Rahip Lawrence: Tanrım bu kutsal sözleşmeyi iyi karşılasın,
Sonra bize keder verip hışmına uğratmasın!
Romeo: Amin, amin! Ne dert gelirse gelsin başıma,
Onu gördüğüm kısacık bir anın sevincine,
Bil ki keder denk olamaz.
Kutsal sözlerinle sen bizi bir kez birleştir de
O aşk yutan ölüm, ne yaparsa yapsın bundan böyle,
Yeter ki, ona, benim diyebileyim.
Rahip Lawrence: Şiddetle başlayan hazlar, şiddetle son bulurlar,
Ölümleri olur zaferleri,
Öpüşürken yok olan ateşle barut gibi.
En tatlı bal bile tadıldıkça bıkkınlık verir,
Aynı tat isteği, iştahı köreltir.
Onun için ölçülü sev ki uzun sürsün sevgin,
Hedefe hızlı giden, yavaş kadar geç varır.
İşte geliyor küçük hanım da. Böylesine hafif ayakları
Zedeleyebilir mi ömrün dikenli yolları!
Oynak yaz havasında yorgun argın sallanan
Bir örümcek ağına asılsa bile
Yine düşmez sevdalı insan;
Öylesine hafiftir aşk denilen kuruntu.
Juliet: Kutsal pederimin akşamı hayırlı olsun!
Rahip Lawrence: Romeo, ikimiz için de sana teşekkür edecektir kızım.
Juliet: Ona da iyi akşamlar. Ama, teşekkür niye?
Romeo: Ah, Juliet! Eğer senin mutluluğun da
Rahip Lawrence: Doğu bulutlarını ışıktan çizgilerle renklendirerek
Çatık kaşlı geceye gülümsüyor gök gözlü sabah;
Alacakaranlık bir sarhoş gibi sendeleyerek
Kaçıyor doğan günün yolundan
Ve Titan'ın ateş saçan tekerleklerinden.
Güneşin yakıcı bakışı gündüze sevinç saçıp
Kurutmadan gecenin çiylerini,
Gidip doldurmalıyım bu bizim sepeti
Zehirli otlar ve şifalı çiçeklerle.
Doğanın anası da, mezarı da topraktır,
Doğduğu rahimdir doğanın gömüldüğü yer;
Doğurduğu birbirinden bambaşka çocuklarını
Bağrına basıp emzirir onları;
Çoğunun birçok yararlı özelliği vardır,
Yararsızı yoktur, ama her biri ötekinden başkadır.
Özlerindeki eşsiz güç otların, bitkilerin, bazı taşların
Büyüktür inanılmayacak kadar.
Yeryüzünde yaşayan en zararlı şey bile
Özel bir yarar taşır bu yeryüzüne;
En yararlı şey bile yanlış kullanılırsa
Yok edip doğru sonucu ulaşır zarara.
Kullanmayı bilmezsen, iyi döner kötüye,
Kötü de bazen yücelir erdemmiş gibi.
Şu minik çiçeğin taze filizlerinde
Zehir de var, iyileştiren özler de:
Romeo: Binlerce kez beter olsun gece, senin ışığın yoksa.
Öğrenciler nasıl ayrılırlarsa ders kitaplarından
Öyle koşar seven sevdiğine giderken;
Okula nasıl canı sıkkın giderse öğrenciler,
Öyle ayrılır seven sevdiğinden.
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Juliet: Nasıl geldin buraya söyle, hem niye?
Bahçenin duvarları yüksek, zor aşılması,
Kim olduğunu düşün bir de,
Mezar olur sana bu yer, bizden biri görürse.
Romeo: Aşkın hafif kanatlarıyla aştım bu duvarları,
Durduramaz sevgiyi çünkü taştan sınırlar,
Hem aşkın isteyip de başaramadığı ne var!
Engel olamaz bana bu yüzden akrabalar.
Juliet: Bir görürlerse, sana kıyarlar.
Romeo: Hayır, daha çok tehlike saklıdır senin gözlerinde
Onların yirmi kılıcından! Tatlı bak yeter;
Korur beni onların düşmanlığına karşı.
Juliet: Dünyada istemem senin burada görülmeni.
Romeo: Saklar beni onlardan gecenin pelerini;
Beni bulsunlar ne çıkar, yeter ki sen sev beni:
Geç ölmektense senin sevginden yoksun
Yaşamıma son versin kinleri daha iyi.
Juliet: Kim yardım etti sana, burayı bulman için?
Romeo: Aşk yardım etti, aramamı fısıldayarak;
O bana akıl verdi, ona göz oldum ben de.
Denizci değilim, ama uzak denizlerde yıkanan
Uçsuz bucaksız kıyılar kadar uzak olsan da sen
Sana ulaşmak için açılırdım denizlere.
Sayfa 40 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu