çaresiz hissedebilir, masanın üzerine yığılabilir ya da bazen başını alıp duvarlara çarpmak isteyebilir, düşündüğü ne varsa parçalanıp gitsin diye fakat en sonunda bir an gelir ve uyku bastırır;her şeye galip gelen düşüncelerimizden ve çaresizliklerimizden daha güçlüdür uyku, sıkıntılarımızdan tümünü kolayca bir kenara iter, böylece ölümcül düşünceler silinir gider.