Yalnız, gözlerin bu canlılığında bir başkalık var: her şeyi bildiği halde duygulanamayan bir ifade. Görünüşüme bakma, içim öldü artık diye korkuturdu beni. İnanmazdım.
Juliet: Gidiyorsun öyle mi, kocam, sevgilim, dostum benim!
Her gün, her saat haber bekliyorum senden,
Bir dakika içine nice günler sığar;
Ah, bu hesapla iyice yaşlanmış olacağım
Romeo'mu bir daha görünceye kadar.
Romeo: Hoşça kal! Hiçbir fırsatı kaçırmayacağım
Selamımı, sevgimi iletmek için sana.
Juliet: Ah, Romeo, bir daha görüşebilecek miyiz, dersin?
Romeo: Hiç kuşkum yok; bu çekilen acılar
İleride konuşacağımız tatlı anılar olacak.
Sayfa 90 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Juliet: Dörtnala koşun ey ateş ayaklı küheylanlar,
Güneş Tanrısı Phoebus'un sarayına doğru!
Phaeton gibi bir sürücü sizi kırbaçlayıp batıya kadar,
Bulutlu geceyi hemen getirmeli.
Öyle ser ki örtünü sevgi yaratan gece,
Meraklı gözler kapansın; ve Romeo,
Kimseler görüp konuşmadan atılsın kollarıma.
Âşıklar örerek yapabilirler sevgi törenlerini
Işığında kendi güzelliklerinin.
Aşk körse eğer, en çok gece yaraşır ona.
Gel soylu gece, ey ağırbaşlı karalar giymiş ana,
Gel de öğret bana, nasıl kaybedilir
Bir çift lekesiz bekârete oynanan oyun.
Bu tanımadığım aşk cesaret buluncaya kadar,
Yanaklarımda kanat çırpan bu vahşi kanı
Kara pelerininle ört ki, gerçek sevgi
Alçakgönüllü davranıp doğal görünsün;
Gel gece; gel Romeo; gel sen gecemin gündüzü;
Çünkü gecenin kanatları üstünde sen
Kuzgunun sırtına henüz düşen kardan daha ak görünürsün!
Gel ey sevecen gece, gel, sevimli, kara başlı gece,
Bana Romeo'mu ver; sonra öldüğünde,
Al da küçük yıldızlara böl onu;
Onlar göğün yüzünü öyle bir süsleyecektir ki,
Bütün dünya gönül verip geceye,