Dünyaya göklerin damgasını vuran,
ışığı ile zamanı ölçmemizi sağlayan
doğanın en büyük görevlisi,
yukarıda belirtilen noktaya erişmişti,
her gün biraz daha erken doğduğu
sarmallarda yol alıyordu
onunla birlikte idim ben de; ne var ki,
yükseldiğimin bilincinde değildim, tıpkı düşünceyi
aklımıza gelmeden önce bilmeyişimiz gibi.
Kuşkular içinde kendi kendime,
"Söyle" diyordum, "söyle güzel kadınıma
susuzluğumu gidersin tatlı damlalarıyla."
Ama Ba ile ice hecelerini işitince
benliğimi kaplayan saygı, uykum gelmiş gibi
başımı eğdiriyordu öne.
Uzun süre böyle bırakmadı beni Beatrice,
ateşte yanan birini bile mutlu edecek
bir gülümsemeyle söze girdi
Tanrı'nın yaratılış sırasında cömertçe
verdiği yetiler içinde en önemsediği,
cömertliğine en uygun düşeni
seçme özgürlüğünü taşır;
ancak akıllı yaratıklar, yalnızca onlar
bu yetiyle donatılır.
Böyle olunca, verilen sözün ne yüce
bir değer kazandığını anlarsın, hele
o sözü Tanrı da benimsemişse;
çünkü Tanrı ile kul arasındaki bu sözleşmede
etkisiz kılınır değerini belirttiğim hazine,
hem de yine özgür seçimle.
Böyle olunca, tutulmayan sözü neyle dengelersin?