...Ülkede ise, kültür işçileri yoktu. Milletin düşüncesi uyuyor, cehalet gün geçtikçe çoğalıyordu. Bu yüzden saygısızlık ve yoksulluk da artıyor, devletin gücü zayıflıyor, ahlak, fikir ve ticaret hayatı iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyordu. Milleti uyandırmakla görevli olanlar ve az çok bir şeyler öğrenmiş kişiler ise gelin görün, neyle meşguldüler? Onlar hayal ürünü romanlar okuyarak zevkten dört köşe oluyorlardı...
Görünüşe göre en medeni olan milletler bile, barış ve huzur içinde hayatlatını geçirebilmek için henüz yüksek bir medeniyet düzeyine ulaşamışlardır. İnsanlığın iptidai hayatının kalıntılarından olan kin, düşmanlık ve vahşet, -azın deniz dalgalarının alçak yerlere vurması gibi- insanlar arasında yayılıyor. İnsanlar etten duvarlar örer gibi toplulukları oluşturup kendilerini savunurlarken,zorunlu olarak kanlı taşkınlık ve çılgınlıklar yaşanıyor. Askerlerinin göğüslerini vatan savunmasında canlı siper edinen her ordu, kuşkusuz değerlidir. Sınırlarını koruyan böyle bir orduyla millet huzurlu olduğu gibi, serbest çalışma hürriyeti de kazanılır.
Kredi, gelecek karşılığında bugünü inşaat etmemize imkan sağlar. gelecek kaynaklarımızın, bugünkü kaynaklarımızdan çok daha fazla olacağı varsayımın üzerine kuruludur.