"Dikkat ne işe yarar ki? Aynı şekilde gözlemek de neymiş? İnsanlar hep bir şeyleri gözlerler. Aslında görmeleri gerekir. Ben baktığım şeyleri görürüm. Ben bir görücüyüm."
Önce ellerindeki tahta parçasına, sonra da yüzüme baktı. Memnun kalmış olacak ki ellerini yaptığı biblonun üstüne kapattı. Kendi profilimin tahtaya ustaca oyulduğunu son anda seçebildim. "Eskiden ne olduğunu, şimdi ne olmadığını ve ileride ne olacağını biliyor musun? diye sordu.
Sorusu kulağıma bilmece gibi geldi. "Hayır."
"Bir görücü," dedi katiyetle. "Çünkü E'lir o demektir."
"Kvothe aslında bir Re'lar," dedi Simmon saygılı bir üslupla.
Kukla küçümsercesine burnunu çekti. "Hiç de bile," dedi, bana daha yakından bakarak. "Zamanla bir görücü olabilirsin, ama henüz öyle değilsin. Şimdilik bir bakıcısın. Bir gün gerçek bir E'lir olacaksın. Tabii gevşemeyi öğrenirsen." Oyduğu tahta suratı kaldırdı. "Burada ne görüyorsun?"
Elindeki artık biçimsiz bir tahta parçası değildi. Düşünceli bir ifadeye bürünmüş yüz hatlarım biblodan bana bakıyordu. Daha yakından görmek için öne doğru eğildim.
Kukla gülerek ellerini kaldırdı. "Geç kaldın!" derken bir anlığına çocuk gibi göründü. "Çok dikkatli baktığın için yeterince göremedin. Fazla bakmak görmeye mani olabilir, anlıyor musun?"
Kukla bibloyu yan yatmış kuklalardan birine bakacak şekilde masaya koydu. "Küçül tahta Kvothe'yi görüyor musun? Nasıl baktığını? Ne kadar da dikkatli. Ne kadar da azimli. Bıraksan yüz yıl daha böyle bakar, ama önündekileri görebilir mi?"