·
Okunma
·
Beğeni
·
6,2bin
Gösterim
Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732867
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, “Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,” diye tanımlıyor.

“Paranın feodalizme karşı savaşı olan İçsavaş’ta, Kuzey ve Batı kraldan yanayken, Güney ve Doğu parlamentodan yanaydı. Fakat kömür kullanımındaki artışla birlikte, sanayi Kuzey'e kaydı ve orada yeni bir insan tipi, başarısını kendisine borçlu olan Kuzeyli işadamı ortaya çıktı. Nefret dolu ‘ya başarılı olursun ya defolursun’ felsefesiyle Kuzeyli işadamı, yarım kron ile yola çıkan ve sonunda elli bin sterlini olan ve her şeyden çok, para kazandıktan sonra eskisine oranla daha da nobran olmasıyla övünen tiptir. İncelendiğinde, yegâne meziyetinin para kazanma yeteneği olduğu görülür. Bizden ona hayranlık duymamız beklenir; çünkü dar kafalı, çıkarcı, cahil, açgözlü ve görgüsüz olsa da, adamda ‘cevher’ vardır, ‘başarılı olmuştur’, başka bir ifadeyle, nasıl para kazanılacağını biliyordur.”
240 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10 puan
Kitabi çok beğendim.
Orwell, İngiltere’nin işçi mahallerinde yapmış olduğu araştırmaları kaleme aldığı bir inceleme kitabı. Kurgu bir eser olmaması benim nazarımda daha bir önem kazandırdı. Biliyorum orada yazılanlar gerçek. Ete, kemiğe, toprağa değmişler. Bunu diyorum çünkü orada yaşananlar gerçek olamayacak kadar acımasız.( belki bana öyle geliyordur) 1984 kitabındaki gibi karanlık, umutsuz ve mutsuz bir toplum... Okurken, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi, adaletsizlik vurgusu daha belirgin, daha net, daha gerçek. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle sağlam, sarsıcı bir şekilde anlatıyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek zor. (sinirim yine bozuldu)

Olaya bak.
Orwell Bu kitabı 1937 yılında yayımlandığı sırada faşizme karşı savaşmak için İspanya’daymış. Zaten kitapta yazdıklarına tanık olup, böyle içten bir dille ifade eden birinden böyle bir duyarlılık beklenirdi. ( Benim için bu olay çok önemli. Yazarlar ve yaşadıkları. Yazlık villasında, elinde viski kadehiyle, toplumun dertleri yazıp, bununla yolunu bulan bir yazar, bana göre her zaman sahte, yavan, sahtekar gibi gelir. Ortada yürek yoktur para vardır ve yapılan teknik bir iştir)
neyse..
Kitapta şu tasvir dikkatimi çekti sizinle paylaşmak istedim;
“Kahvaltı masasının altında dolu bir lazımlık kovası olduğu gün ayrılmaya karar verdim. Bu mekan, içimi karartmaya başlıyordu. Bunun nedeni, yalnızca pislik, kokular ve berbat yemekler değil, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.” (s. 22)
Çok güçlü bir tasvir bana göre. Çaresizliği özetler gibi, değişmesi gereken yolunda gitmeyen şeyler var. Düzeltilmesi gereken. Bir şeylerin yapılması, hatta düzelse bile düzelmeyecek şeylerin karmaşası var. ( büyük ihtimalle anlatamadım)

Kitap üzerine çokça yazabilir, günlerce üzerine konuşabilirim ama burada yorumu bitiriyorum. Eğer sen kitabı okursan -ki bence okumalısın. Belki bir gün bir yerlerde karşılaştığımızda sohbetini ederiz. Konusu kanayan yaramızdır, seninde canını acıtırsa aynı yerdeyiz demektir. Görüşürüz... pai...
240 syf.
·8/10 puan
Orwell'ın En az 1984 ve Hayvan Çiftliği kadar önemli kitaplarından edebi bir metin olmaktan çok yazarın işçi sınıfı üzerine yaptığı gözlemler denebilir. Yazarın diğer kitaplarında da yaptığı gibi sosyal adaletsizliğe bir vurgu. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle içten ve sarsıcı bir biçimde ortaya koyuyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek imkansız hale gelir.
240 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Son paylaşımımda 2010 yılında Şili’de bir maden ocağında meydana gelen göçükte 33 madencinin 69 gün boyunca hayata nasıl tutunduklarından bahsetmiştim. Hazır madenciler ile ilgili bir kitap bitirmişken, yine maden işçilerinden bahseden Wigan İskelesi Yolu kitabına başlayayım istedim.

George Orwell, 1936 yılında sol eğilimli yazar Sir Victor Gollancz tarafından bir araştırma yapması için görevlendirilir. Orwell, İngiltere’de işsizliğin ve yoksulluğun yoğun olduğu Lancashire ve Yorkshire’da bir süre yaşar. Yapmış olduğu araştırmaları ise 1937 yılında basılan Wigan iskelesi yolu kitabına aktarır.
Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/...wigan-iskelesi-yolu/
240 syf.
·Puan vermedi
Normalde 3 kişiyle okuyacağımız kitaba tek kişi olarak devam ettiğim bir kitap. Peki neden tek başıma devam ettim? Bunun tek bir nedeni varsa o da kitabın kurgusu ya da olmayan kurgusu mu desem? Kitabın içeriği o kadar güzel o kadar iyi şeyler anlatmış ki..Her okuyanın ders çıkaracağı, 8anlam vereceği, etkileneceği şeyler varken kitabı bu şekilde anlattığı için bu kitaptan bir sürü okur eksik kalmış oluyor. Keşke bu anlattıklarını daha güzel bir kurgu ile anlatmış olsaydı diyorum ama ben sevdim, okuyabildim. Belli bir sabır gerektiriyor okurken bir sabırla okuduğunuz zaman kitap akıcı oluyor akıp olup gidiyor.Ama aynı zaman da zorlayan biri kitap olduğunuda söylüyorum okumak isteyenlerin okumadan önce iyi düşünmesi gerektiğini bilsinler..
232 syf.
·3 günde·8/10 puan
“Hangi yönden baksanız, o sınıf farkı belası duvar gibi insanın önünde dikiliyor. Daha doğrusu, taş duvar değil de, bir akvaryumun cam çeperi gibi. Onu görmezden gelmek ne denli kolaysa karşı tarafına geçmek de o denli zordur.”
Orwell için pek çok kişi “insanlığın sadece karamsar yönlerini görmüştür” der. Oysa Orwell, gerçeklere gözünü kapatamamış, olan bitene susmamış bir yazardır.
Wigan İskelesi Yolu da burjuvalar tarafından iki üç cümle ile geçiştirilen işçi sınıfının müşkül hayatını ele almıştır. Özellikle Orwell, Hindistan’da geçirdiği polis memurluğu yıllarında gördüğü, yaptığı işlerden sonra büyük vicdan azapları duymuştur.
Hindistan’a gitse yüksek sınıfa ait olacak fakat İngiltere’de en alt sınıfta yer alan beyazın, maden işçilerinin arasına karışır. Baskı gören bir sınıfta yaşayarak onları anlamak istemiştir ve bunu belki de beş yıl boyunca yaptığı işkencelere karşılık bir günah çıkarma gibi görmüştür.
Kitap bahsi geçen bu ekonomik durum iki açıyla ele alınmıştır. İlk açıda Wigan şehrinin mimari yapısını, işçilerin maaşını, işsizlik maaşını, yaşam koşullarını irdelemiş ve aldıkları para ile mecburi giderlerini karşılaştırmıştır. İnceleme yaparken paragraflardan şehrin kokusunu, madenin sıkışıklığı hissetmek mümkün. Yazar, işçi sınıfının konserveden oluşan beslenme alışkanlıklarını da eleştirmiştir ve taze sebzeden bile pahalı olan bu ürünü yerken sağlıklarına zarar verdiklerini söylemiştir. Aynı zamanda yazın işsiz kalan maden işçilerinin yapacak hiçbir işleri olmaması da onları ekonomik olarak işsizlik maaşına bağımlı hale getirmiştir.
Kadınlara ev işi ve ev ekonomisi öğretmek üzere şehre gelen tuzu kuruları ise gülünç bulmuştur.
İkinci açıda ise burjuvaların işçi sınıfına karşı tutumunu ele alan ve sosyalizmin artı-eksi yönlerinden bahseden yazar, çözümü sosyalizmi insancıllaştırmakta bulur. Tamamen makineleşmiş bir dünyada insanın hobilerinden bile zevk almayacağı için kendine de vakit ayırmakta zorlanacağını söyler. Bu yüzden sosyalizmde hangi işin angarya hangi işin “iş olmadığını” bulmak gereklidir. Wigan İskelesi Yolu George Orwell
248 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Wigan iskelesi yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarılıyor kitabında.Okuduğum kitaplar arasında bende ayrı bir yer edinen bir eser. Okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
240 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10 puan
Hayvan Çiftliği ve 1984 başyapıtlarıyla bilinen yazarımızın diğer eserlerinin de en az bu iki eseri kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım.

Wigan İskelesi Yolu ne kadar roman türü bir eser olmasa da, yazarın her kitap da vurguladığı sosyal adaletsizlik konusunu bütün çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

İşçi sınıfının hayatını birebir yerinde inceleyen yazarımız bize muhteşem bir canlı belgesel ziyafeti sunuyor. İşçi sınıfının yaşadığı yer, gider gelir tablosu ve çalıştığı meslekteki zorlukları, çok samimi ve sizi derinden titretecek şekilde anlatılmış.

Canlı belgesel diyorum çünkü, yazar o işçilerin çalıştığı yerlere gidip zorlukları birebir yaşamış, evlerinde ya da kiraladıkları odalarda kalmış. Bunları deneyimlemek gerçek idealleri olan bir yazarın yapacağı şeylerdir.

Bunlar dışında bir konuya ayrı parantez açmak istiyorum. Kitap da maden işçilerinin anlatıldığı kısım en sevdiğim bölüm oldu. Başta ülkemizde meydana gelen SOMA faciası olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşanan maden kazalarında kaybettiğimiz insanların ne zor şartlar altında çalıştığını okumak o kadar canımı acıttı ki, gerçek emekçilerin kim olduğunu bir kez daha hatırladım...

Yazarların ne kadar romanlarını okusak da, onları tanımanın asıl yolunun kaleme aldıkları makale, gezi yazısı ve araştırma türündeki eserlerini okumak olduğunu bir kez daha öğrendim.

George Orwell'ı daha iyi tanımanız dileğiyle...
240 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Maden işçilerinin çektiği sıkıntıları sınıfsal zorlukları, o dönemdeki acımasız kapitalizmin yaratmış olduğu ilkel kölelikten modern köleliğe geçişi anlatan roman. Önemli bir kitap çünkü sonrasında bu konuda farklı ülkelerin kendi şartları içerisinde benzerleri çok yazıldı. Popüler olan 1984 romanından çok daha gerçekçi ve önem taşıyan bir kitap. 1984 e göre daha az biliniyor çünkü bizim okurumuz herkesin de bildiği gibi büyük kitap satış firmalarının listelerine göre kitap alır (çoğu çok satsın diye şişirilmiş kitapları yani).
240 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
Orwell kalemini çok seviyorum çünkü gereksiz hiçbir ayrıntı yok. Kısa cümleler dururken uzun cümleler niye kullanayım diyor ve basit, kısa cümlelerle anlatıyor derdini.. Kitapları çok rahat okunuyor o yüzden yormadan, sıkmadan kitabın sonunu görüyorsunuz :) Romanlarında, denemelerinde gözlem yeteneğini konuşturuyor resmen bu kitabında. Kuzey İngiltere'de madenciliği, madencilerin yaşamını anlatıyor. Okurken insanın tüyleri diken diken oluyor. Yaşam koşulları, beslenme şekilleri, evleri... Koca bir Ah dedirtiyor insana.. Daha önce Emile Zola Germinal kitabıyla madencilik hakkında bir şeyler okumuş onu da çok sevmiştim tabi o romandı. Bu konuda inceleme kitabı okumak ayrı bir doyum verdi bana.. En kolay okunan Orwell kitaplarından biriydi aynı zamanda tavsiyedir
240 syf.
·4 günde·6/10 puan
Orwell bu kitabında Ingiltere'de yer alan Wigan'a gidip oradaki maden işçileriyle alakalı gözlemlerini betimsel açıdan ele alarak okurlarına sunmuş. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki kitap yoksulluk, sıkıntı, karamsarlık üzerine yazıldığı için boğucu bir kitap. Orwell maden işçileri ve onların sıkıntılarıyla başladığı kitabına; faşizmin tehlikelerine ve makineleşmenin insan üzerindeki etkilerine yer vererek devam etmiş. Kitabın son kısımlarında ise neden sosyalizmi savunduğu ve neden sosyalizmin gerekli olduğu görüşlerine değinmiş. Tür olarak çok sevdiğim ya da okurken zevk aldıgım bir kitap olmadı malesef. Ama şunu da söylemeliyim ki alıntı yaptıgım ve beni düşünmeye iten çok kısımlar oldu, bu açıdan güzeldi benim için. Kitap bittikten sonra maden işçileriyle ve gözlemlediği yerlerle ilgili görseller de mevcut. Bir inceleme kitabı açısından iyi ve tamamlayıcı olmuş. Ne kadar tür olarak roman diye bahsedilse de bu kitabın kesinlikle inceleme olduğunu kabul ediyorum tür olarak. Çünkü olay örgüsü yok denecek kadar az ve kitap genel itibariyle gözlem ve düşüncelerle dolu. İşçi sınıfının üst tabakalar karşısındaki yerinin ve yaşadığı her zorluğun gözlemlenerek anlatıldığı bu kitabı okumayı size bırakıyorum arkadaşlar, iyi okumalar :)
240 syf.
·2 günde·8/10 puan
Evet okurcanlar... Orwell'ın bu kitabında Hayvan Çiftliği kadar olmasa da bence sıradışı bir eser çıkardığını düşünüyorum... Wigan'daki maden işçileri ile alakalı olan bu inceleme yazısında gerçekten hissiyatla kitaba dalmayanları boğacak bir betimlemeye sahip... Çok dikkat istiyor... Kitap işçilerin emeklerinin karşılığını almamasıyla doğan karamsar tuh hali okurun iliklerine işleyecek tarzda... Sanırım yazara zamanında neden sosyalizm demişler ve de soru üzerine bu araştırmayı yapmış, yazmış gibi olmuş...

Sadece gerçekten boğucu betimleme olmasaymış dedirtti bana...

Okuyun okutun efendim...
Dünya o kadar geniş ve hala o kadar boş ki uygarlığın kirli kalbinde bile gri yerine çimenlerin yeşil olduğu tarlalar bulabiliyorsunuz. Belki ararsanız, somon konservesi yerine balıkların yüzdüğü akarsuları bile bulabilirsiniz.
Hepsi farklı şekillerde birer kafatasına sahip olduğunuz ya da farklı bir lehçe konuştuğunuz için bir başkasından daha iyi olduğunu iddia eden bütün milliyetçi ayrımlar tamamen sunidir ama insanlar onlara inandıkları sürece önemlidir.
George Orwell
Sayfa 121 - Venedik Yayınları
Bu külfet ve aşağılanma, bekletilme, her şeyi başkalarının rahatına göre yapmak zorunda olma durumu, işçi sınıfı yaşamının doğasında vardır. Bin bir çeşit etki çalışan bir insanı sürekli olarak pasif bir role iter. O başarmaz, onun üzerinden başarıya ulaşılır.
George Orwell
Sayfa 52 - Venedik Yayınları
Hiçbir sevme ya da hoşlanmama hissi, fiziksel bir duyu kadar temel değildir. Irk nefreti, dini nefret, eğitim, mizaç, akıl hatta ahlaki kural farklılıkları aşılabilir ama fiziksel nefret aşılamaz. Bir katile veya bir homoseksüele karşı şefkat duyabilirsiniz ama nefesi kokan, yani sürekli olarak nefesi kokan bir adama karşı şefkat duyamazsınız.
George Orwell
Sayfa 136 - Venedik Yayınları
Hepsi farklı şekillerde birer kafatasına sahip olduğunuz ya da farklı bir lehçe konuştuğunuz için bir başkasından daha iyi olduğunu iddia eden bütün milliyetçi ayrımlar tamamen sunidir ama insanlar onlara inandıkları sürece önemlidir.
George Orwell
Sayfa 121 - Venedik Yayınları
Şu anda başımızda son derece ciddi bir dert olduğunu dile getirmeye herhalde gerek yok; zira başımızdaki dert o kadar ciddi ki, en aptal insanların bile farkına varmaması zor. Hiç kimsenin özgür, hemen hiç kimsenin güvende olmadığı ve hem dürüst olup hem de hayatta kalmanın neredeyse imkânsiz olduğu bir dünyada yaşamaktayız.
...insan, kaba bir hedonistin varsaydığının tam tersine, yürüyen bir mideden ibaret değildir; eli, gözü ve beyni de vardır.
George Orwell
Sayfa 211 - Venedik Yayınları
Şu anda son derece ciddi bir derdimiz olduğunu dile getirmeye herhalde gerek yoktur çünkü başımızdaki dert o kadar ciddi ki en salak insanların bile fark etmemesi zor. Hiç kimsenin özgür, neredeyse hiç kimsenin güvende olmadığı ve hem dürüst olup hem de hayatta kalmanın neredeyse imkansız olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
George Orwell
Sayfa 181 - Venedik Yayınları
Yüzleşilmesi gereken gerçeklik, sınıf ayrımlarını ortadan kaldırmak için, kendinizin bir parçasını da ortadan kaldırmak zorunda olduğunuzdur.
George Orwell
Sayfa 171 - Venedik Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
Mart 2019
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750732867
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Wigan İskelesi Yolu, George Orwell’in İngiltere’nin sanayi bölgelerinde bugün de fazla değişim göstermeyen ve zaman içinde siyasal etkisinden hiçbir şey yitirmemiş olan işçi sınıfı yaşamıyla ilgili deneyimlerini aktaran önemli bir inceleme. Sosyal adaletsizlik, korkunç konutlar, madenlerdeki çalışma koşulları, sefalet, açlık ve yaygın işsizlik sorunlarının müthiş bir öfke, insancıllık ve dürüstlükle aktarıldığı bu kitabı Peter Ackroyd, “Gerçek deha örneği… Orwell’in bütün öfkesi, hayal kırıklığı, umutsuzluğu ve acısı Wigan İskelesi Yolu’nda en anlamlı ifadesini buluyor,” diye tanımlıyor.

“Paranın feodalizme karşı savaşı olan İçsavaş’ta, Kuzey ve Batı kraldan yanayken, Güney ve Doğu parlamentodan yanaydı. Fakat kömür kullanımındaki artışla birlikte, sanayi Kuzey'e kaydı ve orada yeni bir insan tipi, başarısını kendisine borçlu olan Kuzeyli işadamı ortaya çıktı. Nefret dolu ‘ya başarılı olursun ya defolursun’ felsefesiyle Kuzeyli işadamı, yarım kron ile yola çıkan ve sonunda elli bin sterlini olan ve her şeyden çok, para kazandıktan sonra eskisine oranla daha da nobran olmasıyla övünen tiptir. İncelendiğinde, yegâne meziyetinin para kazanma yeteneği olduğu görülür. Bizden ona hayranlık duymamız beklenir; çünkü dar kafalı, çıkarcı, cahil, açgözlü ve görgüsüz olsa da, adamda ‘cevher’ vardır, ‘başarılı olmuştur’, başka bir ifadeyle, nasıl para kazanılacağını biliyordur.”

Kitabı okuyanlar 627 okur

  • turktarihi13
  • kevser
  • Yelda Cansever
  • Özlem Akbaş
  • ayşe
  • İnci yalçın
  • Orhan Yıldız
  • DK
  • Okan Havren
  • MERT HIDIR ÇALLI

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%2.3
13-17 Yaş
%9.1
18-24 Yaş
%15.9
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.9
Erkek
%54.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.3 (23)
9
%17.6 (36)
8
%17.2 (35)
7
%18.1 (37)
6
%5.9 (12)
5
%4.4 (9)
4
%1 (2)
3
%2 (4)
2
%0.5 (1)
1
%0