Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Çeviri:
Levent Konca
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Orwell söz konusu olduğunda biçem, insandır."

Yazarın Yorkshire ve Lancashire'daki iç karartıcı, yoksul sanayi merkezlerinin işçi sınıfı yaşantısından edindiği deneyimlerle yoğun bir hesaplaşması olan Wigan İskelesi Yolu, hem parlak hem acı bir tartışma yaratmıştır ve bu tartışmanın politik gücü, aradan geçen uzun zamana karşın, hâlâ ayaktadır. George Orwell, bu kitapta, kapitalistleşen ve makineleşen bir toplumda işçilerin, özellikle maden işçilerinin içinde bulunduğu insanlıkdışı yaşamı ve madenlerin işletilişi, kir, açlık, işsizlik kıskacındaki toplumsal adaletsizliği içimize işleyen bir dürüstlük, öfke ve derin bir insanlık yüklü kalemiyle gözlerimizin önünden hiç gitmeyecek biçimde betimler.

"İnsana doğrudan seslenen, zihnimize saplanan, taptaze ve gözüpek bu kitabın neden böylesine güçlü bir etki yaratmış ve hâlâ yaratmakta olduğunu anlamak zor değil... Karşımızda, her şeyden önce, yoksulluğun ve ondan sonra da sınıf ayrımlarında yatan gücün incelenmesi duruyor."
- Richard Hoggart

"Tam bir dâhi... olanca düş kırıklığı ve öfkesi ilk kez Wigan İskelesi'nde doğru anlatımlarını bulmuş."
- Peter Ackroyd - The Times
(Tanıtım Yazısı'ndan)
Kitabi çok beğendim.
Orwell, İngiltere’nin işçi mahallerinde yapmış olduğu araştırmaları kaleme aldığı bir inceleme kitabı. Kurgu bir eser olmaması benim nazarımda daha bir önem kazandırdı. Biliyorum orada yazılanlar gerçek. Ete, kemiğe, toprağa değmişler. Bunu diyorum çünkü orada yaşananlar gerçek olamayacak kadar acımasız.( belki bana öyle geliyordur) 1984 kitabındaki gibi karanlık, umutsuz ve mutsuz bir toplum... Okurken, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi, adaletsizlik vurgusu daha belirgin, daha net, daha gerçek. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle sağlam, sarsıcı bir şekilde anlatıyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek zor. (sinirim yine bozuldu)

Olaya bak.
Orwell Bu kitabı 1937 yılında yayımlandığı sırada faşizme karşı savaşmak için İspanya’daymış. Zaten kitapta yazdıklarına tanık olup, böyle içten bir dille ifade eden birinden böyle bir duyarlılık beklenirdi. ( Benim için bu olay çok önemli. Yazarlar ve yaşadıkları. Yazlık villasında, elinde viski kadehiyle, toplumun dertleri yazıp, bununla yolunu bulan bir yazar, bana göre her zaman sahte, yavan, sahtekar gibi gelir. Ortada yürek yoktur para vardır ve yapılan teknik bir iştir)
neyse..
Kitapta şu tasvir dikkatimi çekti sizinle paylaşmak istedim;
“Kahvaltı masasının altında dolu bir lazımlık kovası olduğu gün ayrılmaya karar verdim. Bu mekan, içimi karartmaya başlıyordu. Bunun nedeni, yalnızca pislik, kokular ve berbat yemekler değil, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.” (s. 22)
Çok güçlü bir tasvir bana göre. Çaresizliği özetler gibi, değişmesi gereken yolunda gitmeyen şeyler var. Düzeltilmesi gereken. Bir şeylerin yapılması, hatta düzelse bile düzelmeyecek şeylerin karmaşası var. ( büyük ihtimalle anlatamadım)

Kitap üzerine çokça yazabilir, günlerce üzerine konuşabilirim ama burada yorumu bitiriyorum. Eğer sen kitabı okursan -ki bence okumalısın. Belki bir gün bir yerlerde karşılaştığımızda sohbetini ederiz. Konusu kanayan yaramızdır, seninde canını acıtırsa aynı yerdeyiz demektir. Görüşürüz... pai...
Okuduğum her kitabında daha da çok seviyorum Orwell'i, 1984'ten sonra okuduğum diğer kitaplarının hep bir kaç tık geride olacağını düşünmüştüm ancak o beni şalırtıyor ve onu tanıdıkça okumaktan daha çok zevk alıyorum.

Wigan İskelesi Yolu roman değil inceleme kitabı, Orwell'in sınıf ayrımlarını, sosyalizm ve diğer bazı yaygın akımları incelediği, bu akımların peşindeki insanları ve görüşlerini değerlendirdiği bir kitap. Kitabın ilk yarısında işçi sınıfının, özellikle maden işçilerinin yaşam tarzlarını göz önüne seriyor ki çok ürpertici sayfalardı, Germinal'de maden işçilerine karşı oluşan hislerim burada çok daha güçlendi. Yazar işçi sınıfının hayatı ile güçlü bir giriş yaparak ve empatiden kaçışa engel oluyor. Kitabın içerisindeki resimlerde tüm yazılanları karşı konulamaz bir gerçeklik haline getiriyor.

Bu kitapta Orwell'in adaletsizliğe, yanlışlara ve sınıf ayrımlarına karşı tutumu, düşünceleri, öfkesini okudum ve ona olan sevgim arttı. Tüm düşüncelerine katılmasam da bir çok noktada çok isabetli görüşleri olduğunu düşünüyorum ve tüm kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.

Dipnot: Kitabı uzun sürede bitirmek zorunda kaldım yoksa anlatıkları ve tarzı ile sizi içine hapseden bir kitap.
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.579 Oy)8.859 beğeni28.807 okunma850 alıntı140.123 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.348 Oy)19.113 beğeni43.538 okunma3.020 alıntı183.543 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.676 Oy)5.782 beğeni19.727 okunma847 alıntı101.581 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.595 Oy)9.102 beğeni25.428 okunma1.570 alıntı127.184 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.316 Oy)9.281 beğeni25.729 okunma1.840 alıntı119.212 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.436 Oy)3.934 beğeni13.017 okunma1.233 alıntı53.204 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.751 Oy)13.461 beğeni34.648 okunma3.418 alıntı146.556 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.496 Oy)7.903 beğeni21.447 okunma4.030 alıntı129.881 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.921 Oy)8.879 beğeni26.413 okunma2.686 alıntı115.193 gösterim
  • İnsan Neyle Yaşar
    8.4/10 (4.252 Oy)4.140 beğeni15.824 okunma1.401 alıntı76.773 gösterim
Kitabın ilk bölümü İngiltere'deki madencilerin yaşam standartları, kaldıkları evler ve geçim koşulları anlatılıyor. İşçi ve işverenin durumu, sendikaların faaliyetleri hakkında da bilgiler var.

İkinci bölümde İngiltere'nin siyasi durumu, yönetim şekli ve özellikle sosyalizmin neden başarıya ulaşamadığının analizi var.
Sosyalist düşüncenin neden çuvalladığına dair 'bence' oldukça yerinde tespitlerle dolu bir kitaptı. Günümüz Türkiye'sinde de sıkça gözlemlediğim ve Orwell'in de ta 1900lü yıllarda yazdığı gibi devam eden tavırlara ışık tutmuş nedenini nasılını ve çözüm yollarını göstermiştir yazar. Sosyalistlerin ve/veya sosyalizmi savunanların oldukça büyük bir kısmına eleştiri getirmiş bu kitapta. Bahsi geçen ingiliz toplumu olsa da okurken aslında bizde dahi olan sosyal sınıflardan ve bireylerin nasıl da ait oldukları sınıflarından tüm sosyalist düşüncelerine rağmen kopamadığını emekçinin yanında geçinen ve bu yönde bol bol söylem yapsa da emekçilerle vakit geçirmekten kaçınan onlara tepeden bakanlardan bahsetmiş. Kendinden ve geçmişinde de bu eleştirdiği tavırlara sahip oluşundan bahsetmiş. Klişeleşmiş 'kapitalist', 'proleterya', 'mülksüzleştirenlerin mülksüzleştirilmesi' gibi kelimeleri dillere pelesenk etmek yerine sosyal bakımdan aynı gemide olan düşük ve güvensiz gelirli kişileri bir çatı altında toplayarak ve bunu sadece kol işçisi diye bahsettiği hepimizin kafasında oluşturulmuş tipik imge olan baretli, kirli tulumlu işçi yerine aynı zorluklarla yaşamını sürdüren katipler, tezgahtarlar, öğretmenler vs. de katarak sosyalist hareketin başarılı olabileceğinden bahsetmiş.
Kitaptan alıntıladığım bir cümle şöyle ;
''Gerçek şudur ki devrim kendine soyalist diyen birçok insan için birliktelik kurmak istedikleri bir kitle hareketi değil ‘’bizim’’ – zeki olanların- ‘’onlara’’ _ alt tabakalara_ dayatacağı bir dizi reformdur.''
Başlarda çok keyifle gitmedi çünkü para hesapları vardı şilin pound vs bunlar benim kafamda bir fikir oluşturmadığı için sıkıldım ama tespitleri, eleştirileri, çözüm önerileri kısımlarını ki kitabın büyük kısmı bunlardan oluşuyor keyifle okudum. ( Bu kitabı okurken aklıma sık sık Baldırıçıplak Hayırseverler kitabı geldi sanki bribrinin devamı niteliğindeydi yazarları farklı olmasına rağmen.)
Katılmadığım daha doğrusu abartılı gördüğüm makineleşme ile ilgili olan kısımdı belki o dönemdeki insanlarım makineleşmeye yaklaşımıyla alakalı olabilir bu. Sosyalizmle makineleşmeyi birbirine bağlı tutmus fazlaca bunu anlamadım. Sonuçta makineleşmenin kaçınılmaz olduğu fikri elbette bizim yaşayarak gördüğümüz bir gerçek.
Bence romandan ziyade bir araştırma kitabı olarak bakılıp öyle okunmalı.Çünkü roman olduğunu sanıp aldım elime ama bahsettiğim gibi bir kitap.Kitapta özellikle maden işçilerinin ne zor şartlar altında çalıştığı,geçim sıkıntıları anlatılıyor. Orwell bizzat gidip işçileri,yaşadıkları ve çalıştıkları yeri incelemiştir.Aslında yayıncı ve yazar olan Victor Gollancz tarafından işsizliğin yoğun olduğu bölgeler olan Lancashire ve Yorkshire'a incelemelerde bulunması için gönderilir ve kitap bunun sonucu ortaya çıkar.
Maden işçilerinin yaşadığı zorluklara değinmesi ve madencilerin hayatlarını iyileştirmek adına çektiği sıkıntıları anlatması oldukça başarılıydı. Wigan İskelesi yolundan Orwell dan bütün madencilerin 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı Kutlu Olsun.
Eserde bol miktarda çeviriye ihtiyaç duyduğum kelimeler vardı. Burada çevirmenden kaynaklı sorun olduğunu düşünüyorum. Kifayetsiz,tevessül,habis vb. gibi eski türkçede kullanılan arapça kökenli sözcükler var. Bunun yanında dönemin ingilteresine ait siyasi ve edebi kelimelerde sık sık okumamı bölüp kelime anlamını okumaya neden olabiliyor. Apolojist,entelijansiya, jakobistler,toryler vs. kelimelerin anlamını öğrenip kalmayın bence ideolojik alt yapısını da araştırın. Eserde madencilerin çalışma ve barınma koşulları kusursuz şekilde betimlenerek anlatılmış. Özellikle kitabın sonuna doğru sosyalizme ve sosyalistlere yapıcı tespitlerde bulunuyor. Yer yer burmadaki günlerinden bahsediyor. Öncelikle okumadıysanız burma günlerini okuyunuz. Okuyacaklar için söyleyeyim akıcı bir kitap değil. Yer yer boğulabilirsiniz. Yanınızda sözlük mutlaka olsun. Zaten gözlemlerin anlatıldığı bir kitap. Ben sadece 1984 okuduğum için onunla kıyaslıyorum. 10/6
"Kimsenin özgür olmadığı, kimsenin güvende olmadığı, dürüst olmanın ve hayatta kalmanın neredeyse imkansız olduğu bir dünyada yaşıyoruz."
Her şeyi basit bir kurama indirgemiştim: Baskı görenler her zaman haklıdır, baskı uygulayanlar haksızdır. Yanlış bir kuramdı bu ama, insanın kendisinin de baskı uygulayanlardan biri olmasının doğal sonucuydu. Sadece emperyalizmden değil, insanın insan üzerindeki egemenliğinin her çeşidinden kaçmam gerektiğini hissediyordum.
George Orwell
Sayfa 207 - İthaki Yayınları
Makine mevcut olduğu sürece, insan onu kullanmakla yükümlüdür. Musluğu çevirebildiğimiz sürece hiç kimse kuyudan su çekmez.
Hepimiz sınıf ayrımlarına sövüp sayarız, ama çok az insan onları cidden ortadan kaldırmak ister.
Kök çiçeğe nasıl gerekliyse,onların lamba ışığındaki yer altı dünyası da yeryüzündeki güneş ışıklı dünyaya öylesine gereklidir." George Orwell/Wigan Iskelesi Yolu

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Wigan İskelesi Yolu
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752731684
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Road To Wigan Pier
Çeviri:
Levent Konca
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
"Orwell söz konusu olduğunda biçem, insandır."

Yazarın Yorkshire ve Lancashire'daki iç karartıcı, yoksul sanayi merkezlerinin işçi sınıfı yaşantısından edindiği deneyimlerle yoğun bir hesaplaşması olan Wigan İskelesi Yolu, hem parlak hem acı bir tartışma yaratmıştır ve bu tartışmanın politik gücü, aradan geçen uzun zamana karşın, hâlâ ayaktadır. George Orwell, bu kitapta, kapitalistleşen ve makineleşen bir toplumda işçilerin, özellikle maden işçilerinin içinde bulunduğu insanlıkdışı yaşamı ve madenlerin işletilişi, kir, açlık, işsizlik kıskacındaki toplumsal adaletsizliği içimize işleyen bir dürüstlük, öfke ve derin bir insanlık yüklü kalemiyle gözlerimizin önünden hiç gitmeyecek biçimde betimler.

"İnsana doğrudan seslenen, zihnimize saplanan, taptaze ve gözüpek bu kitabın neden böylesine güçlü bir etki yaratmış ve hâlâ yaratmakta olduğunu anlamak zor değil... Karşımızda, her şeyden önce, yoksulluğun ve ondan sonra da sınıf ayrımlarında yatan gücün incelenmesi duruyor."
- Richard Hoggart

"Tam bir dâhi... olanca düş kırıklığı ve öfkesi ilk kez Wigan İskelesi'nde doğru anlatımlarını bulmuş."
- Peter Ackroyd - The Times
(Tanıtım Yazısı'ndan)

Kitabı okuyanlar 102 okur

  • Berkay
  • VEDAT BAYRAM
  • Veysi Yavuz
  • Ganime Bakan
  • Gibbon
  • Batuhan Oğuz
  • Chekhov
  • Kader▲
  • Sîdar Ronahî
  • Afra Diren Gülcegün

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%9.1
18-24 Yaş
%15.9
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%29.5
45-54 Yaş
%6.8
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%45.9
Erkek
%54.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.7 (6)
9
%25 (9)
8
%13.9 (5)
7
%25 (9)
6
%8.3 (3)
5
%8.3 (3)
4
%0
3
%2.8 (1)
2
%0
1
%0