İtale Sorde

İtale Sorde
@Orrorin
Düşünme yeteneği ve isyan gereksinimi yeteneği.
İnsanî bilgelik ve fantezinin mevcut en eski ifadesi olarak ele alındığında çok ilginç ve bazen çok derin bir kitap olan Kitabı Mukaddes, bu gerçeği çok naif olarak ilk günah mitosunda dile getiriyor, insanların öteden beri taptıkları tüm Tanrı'ların kuşkusuz en kıskancı, en kendini beğenmişi, en kabası, en adaletsizi, en kan dökücüsü, en despotu ve insan şeref ve özgürlüğüne en çok düşman olan Yehova. Adem ve Havva'yı kim bilir nasıl bir heves uğruna yarattı, kuşkusuz sonsuz egoist yalnızlığı katında korkunç olması gereken can sıkıntısını dağıtmak ya da kendine yeni köleler yaratmak için; sonra o soylu bir biçimde tüm meyveleri ve hayvanlarıyla birlikte yeryüzünü onların kullanımına sundu, ancak mükemmel istifadeye bir tek sınır koymuştu. Bilgi ağacının meyvesini açıkça yasaklamıştı. Böylece tüm bilinci kendisinden çalınan insanın sonsuza dek hayvan kalmasını, bengi Tanrı'nın, yaratıcısının ve efendisinin önünde dört ayak üstünde durmasını istiyordu. Fakat o sırada bengi isyancı, ilk özgür düşünür ve dünyalar kurtarıcısı Şeytan geldi, insanın hayvansal bilinçsizliğinden ve uşaklığından utanmasını sağladı; onu itaatsiz olmaya ve bilginin meyvesini yemeye özendirerek onu kurtardı ve alnına özgürlüğün ve insanlığın damgasını bastı.
Sayfa 90 - Belge·Kitabı okuyor
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ona sahip olmuşlardı. Onlarla pazarlık etmeyi düşünmüştü; ancak çok saf bir anarşistin düşünebileceği bir şeydi bu. Birey Devlet'le pazarlık edemezdi. Devlet güçten başka para tanımaz: Üstelik parayı da kendisi basar.
Sayfa 233 - Metis·Kitabı okudu
"Lanet olsun!" dedi yüksek sesle. Pravca, küfür etmek için iyi bir dil değildi. Cinsellik pis bir şey olmayınca, günaha girme diye bir şey olmayınca küfretmek zordur.
Sayfa 221 - Metis·Kitabı okudu
Açlık
O gün kahvaltı niyetine hiçbir şey yemeyen yolcular, böylece altmış saat aç kaldılar.... Toplumunda, dünyasında hiç kimse yemeksiz kalmamıştı. Tren lekeli ve tozlu bir taş ocağıyla, kapalı duran bir fabrika arasındaki yan hatta saatlerce beklerken, açlığı artmış, açlığı arttıkça da açlığın gerçekliği üzerine ve toplumunun, gerçek gücünü oluşturan dayanışmayı yitirmeden bir kıtlığın üstesinden gelememesi olasılığı üzerine, ümitsiz düşüncelere kapılmıştı. Yeterince hatta kıtı kıtına yetecek kadar yiyecek olduğu zaman paylaşmak kolaydı. Ya olmadığı zaman? O zaman güç devreye giriyordu; güçlü olan haklı oluyordu; güç, onun aygıtı şiddet ve en büyük müttefiki, görmezden gelen göz.
Sayfa 220 - Metis·Kitabı okudu
Yirmi yaş dolaylarında öyle bir an vardır ki, yaşamının geri kalan kısmı boyunca ya herkes gibi olmayı, ya da farklılıklarını erdeme dönüştürmeyi seçmen gerekir.
Sayfa 214 - Metis·Kitabı okudu