Makinenin işlevi, emekten tasarruf etmektir. Bütünüyle makineleşmiş bir dünyada bütün sıkıcı angaryalar makineler tarafından yapılacak, bizim ise daha ilginç meşgaleler için zamanımız olacaktır. Bu şekilde ifade edildiğinde, kulağa harika gelir. Basit bir tasarıma sahip bir makine aynı toprağı birkaç dakika içinde çıkaracakken, yarım düzine adamın bir su borusu döşemek için çukur kazarken canlarının çıktığını görmek insanı hasta eder. Neden işi makineye bırakıp da, adamların başka bir şey yapmasına izin vermeyelim? Ama derhal, başka ne yapacakları sorusuyla karşı karşıya kalırız. "İş" olmayan bir şey yapmak üzere "iş"ten azat edildikleri varsayılır. Ama iş nedir ve ne iş değildir? Toprağı kazmak, marangozluk yapmak, ağaç dikmek, ağaç kesmek, at binmek, balık tutmak, avlanmak, tavuklara yem vermek, piyano çalmak, fotoğraf çekmek, bir ev inşa etmek, yemek yapmak, dikiş dikmek, şapka düzenlemek, motosiklet tamir etmek iş midir? Tüm bunlar, kimisi için iş, kimisi için eğlencedir. Esasen, nasıl bakmayı tercih ettiğinize göre, iş ya da eğlence olarak sınıflandırılamayacak çok az etkinlik mevcuttur. Toprağı kazmaktan azat edilen işçi boş zamanını ya da boş zamanının bir bölümünü piyano çalarak geçirmek isteyebilirken, profesyonel bir piyanist dışarıya çıkıp da patates tarlasında toprağı kazmaktan memnuniyet duyabilir. Dolayısıyla, katlanılmaz derecede sıkıcı bir şey olarak iş arzulanabilecek bir şey olarak iş-olmayan arasındaki zıtlık hatalıdır. Hakikat şudur ki, yiyip içmediğinde, uyumadığında, sevişmediğinde, konuşmadığında, oyun oynamadığında ya da yalnızca aylaklık etmediğinde -ki bunlar bir ömrü doldurmayacaktır- insan, belki iş adını vermese de, bir işe ihtiyaç duyar ve çoğunlukla da bulmaya çalışır. Üçüncü ya da dördüncü dereceden morondan daha zeki bir insan için,