Dairem, o güne dek içinde yaşadıklarım bir yana, gördüklerim arasında bile en gösterişlisiydi. Ahşap mobilyalarla dolu odaların duvarları, cilalanmış bir taşla kaplıydı. Kuş tüyü yatak otuz santim kalınlığındaydı ve şöyle bir uzanmak için perdelerini çektiğim zaman bana Anker'ın Yeri'ndeki odam kadar büyük gözüktü.
Hattâ dairem o kadar güzeldi ki ondan ne kadar nefret ettiğimi anlamam neredeyse bir günümü aldı.
Pabuçları düşünün. Bulabildiğiniz en büyük çifti değil, ayaklarınıza uyanı almak istersiniz. Pabuçlarınız fazla büyükse ayaklarınızı vurur.
Aynı şekilde dairem de beni vuruyordu. İçi boş, devasa bir gardıroba, yine içleri boş çekmecelere ve çıplak kitap raflarına sahiptim. Anker'ın Yeri'ndeki odam minicikti, fakat burada kendimi boş bir mücevher kutusunun içinde sağa sola yuvarlanan bir bezelye gibi hissediyordum.
Herkese selam. Felsefeye giriş yapmak istiyor ve cesaret edemiyorsanız bu kitap tam da size göre. Hem bir roman hem de felsefedeki önemli kişileri kısaca tanıtan farklı bir kitap. Evet farklı açılardan aynı soruları düşünmemizi sağlayan felsefeyi bu kadar basit anlatması da Jostein Gaarder 'in iyi bir yazar olduğunu kanıtlaması için yeterli olsa gerek. İyi okumalar. Sıkılmayacağınıza eminim diyebilirim.