Bir insan diğer insanları ne denli çok sevdiğinden sürekli söz ediyorsa,bunu neden ilan etme gereğini duyduğu sorusu da akla gelir. Çünkü insanları gerçekten seven biri, bunu sürekli dile getirme gereğini duymaz, sevgisini yaşantıya çevirir.
Her savaş sonunda olduğu gibi mağluplar galiplerin hizmetine girdi. Onla-rın ahlâk ve âdetlerini benimsedi. Topyekun olmasa bile kasabanın yeni nesilleri, kızlar şalvar giymiş olsa, oğlanlar kasketle dolaşsa bile fırsat bulduklarında yabancıların hayat tarzını taklide başladılar.
Eskiler ömürlerinin son deminde olup-bitenleri, şaş-kınlıkla izlerken; yeni yetişen nesiller "toprak satıp pa-ra yemek" gibi yeni bir meslek edindiler.
El işlemiyor, alın terlemiyor, nasıl bir paradır bu?
Hayırsız bir paradır.
Eskiler için "el kiri" olan para, yeniler için "baş tacı" oldu Bir yere durup dururken bunca para akarsa, bunun ne-ticesi önüne geleni yıkıp geçen bir sel felaketi yaşanacak demektir. Ve yaşandı da.
Nasıl?
Artık ne büyük ne küçük, ne akraba ne hısım ne komşu, ne hürmet ne hizmet, ne merhamet ne şefkat, ne haysiyet ne mürüvvet, ne feragat ne sevgi ne de saygı kaldı.
Para hepsinin yerini aldı.