İnceleme yazarken gene çok zorlandığım kitaplardan biri, ne yazsam acaba bu kitap hakkında diye 2 gündür düşünüyorum. 1831 yılında Victor Hugo'nun kaleme aldığı eser. Ama kitap 15. yüzyılı anlatıyor. Okuması çok zor ve bence boşluğu çok olan bir kitap. Asıl konu kısaca özetle Esmeralda isimli bir kızın, Quasimodo, Başdiyakoz Claude Frollo, filozof ve oyun yazarı Pierre Gringoire ve Yüzbaşı Phoebus karakterleriyle yaşadığı kısacası aşk olaylarını anlatan bir kitap. Ama bu kitaba aşk kitabı demek olaya çok yanlış açıdan bakmak olur. Tarihi bir eser niteliği de taşıyor bu kitap çünkü dönemin Paris'ini ve Notre Dame'ı çok detaylı bir şekilde anlatıyor ki bir bölüm tamamen şehrin yapısını ve katedrali anlatıyor bu da bir kitap uzunluğunda. İki Şehrin Hikayesi'ne çok benzettiğim bir kitap. İkisi arasında kıyaslama yapınca terazi eşit gözüküyor. Tabi benim fikrim böyle. Bu kitap güzel bir kitap olmasına karşın olumsuz bulduğum yönler olumlu bulduğum yönlere göre daha fazla. Kitabın uzun olması, çok boşluk barındırması, bence bu kitabı 550 sayfa değil de 200 sayfaya rahatça sığdırabilirdik, kitap zaten asıl olayını 200. sayfalarda anlatmaya başlıyor, son 150 sayfa sadece biraz atraksiyonlu geçiyor. Yani boşluğu çok olan bir kitap. Romantizm akımı. Ben şahsen yazarın kitabı bölüp bir şeyler anlatmasından dolayı bir kopukluk vs. yaşamıyorum ama hoşuma da gitmiyor bu olay. Pek sıcak bakmıyorum o yüzden bu akıma. Her ne kadar tarihi bir eser olsa da çok güzel bir şekilde kaleme alınsa da konusunun aşk olması ne yazık ki beni üzüyor. Okurken ya ben neredeyim neler oluyor demedim hiçbir zaman, her zaman olaya bağlıydım ve hiç kopmadım ama bu kitabın gerçekten okunması zor. Güllük gülistanlık bir kitap değil. Yeni başlayana kesinlikle önerebileceğim bir kitap değil. Hakkında daha
Franz Kafka'nın babasına yazdığı kurgu dışı bir mektup. Kafka aile yapısına, baba-oğul ilişkisine gerçek ve sancılı tarafıyla yaklaşıyor. Görülmeyen ama her zaman tesiri altında olunan, özgürlük veren ve aynı zamanda zincirleyen, öğütleyen ve aşağılayan bir gücün etkisi altında olduğunu anlatıyor ve babası olan herkesin, baba olan herkesin, bu kitaptan kendine bir şeyler çıkartmasını sağlıyor. Sadece bir mektup değil bir itiraf ve bu dünyanın pembe taraflarından arınıp karanlık taraflarına bir bakış, bir yakarış. 8/10
Bu kitap bir roman zaten değil, öyküde değil, novella bile değil. Bir anlatı sadece. Duygulardan uzak sadece olayı kabataslak anlatan bir metin sadece. Bir kitaba kolay kolay keşke daha uzun olsaydı demiyorum ama bu kitap en az 100-150 olmalıydı. Hele Dostoyevski gibi yazarların aklına böyle bir fikir gelse Allah muhafaza. Ama bu öykünün gerçekten çok iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Çocukluğumda beni en çok etkileyen film Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi'ydi, kitabını da okudum ama duygudan biraz yoksun olduğunu görünce üzülmedim değil. Ve ilk defa bir eserin filminin kitabından daha iyi olduğunu düşündüm. 10/10