Büşra

Büşra
İngilizce Öğretmeni
İngiliz Dili ve Edebiyatı
251 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·200 syf.··
2021 11. kitabı
Kitabın incelemesine başlamadan önce biraz 19. yüzyıldan bahsetmek istiyorum. Bu yüzyılda kadın roman yazarlar, bireyin büyüme ve bilinçlenme öykülerini anlatan romanlar yazmaya gayret gösteriyorlar. Bu tür romanlar bu yüzyıl boyunca yaygınlık gösteriyor. Kadın yazarlar toplumsal gerçekleri derinden kavrayarak bu gerçekleri kitaplarında anlatırlar. Yüzyılın sonuna doğru yeni yazar neslinin ortaya çıkmasıyla birlikte kadın romanı feminist romana evriliyor. Bu süreçte kadın yazarlar erkek egemen topluma karşı çıkarıyorlar. Feministler, kadınların kendilerini ifade etmelerini engelleyen sınırlara meydan okuyorlar, fedakarlığı reddediyorlar, ataerkil düzen ve din anlayışına karşı çıkıyorlar. Kate Chopin de kitaplarında bu durumu ele alan Amerikan romancılardan birisi. Uyanış, Amerika'da yaşayan bir kadının özgürleşme ve kendini bulma çabasını ele alıyor. Edna hayatının ortasında bir aydınlanma yaşıyor. Böylece kendisinde topluma karşı çıkabilecek gücü buluyor. Evli kadın kahraman Edna, hayatı boyunca geleneksel kadın ve eş rolünü benimsediği için kendi özgür kimliğini hep bastırıyor. Yani Edna' nın kişiliğinin toplum tarafından biçildiği aşikar. Edna, kocası ve çocuklarıyla çıktığı yaz tatilinden sonra kendisine 'olmak istediğim kişi bu mu?' sorusunu soruyor ve Edna' nın hayatında bir değişim başlıyor. Bu değişim ona, ailesi ya da yaşadığı toplum için değil kendisi için yaşaması gerektiğini öğretiyor. Edna'nın bu tutumu aslında tam bir uyanış değil farkındalık ve arayış. O, ataerkil toplumun normlarına aykırı bir davranış sergilemiş olsa da yine ataerkil normları reddedip bu normlar dışına çıkamıyor. Ve beklenen son.. Sevgili Edna ancak ölümle özgürleşebiliyor.
Edebiyat
UyanışKate Chopin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,421 okunma
Reklam
Puan vermedi·144 syf.··
2021 9. kitabı
İlk okumaya başladığımda Helmer'ın Nora'yı küçük tarla kuşum, küçük sincabım, küçük kuşum gibi hayvani hitaplarla sevmesi hiç hoşuma gitmedi. Çünkü bu hayvanların ortak noktası güçsüz ve avlanmaya açık olmalarıdır. Yani buradan kadınların hem güçsüz varlıklar olduğu hem de estetik bir obje olarak görüldükleri anlamı çıkıyor. Nora kocasına her anlamda bağımlı olan bir kadın. Ve bağımlı olan bir kişi sürekli yargılanır, tıpkı Nora gibi. Helmer ise kendi üstünlüğünü kurmaya çalışan ataerkil düzenin bir temsilcisidir. Sürekli yasaklar ve kurallar koyan bir adam. Öyle ki ne kadar kural ve yasak koyarsanız itaatkarsızlığı, iki yüzlülüğü ve suç oranını arttırırsınız. 'Bebek Evi' ismiyse cinsiyet rollerini apaçık ortaya koyuyor. Nora'nın evcilik oyununda Helmer onunla oyuncak bebek gibi oynuyor. Bu noktadan sonra daha önceden de okuyup incelemesini yaptığım August Strindberg'in Matmazel Julie kitabıyla karşılaştırmalar yapacağım. Ki zaten Matmazel Julie Nora'ya karşı kaleme alınmış bir kitap. Julie bir erkeğin boyunduruğu altına girmektense ölümle özgürleşirken, Nora kocasına bağımlı ve bundan oldukça da mutlu (son sahneye kadar). Hem Julie hem de Nora kim olduklarını sorguluyorlar. Ciddi bir kimlik arayışı gözüme çarptı. Kont kızı olan Julie evin uşağıyla yatarak babasına itaatsizliğini gösterirken, Nora da hem makaron yiyerek (yemesi yasak) ve çok para harcayarak hem de Krogstad ile yaptığı iş birliğiyle gösteriyor. Nora'nın parayı savurması da bir yandan kapitalizmin göstergesi. Her iki kadın da aristokrasi sınıfındaki kadınların temsilcisi. Onurlu, şerefli, yanlış yapma lüksü (ki yanlış yapmak asla lüks değildir) olmayan, namuslu, ahlaklı, çocuklarından, evinden ve kocasından sorumlu olan kadınlar.. İki kitapta tartışılan konular hemen hemen aynı.
Edebiyat
Bir Bebek Evi (Nora)Henrik Ibsen · Agora Kitaplığı · 20121,097 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2019 4. kitabı
Savaşların zorlayıcı koşulları ya da çeşitli siyasi politikaların baskısı, insanları evlerinden, yurtlarından ve daha da kötüsü ailelerinden kopararak sığınma kampları gibi hiç tanımadıkları yerlerde, belirsizlik içinde yaşayan kimliksiz birer yabancı haline gelmeye zorluyor. Genelde savaş döneminde ve sonrasında travmalar ve stres bozuklukları meydana gelir. İnsanlar her zaman korku ve kaygıyla yaşarlar. Uygun olmayan zamanlarda travmatik bir durumda, savaş sonrası yaşanan bu duygular tekrarlanabiliyor. Çeşitli travmalarda fiziksel belirtilerin kaybolmasına rağmen psikolojik-psikiyatrik belirtilerin varlıkları yıllarca hatta yaşam boyu sürebilir. Öfke ve huzursuzluk da travma sonrasında görülen olağan tepkilerden. Bunların yanı sıra, olayla ilgili istenmeyen düşüncelerin zihinde canlanması ve olay tekrar yaşanıyormuş hissi de sıklıkla görülen durumlar arasında. Tüm bu durumları kitabın ana karakteri Billy üzerinde görüyoruz. Billy zaman kavramına sahip değil. Tralfamadore gezegenine kaçırıldıktan sonra zaman içinde sürekli seyahat etmeye başlıyor. Dresden bombardımanını yaşamış ve bu bombalamanın etkisiyle geçmişle şimdiki zaman arasında sıkışıp kalan bir birey kendisi. Bu yüzden şimdiye ait olamama duygusu ve geleceğe dair motivasyonu da yok. Kurt Vonnegut, Billy karakterini kullanarak kendi savaş anlarını kaleme almış. *Kitap, Slaughterhouse-Five ismiyle 1972 yılında sinemaya uyarlanmış.
Edebiyat
Mezbaha No:5Kurt Vonnegut · April Yayıncılık · 20152,148 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 1. kitabı
-Spoiler- Endüstrileşen toplumda maddi değerler manevi değerlerin önüne geçer. Kapitalist sistemin sonucu olan ticari kazanç, rekabete özendirir. Eğer paranız varsa, alım gücünüz yüksektir ve daha rahat bir yaşam sürersiniz. Willy ailesine daha rahat, iyi ve güzel bir yaşam sunmak için gençliğinden beri çalışıyor ve çalıştığı oranda para kazanıyor. Willy’nin bir yaşam koşulu oluşturma ya da seçim hakkı yok. Sunulan hayatı sürekli çalışarak yaşar. Çünkü kapitalist ve materyalist sistemde başka tercihi yok. Gençliğinde çok çalıştığı için yaşlandığında rahat edeceğini düşünüyor. Çocuklarını da başarılı, girişken ve yeteneklerini geliştiren birer insan olarak yetiştirmeye çalışırken kendi koşullarını zorluyor. Happy bunu başarırken Biff başaramıyor ve bir iş sahibi olamıyor. Bu yüzden Willy hayal kırıklığına uğrar ve bunalıma sürükleniyor. Willy sürekli gerçekler ve umutlar arasındaki çatışmalar sonucunda yıkıma uğruyor. Yıkımlarının sonucunda onuru ve gururu inciniyor. Düşlerinin gerçekleşmemesi de onu bunalıma sürükleyen etkenlerden birisi. Mevcut durumdan kaçarak geçmiş ve şimdiki zamanı aynı anda yaşamaya başlıyor. Yaşamın para getirmediği sistemde, ölümünün ailesine refah getireceğini düşünerek intihar etmeyi düşünüyor. Bu yüzden varlığını kanıtlamak için, materyalist sistem karşısında kendini kurban ediyor. Amerikan rüyasının bugünkü Türkiye şartlarını yansıtması da Willy'nin hikayesi kadar üzücü.
Edebiyat
Satıcının ÖlümüArthur Miller · Mitos Boyut Yayınları · 2011952 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2020 28. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 01 Aralık 2020 18:22
Matmazel Julie, alt sınıf ve aristokrasi sınıfının kadın ile erkek çatışmasını ele alıyor. Sınıfsal farklılık, cinsellik, toplumsal cinsiyet arasındaki çatışmaların yanı sıra insanın varoluş sorununu da konu ediniyor. Sınıfsal yükselme yaşamak isteyen uşak Jean, yaşadıkları cinsel ilişki sonucunda Julie'yi onursuzlaştırıyor ve onun düşüşünü, kendi yükselişini başlatıyor. Julie onursuz yaşamaktansa ve bir erkeğin boyunduruğuna girmektense trajik sonunu kendi getiriyor ve intihar ediyor. Böylece hem kendi onurunu hem de babasının itibarını kurtarmış oluyor. Diğer bir yandan da Jean'in bir anlam, aidiyet arayışı vardı. Kitabı bitirdiğimde ataerkil düzende yetişen/yaşayan kadının hangi sınıfta olduğu önemsenmeksizin üreme özgürlüğünün ve cinsel özgürlüğünün olmadığını gördüm. Ailenin ataerkil yapıda olması da cinsiyetçi sömürüyü artırması da acı verici bir gerçek oldu benim için.
Edebiyat
Matmazel JulieAugust Strindberg · Agora Kitaplığı · 2012235 okunma
Reklam