Aynı kelimeyle -Lailahe illellah- müntesibi olduk bu dinin. Aynı cenneti umuyoruz. Aynı ibadetleri eda ediyoruz. Kıblemiz, amelimiz aynı. Beklentilerimiz, tesellimiz aynı. Sevinirken aynı şeylere seviniyor, kahrolurken aynı şeylerden kahroluyoruz.
Din için çalışmaya gelince neden bir kısım insanların adı 'din adamı' oldu? Onlar din için çalışıyorsa diğerlerinin çalışmaları din dışı mı? Hani din hepimizindi?
Din bizim, dinin yükü de bizimdir. Afrika'daki bir insanın, misyonerlerin elindeki bisküvi kutusu karşılığında İslam'dan çıkıp Hristiyan olması gerçekten bizi üzüyorsa, bu dinin yükünün bizim de yükümüz olduğunu kabul etmemiz gerekiyor.
Yeni Müslüman olduğunu duyduğumuz bir Almanyalı'nın haberi bizi sevindiriyorsa, bu dinin yükü bizim de yükümüz demektir. Kâbe'si, Kudüs'ü bizim olduğuna göre dertleri de bizimdir.
Hocaları, müezzinleri yine çalışsın. Onlar sabit bir görevi icra etsinler; ama din bizim dinimizdir; ona davet etmek, ondan sıkıntıları uzaklaştırmak hepimizin görevidir. Namaz kıldığımız caminin temizliği, bakımı, namaz kılan herkesin görevidir. Ezan herkesin ezanıdır. Müezzin ezan görevlisidir; ama hepimiz ezan okuruz, hepimiz 'Allah en büyüktür!' demekten daha onurlu bir iş görmeyiz.