Ah Emine Şenlikoğlu yine ağlattın... Musa ve Yıldırım. Her şeye rağmen dost kalabilen iki insan, baharı arayan iki kuş. Ta ki Musa yanlış coğrafyaya uçana kadar...
Kitaba ilk başladığımda yazarın diğer kitaplarından daha farklı bir konu işleneceğini düşünmüştüm çünkü daha çok bir öykü ve anılar hakimdi. Derken derken yazarın klasik bir yönü olan dini tarafı ortaya çıkmaya başladı ve o yönde ilerledi. İlk başta sıkıcı buldum ama son 40 sayfada yaşananları asla tahmin etmedim ve gözyaşlarımı tutamadım. Okumanızı tavsiye ediyorum.
“En aciz kaldığım anda, eğer aklıma Allah gelmişse, demek ki benim en birincim, en güçlü gördüğüm, en güvendiğim, en yakınım O”
..
Öncelik sana, senin kime emanet olduğunu, kime yaslandığını, mutlak otorite olarak kimi gördüğünü, en dipteki acılarını kimin duyduğunu ve asıl önemlisi sahibinin kim olduğunu ve nereye ait olduğunu da kanıtlar.
..
Bir Musa olmadan anlayamayız.
Okumak değil bu, hayır hissetmekte değil. İkisinin de ötesinde.. Evet bu yaşamak. Kitabı yaşamak, kitapla yaşamak..
Emine Şenlikoğlu'nun hangi kitabı ağlatmadı ki zaten..
Son sayfaları "Hayır lütfen yapmamış ol" diyerek okudum..
Yaptı..
En çok inandığı, en çok sevdiğini aldı.
Burda aslında inançlarımız ile bizi vurdular etkisinde bırakıldığımız sohbetler, insanlar, çevre v.b ve içinde bulunduğumuz ortam bizi değil düşüncelerimizi yönetti .
Emine Şenlikoğlu'nun Harcandık adlı kitabı galiba Emine Şenlikoğlu'nun son kitabını okudum bir kaç kitabı hariç hemen hemdn yarısını okudum artık nasıl illerleyecegini en sonda nasıl olacağını kestirebiliyorum alıştım çünkü .
Bu kitap ise beklentilerimin çok altındaydı başı ne güzel başladı ne de sonu . Misal diğer kitaplarinda romanın akışına ara verip dini bilgiler çok veriliyordu çok muhteşem bilgiler veriliyordu. Ama bu öyle değildi maalesef çok az bilgi verilmiş . Bu benim görüşüm ama ben daha önceki kitaplarını da okuduğum için çok eksiklik hissettim . Son 30 sayfaya varınca merakla sonunu beklerlen ve sonunu sonuç bölümünü anlatmaması çok saçma geldi bana yani okur sonu için okuyordur o hazzı sonda alır özellikle bu okuduğumuz bir romansa .Neyse ben gene okuyacaklara iyi okumalar diyorum pişman olmazsınız genede .
Yeni kitaplarımın alıntılarında ve incelemelerinde görüşmek duasıyla ,
《Selam ve dua ile ...》
Dün gece bitirdiğim aynı zamanda daha önce okumuş olduğum kitap. Sonu itibariyle bolca hüzünlenmeme ve bir müddet anlamsızca olduğum yerde durmama da sebep olan iki garip arkadaşın öyküsü. Biri adı kadar serseri olan Yıldırım diğeri de onun aksine durgun olan Musa. İki arkadaşın öyküsü anlatılırken sisteme getirilen eleştiriler ve insanların çeşitli şekillerde harcanışı aktarılıyor. Kimisi severken kimisi güvenirken kimisi umut doluyken harcanıp ayağı kaydırılıyor. Zaten bu dünya çok üzülmelerin, harcanışların dünyası değil miydi?Kitapta sıkıcı bulup atladığım yerler de oldu. Ancak kitap genel olarak okunabilir nitelikte. Son olarak Yıldırım! Güzel kalplim, serseri meleğim. En çok senin yazgına üzüldüm. Ölümün soğukluğu yakışmadı sana be. Ruhuna binlerce çiçek adıyorum, ruhum ruhunla. Vee Musa. Sana iki satır bile yazmak istemiyorum. Yıldırım'ı kendin öldürmek için mi iki defa kurtardın? Ölmek beterdi de kendi arkadaşının elinden ölmek ölümlerin en beteri değil miydi?
Kitabı halen okumaktayım. Son birkaç sayfam kaldı. Sonunu merak etmiyor değilim. Ama Emine Şenlikoğlu'dan beklentimin biraz altında keyif aldım
Musab olmak isteyen Yıldırım'ın neden, niçin birden bu kadar değişebildiğini anlayamadım. Ateist öğretmenle bir görüşmesi ve bir iki kitap okumasıyla en azılı din düşmanlarından biri haline gelmesi gayr-i kabil.
Çığ altında kalan otobüste can pazarı yaşanırken, kimsede bilinç yokken "sigara yakmasın kimse" diye gelen enteresan bir ikaz ve benzeri o kaos ortamında geçen hilaf-ı hakikat bulduğum ilginç konuşmalar...
Bunlar gibi birkaç örnek olumsuz gördüklerim.
Ama güzel mesajlar içermesi, kitabın yan sayfalarına kitaptan ilhamla birşeyler eklememi sağlaması ve merakımı gideren bazı husuların geçmesi gibi olumlu yönleri var.
Genel intibaım olumlu yönlerinin olumsuz yönlerine oranla daha fazla olduğu yönünde.
+ "Kurana ve Sünnete bağlı insanları aşırı dinci diye yaftalamak" cümlesi bana cümlenin kenarına şu notu düşürttü:
- Bir Müslümanın inandığı kitaba ve peygambere uyması neden aşırılık olsun. Olması gereken o değil mi zaten!
Buna göre bir TC vatandaşı anayasaya harfiyyen uysa ve bu kimseyi dışlamak adına "aşırı kanuncu" desek onun kötülemiş mi oluruz yoksa Türkiye'de yaşayan bir vatandaşın böyle olması gerektiğini mi çıkarırız!?
Bu ne kadar abes ve saçmaysa dinini harfiyyen yaşayana "aşırı dinci" demek bir o kadar saçma!
Kimimiz sevip harcandık..
Kimimiz güvendik harcandık..
Kimimiz umut doluyduk harcandık..
Kitap yaşanmış bir hayat öyküsünü anlatıyor. Kahramanlar musa ve yıldırım güzel bir dostluk onların ki. Düşündüren, insanın nasıl bir harcanış içinde olduğunu anlatan bir kitap. Okuduğum için mutluyum, tavsiye ederim.
İki arkadaş arasında geçen bi kitap Emine şenlik oğlu nun kitaplarından biri gerçekten çok güzel konuya sürükleyici,kitabi okumanizi tavsiye ederim, iyi gunler
Bence yazarın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitapta nefes kesici kesinlikle okumanızı öneririm ve çok akıcı bir kitap başladınmı bırakmak istemezsiniz kısacası iki dindar gencin başkaların etkisiyle yaşadıkları olayları anlatır
İslamî içerikli kitap ve roman yazarlığı ile konferansları ile tanınır
Emine Şenlikoğlu, 1953 yılında doğduğu Giresun-Dereli-Anbaralan köyünden çok küçük yaşta iken Adapazarı'na, oradan da ailesiyle birlikte İstanbul'a yerleşti ve gençlik yıllarında araştırmacılığa başladı. Öncelikle Hristiyanlık dini ve İncil üzerine araştırmalarda bulundu. Sonraki yıllarda yoğunlukla İslam dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı. İslamî temel ilimlerden olan fıkıh ve akait üzerine çalışmalar yaptı. 1984 yılında yazdığı ilk kitabından (Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar) dolayı yargılandı. 2,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. İlâhiyatçı, gazeteci yazar Recep Özkan ile evli, iki çocuk annesidir.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Emine_Şen...