Alpay Şirin

Makinenin işlevi, emekten tasarruf etmektir. Bütünüyle makineleşmiş bir dünyada bütün sıkıcı angaryalar makineler tarafından yapılacak, bizim ise daha ilginç meşgaleler için zamanımız olacaktır. Bu şekilde ifade edildiğinde, kulağa harika gelir. Basit bir tasarıma sahip bir makine aynı toprağı birkaç dakika içinde çıkaracakken, yarım düzine adamın bir su borusu döşemek için çukur kazarken canlarının çıktığını görmek insanı hasta eder. Neden işi makineye bırakıp da, adamların başka bir şey yapmasına izin vermeyelim? Ama derhal, başka ne yapacakları sorusuyla karşı karşıya kalırız. "İş" olmayan bir şey yapmak üzere "iş"ten azat edildikleri varsayılır. Ama iş nedir ve ne iş değildir? Toprağı kazmak, marangozluk yapmak, ağaç dikmek, ağaç kesmek, at binmek, balık tutmak, avlanmak, tavuklara yem vermek, piyano çalmak, fotoğraf çekmek, bir ev inşa etmek, yemek yapmak, dikiş dikmek, şapka düzenlemek, motosiklet tamir etmek iş midir? Tüm bunlar, kimisi için iş, kimisi için eğlencedir. Esasen, nasıl bakmayı tercih ettiğinize göre, iş ya da eğlence olarak sınıflandırılamayacak çok az etkinlik mevcuttur. Toprağı kazmaktan azat edilen işçi boş zamanını ya da boş zamanının bir bölümünü piyano çalarak geçirmek isteyebilirken, profesyonel bir piyanist dışarıya çıkıp da patates tarlasında toprağı kazmaktan memnuniyet duyabilir. Dolayısıyla, katlanılmaz derecede sıkıcı bir şey olarak iş arzulanabilecek bir şey olarak iş-olmayan arasındaki zıtlık hatalıdır. Hakikat şudur ki, yiyip içmediğinde, uyumadığında, sevişmediğinde, konuşmadığında, oyun oynamadığında ya da yalnızca aylaklık etmediğinde -ki bunlar bir ömrü doldurmayacaktır- insan, belki iş adını vermese de, bir işe ihtiyaç duyar ve çoğunlukla da bulmaya çalışır. Üçüncü ya da dördüncü dereceden morondan daha zeki bir insan için,
Sayfa 203 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İşsizlik sorununun farkına ilk olarak 1928'de vardım. İşsizliğin sadece bir kelimeden ibaret olduğu Burma'dan daha yeni dönmüştüm ve oraya gittiğimde henüz çocuktum ve ekonominin savaş sonrasındaki yükselişi daha son bulmamıştı. İşsiz insanları ilk kez yakından gördüğümde beni dehşete düşüren ve hayret etmeme yol açan şey, çoğunun işsiz olmaktan utandığını görmek oldu. Çok cahildim, ama yabancı pazarların kaybedilmesi iki milyon insanı işsizliğe ittiğinde, o iki milyon insanın bundan, Kalkütta piyangosunu tutturamayanlardan daha fazla sorumlu tutulabileceğini düşünecek kadar cahil değildim. Fakat o zamanlar kimse işsizliğin kaçınılmaz olduğunu itiraf etmeye yanaşmıyordu; çünkü bu, işsizliğin büyük olasılıkla sürüp gideceğini itiraf etmek anlamına gelecekti. Orta sınıftan insanlar hâlâ "işsizlik ücretiyle geçinen tembel işsizler"den söz ediyor ve bu görüşler doğal olarak işçi sınıfının kendisine de sirayet ediyordu. Berduşlar ve dilencilerle ilk tanıştığımda, yüzsüz asalaklar olarak görmem öğretilmiş bu insanların azımsanamayacak bir bölümünün -belki dörtte birinin- kapana kısılmış bir hayvanınkiyle aynı suskun şaşkınlıkla kaderlerine bakakalan dürüst genç madenciler ve pamuk işçilerinden oluştuğunu görmenin beni nasıl hayrete düşürdüğünü hatırlıyorum. Başlarına ne geldiğini anlayamıyorlardı. Çalışmak üzere yetiştirilmişlerdi, ancak bir daha asla çalışma şansları olmayacakmış gibi gözüküyordu. İçinde bulundukları koşullarda, içlerini ilk olarak kişisel bir aşağılanma duygusunun kaplaması kaçınılmazdı. O günlerde işsizliğe, bir birey olarak sizin başınıza gelmiş ve sizin sorumlu olduğunuz bir felaket olarak yaklaşılırdı.
Sayfa 91 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Yorkshire'da oldukça yaygın -gerçekten muazzam örgütlenmiş, kaliteli bir tür pub- olan mükemmel Emekçi Kulüpleri de bunu kanıtlar. NUWM 'in birçok şehirde barınakları vardır ve komünist konuşmacıların katıldığı etkinlikler organize ederler. Fakat bu barınaklarda bile adamların sobanın başında oturmaktan ve arada bir domino oynamaktan başka yapacak bir şeyleri yok. Eğer bu hareket meslek merkezleri benzeri bir şeyle birleştirilebilse, ihtiyaç duyulan şeye daha yakın olacaktır. Vasıflı bir adamın, mutlak, umutsuz bir yalnızlık içinde yıldan yıla güçten düştüğünü görmek insanı kahreder. Onu bir YMCA kakao müptelasına dönüştürmeden, ona ellerini kullanarak kendi evi için mobilya yapma vb. olanağı sunmak imkânsız olmamalıdır. Aynı zamanda -yeni bir savaş patlak vermediği sürece- İngiltere'de milyonlarca insanın hayatları boyunca asla gerçek bir işe sahip olamayacağı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor. Tüm işsiz erkeklere bir parça toprak ve başvurmaları halinde bedava alet vermek, muhtemelen yapılabilecek ve kesinlikle yapılması gereken bir şeydir. Aldıkları işsizlik ücretiyle hayatta kalmaları beklenen adamların, aileleri için sebze yetiştirme olanağına sahip olmasına bile izin verilmemesi, utanç vericidir.
Sayfa 90 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat

Alpay Şirin

, bir kitap okudu
7/10
·368 syf.·
Beğendi
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2024 23:02
·
2024 13. kitabı
Geraldine Pinch
8/10 · 178 okunma
Bekletilip durma ve her şeyi başka insanlara uygun olacak şekilde yapma zorunluluğu gibi zahmetli ve onur kırıcı şeyler, işçi sınıfı yaşamına içkindir. Yaşamına nüfuz eden binlerce şey, işçiyi sürekli pasif bir role mahkûm eder. O edimde bulunmaz, onun üzerinde edimde bulunulur. Gizemli bir otoritenin kölesi olduğunu hisseder ve "onlar"ın şunu ya da bunu yapmasına izin vermeyeceğine dair sabit bir inancı vardır. Bir keresinde, şerbetçiotu toplarken sömürülen toplayıcılara (saatte 6 peniden az kazanırlar) neden bir sendika kurmadıklarını sordum. Hemen bana "onlar"ın asla izin vermeyeceğini söylediler. "Onlar"ın kim olduğunu sordum. Sorunun cevabını hiç kimse bilmiyor gibi gözüküyordu, ama belli ki "onlar" her şeye kadirdi.
Sayfa 54 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat