4 öyküden oluşan bir kitap. Dostoyevski ile en son Kumarbaz ile kötü ayrılmıştık. Ev Sahibesi'nde ise tekrar durumu biraz toparladı. Klasik Dostoyevski anlatımı. Okuma zevki aldım. Ev Sahibesi, Bay Proharçin, Dokuz Mektupluk Roman ve Polzunkov. Ev Sahibesi ve Bay Proharçin klasik bir Dostoyevski anlatımıydı ama Dokuz Mektupluk Roman ile Polzunkov farklı anlatımlara sahipti. Dokuz Mektupluk Roman iki arkadaş arasında geçen bir mektuplaşmayı anlatıyor ve gerçekten ironik bir öyküydü. Polzunkov ise Dostoyevski'nin şaşırtıcı bir şekilde mizahi türde bir öykisüydü. Genel olarak iyi bir kitaptı. 9/10
Demir Ökçe Jack London'ın yazdığı bir nevi siyasi eleştiri kitabı. Bu kitapta öncelikle dikkatimi çeken şey çevirmen Levent Cinemre'nin yaptığı açıklamalardan dolayı kurgu ve gerçeği ayırt edemem oldu. Kitap bitince Avis Everheard gerçek mi acaba diye araştırdım hatta. Beni açıkçası çok içine almadı kitap. İyi başladı, iyi şeyler geliyor dedim ama daha sonra oldulu bittili bir anlatımla karşılaştım. Olayın içinde değiliz bir seyirci olarak duruyoruz sadece. Jack London bu sefer farklı bir yazım tarzındaydı bunu sonraları fark ettim. Oligarşi, Sosyalizm gibi kavramları inceliyor Jack London. Benim bu tür siyasi düşüncelere pek ilgim olmadığı için de bu kitaba bağlanamamış olabilirim. Kitabın sonlarına doğru biraz hareketlilik oldu sadece ama o kadar olaysız geçti ki kitap olay olan kısmında da heyecanlanmadım. Okuma zevki pek alamadım. Kitaba hep olumsuz eleştiri yaptım ama Jack London'dan okuduğum Bir Kuzey Macerası gibi beni kötü etkilemedi. 8/10
İlk defa bir şiir kitabını bitirdim. Daha önce Nazım Hikmet Henüz Vakit Varken Gülüm okudum yarıya kadar ama bitirmedim. Şiir beni pek sarmıyor. Ama arada gerekli olduğunu düşünüyorum. Edebiyat dünyasına hakim olmak için şiir edebiyatına da hakim olmak gerek. O yüzden arada sırada şiir iyi olur. 8/10