mehmet aysu profil resmi
mehmet aysu kapak resmi
İyi olduğumda iyiyimdir. Kötü olduğumda daha da iyiyimdir. ;)
Zira bu evrene iki katlı bir yalnızlık kalmıştır
İlkokul 2 terk
Antalya
19 Aralık 1983
Erkek
233 okur puanı
26 Kas 2015 tarihinde katıldı.
İyi olduğumda iyiyimdir. Kötü olduğumda daha da iyiyimdir. ;)
Zira bu evrene iki katlı bir yalnızlık kalmıştır
İlkokul 2 terk
Antalya
19 Aralık 1983
Erkek
233 okur puanı
26 Kas 2015 tarihinde katıldı.
  • mehmet aysu paylaştı.
    İlk kim dedi "bayramlarda el öpmeyin, el öpmek geriliktir, tokalaşın" diye? Ve ilk kim inandı?
    İlk kim "aman hastalık bulaşıyor, dikkat çok sarılmayın bayramlarda" dedi ve ilk kim buna itibar etti?
    İlk kim "bayramlar tatildir, güneye inelim" dedi, ilk hangi araba yolunu memleketten sahile çevirdi?
    İlk hangi evde kalkılmadı bayram namazına, erkenden uyanmadı ev halkı, ilk hangi evde bayramlaşılmadı?
    Hangi hain bayramda kapısına gelen çocukları kaçırdı ilk kez? Annelerin gönlüne şüphe, korku tohumları ekti. Onun yüzünden kapılar kapandı ve çalınmaz oldu. Çocuklar bir film geri sarıyormuş gibi anlamsızca uzaklaştılar kapı önlerinden. Şekerler, mendiller, kolonyalar kapının arkasında kaldı.
    İlk kim kucak kucak kıyafet, ayakkabı taşıdı eve, bayramlık denen o güzelim heyecanın bir önemi kalmadı. İlk kim yatağımızın başından bayramlıklarımızı, kalbimizden bayram heyecanını alıp kaçtı?
    Kim yırtıp attı kartpostalları? İlk SMS'i kim gönderdi? İlk kim "dur yaaa boşuna arıyoruz milleti, yazıverelim facebook’tan olsun bitsin" dedi?
    Kenarı işli mendilleri kim kaldırıp yerine kâğıt mendil koydu? Yahu el kadar mendilden, içindeki 5 liradan ne istedin?
    Ne istedin sen benim en güzel günlerimden, çocukluğumdan, bayramımdan?
    Alan daraldı, daraldı, daraldı, küçücük köylere, beldelere sıkışıp kaldı bayram. Bir avuç insanın yaşatma telaşı var bugün. Kolonyanın, baklavanın, kavurmanın, sarmanın, şekerin, kahvenin belki de son demleri. Kim yaptı bunu?
    Modernizm mi? Şehirleşme mi? Bireysel mutluluğun toplumsal mutluluğa tercih edilmesi mi? Her neyse, biri yaptı, biz de alkış tuttuk. Başlı başına bir mutluluk vesilesi olan bayramları el birliğiyle geride bıraktık. Şimdi “nerde o eski bayramlar” demek kolayımıza gidiyor. Bayramlar burada, her yıl iki kez, düzenli olarak geliyor. Kapıyı açmayan biziz... Açalım ve tutalım ellerinden. Çünkü bayramlarda kapımıza gelen çocuklar poşetlerinde ağır yükler taşır. Biz onlara şeker veririz, onlar bize çocukluğumuzu.
  • mehmet aysu paylaştı.
    167 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    Kitap bitti ama bu kitabı sizlere nasıl yorumlamalı? bilmiyorum ki.
    Neresinden tutsam birilerine çarpacağını hissediyorum. Narsist duvarlara değmeden. Ahlaki ve siyasi yönlerini fazla irdelemeden kısaca yazacağım.
    Bu kitap Calvıno'nun yazdığı ilk kitap (1947) Kitabın 1964 tarihli yeni baskısı için yazar uzunca bir önsöz yazmış. Calvino’nun kendi yapıtı hakkındaki düşüncelerini ve genel olarak edebiyat anlayışını yazdığı harika bir önsöz.
    Roman kahramanı Pin, fahişelik yaparak geçinen ablasıyla yaşayan bir sokak çocuğu. Terbiyesiz, ağzı bozuk, hani o annelerin çocuklarından uzak tutmak istedikleri çocuk tiplerinden. Pin'cik de büyüklerle takılıyor. Büyüklerin dünyasına sığınmak dışında bir şey gelmiyor elinden: Tıpkı çocuklar gibi ona sırt çeviren büyüklerin.
    Kitap ikinci dunya savası sonrası İtalya'da Pin'in yaşadığı olaylar üzerine kurulu. Bir tarafta Faşistler ve Almanlar diğer tarafta ise bunlara direnen Partizan birlikler. Savaşın getirdiği yıkım. Olayların siyasi boyutundan çok sosyolojik boyutuyla ele alındığını, "Neden savaşır?" insan sorusunu etraflı şekilde cevaplamaya calıştığını söyleyebilirim. Bir çocuğun gözünden güveni, savaşı, öfkeyi, aşağılanmayı, düş kırıklıklarını bol bol irdeleyen bir kitap. Aslında bu romanla ilgili sayfalarca yazabilirim. Her karakter Calvino tarafından özenle yaralanıp, sakatlanmış. Buda okur için ayrı bir keyif tabi ki. Neyse fazla uzatmadan bana neler fısıldadığını bir iki cümleyle yazıp bitiriyorum.
    İlki, Güven, günümüzde da en sakat konulardan birisi, yanında yamacındaki insanın egosu, çıkarları doğrultusunda hiç ummadığın biçimde, seni şaşırtacak şekilde ihanetleri olabilir. Yakınına insan seçerken bu konuda dikkat etmekte fayda var.
    Diğeri nefret ve sevginin aynı güçte nefrete dönüşebileceğini aklının bir köşesine yaz.
  • mehmet aysu paylaştı.
    76 syf.
    ·1 günde·Beğendi·8/10
    Yazık, kıyamam ya.. Bu kitap yetim kalmış. Ondan kimse sevmedi bu kitabı. Çünkü Calvino 5+1 duyu üzerine yazmayı planlamış fakat erken ölümü, kitabı koku, tat alma ve işitme üzerine yazdığı üç öykü halinde yetim bırakmış.
    Kitapta ki ilk öykü koku üzerine "Burun" isimli öykü. Beni baya zorladı, hatta diğer öykülerdeki ahengi yakalayamadım. Bunun sebebi kokular hakkında ki kelime bilgisizliğim. Şu nedir? bu nedir? diye bakmaktan bir türlü koşamadım. Kısaca öykü hakkında söyleyebileceğim. Sindirellayı cam ayakkabısıyla bulan prens bu defa koca Paris'te kokusuyla bulabılecek mı ? :D (masalla alakası yok bir parca hatırlattı dıye uydurdum)
    İkinci öykü 'tat alma' üzerine ve kitaba ismini veren öykü. İki katmanlı bir öykü diyeyim daha doğru olur.
    Hani vardır ya 'Öyle iştahlı yedi ki benim bile canım çekti' heh böyle bir şey işte Calvıno o kadar lezzetli yazmış ki öyküyü okurken bir buçuk iskender söyleyip afiyetle gömdüm. Baştan söyleyeyim öyle lezzetli sofraların hemen ardından antik çağlarda insan kurban edip kurbanın cesetini önce akbabalara yedirip kalan et ve kemik parçalarını terbiye edip enfes soslarla pişirip afiyetle yiyen rahiplerde var. Arkadaşız diye yazıyorum mideniz kaldırmayacaksa hiç yanaşmayın. :)
    Üçüncü öyküden bahsetmeyeceğim size supriz olsun :) onun yerine benim en beğendiğim ikinci öyküden bir alıntı ve yaptığım çıkarımları yazacağım.
    Çok duymuşuzdur "kadınlar kötü adamlara aşık olurlar" cümlesini bunun sebebi tat almayla alakalıymış. Nasıl mı ? Kitapta söyle diyor:
    -"Mutfak, tatları başka tatlarla belirgin kılma sanatıdır" diye karşılık verdi Olivia, " ama ana malzeme tatsız tuzsuzsa, hiçbir katkı maddesi, olmayan bir tadı artıramaz!"
    Öyküler kısa ve çok yüklüler üzerinde bol bol düşünülecek sizi farklı şekilde konular üzerinde bile düşünmeye sevk edecektir.
    Benim kitaptan genel çıkarımım; evet insanlık geliştikçe duyuların zayıfladığını. Özellıkle ikili ilişkılerde duyuların ne kadar etkin olduğunu, bu konunun ciddiye alınmadığında sonuçlarının neler olabileceğini gördüm.
    Keşke Calvıno'nun görme üzerine de yazma fırsatı olsaymış. Üzüldüm ama n'apalım sağlık olsun
  • mehmet aysu paylaştı.
    Aslında, kitabın tüm sayfalarını okudum, fakat ben bu kitabı bitirdim demeye utanırım. Refik Halid, "Türkçeyi en iyi kullanan yazardır" dedikleri kadar varmış. Kendi dilime, bu kadar sığ, bilgisiz ve cahil kaldığım için utandım. Kitabı okudum diyemem. O kadar çok sözlük karıştırmam gerekti ki okumaktan çok bu kitapla dilimi araştırdım diyebilirim ancak. "Bu iş burda bitmez Refik Abi" deyip daha sonra tekrardan "OKUMAK" için erteliyorum.
  • mehmet aysu paylaştı.
    240 syf.
    ·8 günde·Beğendi·9/10
    Kitabi çok beğendim.
    Orwell, İngiltere’nin işçi mahallerinde yapmış olduğu araştırmaları kaleme aldığı bir inceleme kitabı. Kurgu bir eser olmaması benim nazarımda daha bir önem kazandırdı. Biliyorum orada yazılanlar gerçek. Ete, kemiğe, toprağa değmişler. Bunu diyorum çünkü orada yaşananlar gerçek olamayacak kadar acımasız.( belki bana öyle geliyordur) 1984 kitabındaki gibi karanlık, umutsuz ve mutsuz bir toplum... Okurken, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi, adaletsizlik vurgusu daha belirgin, daha net, daha gerçek. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle sağlam, sarsıcı bir şekilde anlatıyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek zor. (sinirim yine bozuldu)

    Olaya bak.
    Orwell Bu kitabı 1937 yılında yayımlandığı sırada faşizme karşı savaşmak için İspanya’daymış. Zaten kitapta yazdıklarına tanık olup, böyle içten bir dille ifade eden birinden böyle bir duyarlılık beklenirdi. ( Benim için bu olay çok önemli. Yazarlar ve yaşadıkları. Yazlık villasında, elinde viski kadehiyle, toplumun dertleri yazıp, bununla yolunu bulan bir yazar, bana göre her zaman sahte, yavan, sahtekar gibi gelir. Ortada yürek yoktur para vardır ve yapılan teknik bir iştir)
    neyse..
    Kitapta şu tasvir dikkatimi çekti sizinle paylaşmak istedim;
    “Kahvaltı masasının altında dolu bir lazımlık kovası olduğu gün ayrılmaya karar verdim. Bu mekan, içimi karartmaya başlıyordu. Bunun nedeni, yalnızca pislik, kokular ve berbat yemekler değil, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.” (s. 22)
    Çok güçlü bir tasvir bana göre. Çaresizliği özetler gibi, değişmesi gereken yolunda gitmeyen şeyler var. Düzeltilmesi gereken. Bir şeylerin yapılması, hatta düzelse bile düzelmeyecek şeylerin karmaşası var. ( büyük ihtimalle anlatamadım)

    Kitap üzerine çokça yazabilir, günlerce üzerine konuşabilirim ama burada yorumu bitiriyorum. Eğer sen kitabı okursan -ki bence okumalısın. Belki bir gün bir yerlerde karşılaştığımızda sohbetini ederiz. Konusu kanayan yaramızdır, seninde canını acıtırsa aynı yerdeyiz demektir. Görüşürüz... pai...
  • mehmet aysu paylaştı.
    100 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Devreleri yakmadan bitirmeyi başardım :D Kitabın yorumuna böyle bir cümleyle giriş yapmamın sebebi yorumu okutmak için taktik sadece. Uzunca yazmayı düşünüyorum çünkü. Bu kurnazca bir taktik aslında iyi bir amaca hizmet ettiğini ya da kitaba ilgi çekmek için yararlı olduğunu düşüp kendi vicdani sorgulamam da bana rahatlatıcı bir unsur olabilir. Lakin bu kurnazlık girişimi etik anlamda okuma eylemini benimsemiş kişilere karşı küçümseyici bir tabu. O zaman nasıl yapalım? Söyle başlayabiliriz. Kitap edebi anlamda harika bir betimleme kitabı, bu betimlemeler içsel sorgulamayla harika harmanlanıp okura sunulmuş. Bu nokta da Bay Polamar'ın tabular üzerinde değerlendirmeler yaptığını belirtelim. Kitabın kahramanından bahsetmemiz gerekiyor mu? hayır hayır bu merakı öldürebilecek bir davranış olur. Daha çok kitabın ağır bir dili olduğunu, olay ağırlıklı okumayı seven okurların kitaptan sıkılabileceğini, daha çok ruhsal anlamda değerlendirme yapmayı seven okurların daha çok beğeneceklerini hatta defalarca okuyabilecekleri hem deneme hem öykü hemde roman tadında bir kitap olduğunu belirtmek yeterli olur.
    Bu okuduğum dokuzuncu Calvıno kitabı. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim edebi anlamda çok çok güzel. Yazarın ilk kitabıyla son kitabını peş peşe okumak ayrı bir tecrübe oldu benim için..
  • Biz de nesnelerin uzaklığı ve küçüklüğü yüzünden, tıpkı görmezliğin körde yaptığı etkiye benzer bir etki altında
    kalarak acıma duygumuzu kaybetmiyor muyuz? Erdemlerimiz, duyuşumuza ve dış şeylerin üzerimizdeki etkilerine böylesine bağlıdır işte! Onun için, ceza korkusu olmasa, pek çok kimsenin uzaktan bir kırlangıç kadar gördükleri bir insanı öldürürken,
    bir öküzü elleriyle boğazlamaktan daha az acı duyacağından hiç şüphe etmiyorum. Acı çeken bir ata acıdığımız halde, bir karıncayı aldırış bile etmeden çiğnerken aynı ilkeye göre hareket etmiş olmuyor muyuz?
  • Aşka. hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır.
  • Kişiler, bu dünyada ve kendi problemleri konusunda ancak, dünyayı kendileriyle olan ilişkisi içinde yakalarlarsa bir şey yapabilirler. Ancak (dünyadaki) kendilerine karşı bir tavır alabilip (dünyadaki) kendilerini reddedebilecek duruma gelirlerse kendi varlıklarını olumlayabilirler
  • Yaşadığımız çağdan ne kadar ilerde olursak ondan o kadar da ızdırap çekeriz... Biz insanlar güneşin bazen ve nadiren araladığı bulutların önünde, bir gölge gibi geçmekteyiz!
İyi olduğumda iyiyimdir. Kötü olduğumda daha da iyiyimdir. ;)
Zira bu evrene iki katlı bir yalnızlık kalmıştır
İlkokul 2 terk
Antalya
19 Aralık 1983
Erkek
233 okur puanı
26 Kas 2015 tarihinde katıldı.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Sacher-Masoch’un Takdimi
  • Dünyayı Değiştirmek Üzerine

Okuduğu kitaplar 222 kitap

  • Evrenin Yapısı
  • İktidar Olmadan Dünyayı Değiştirmek
  • Aşk Aptallığı
  • Kalabalıkta Yüzler
  • Yanılmanın Gerçekliği - Cilt 1
  • Cahil Hoca
  • Sosyolojik Düşünmek
  • Toplum İmgeleminde Kendini Nasıl Kurar? - Cilt 2
  • Ten ve Taş
  • Clichy'de Sessiz Günler

Okuyacağı kitaplar 6 kitap

  • Sen "Alo" Demeden Önce
  • Duygusal Eğitim
  • Dostlarla Mektuplaşmalar
  • Gömülü Dev
  • G.
  • Kızıma Mektuplar

Kütüphanesindekiler 96 kitap

  • Wigan İskelesi Yolu
  • At Çalmaya Gidiyoruz
  • Seraphita
  • Çavdar Tarlasında Çocuklar
  • Kelimeler Şehri
  • Kelimeler ve Şeyler
  • Franny ve Zooey
  • Fontamara
  • Kıyısız
  • Denemeler

Beğendiği kitaplar 130 kitap

  • Aile Reisinin Kati Devrilişi
  • Vadideki Zambak
  • Samuraylar
  • Wigan İskelesi Yolu
  • At Çalmaya Gidiyoruz
  • Seraphita
  • Çavdar Tarlasında Çocuklar
  • Kelimeler Şehri
  • Kelimeler ve Şeyler
  • Franny ve Zooey

Beğendiği yazarlar 9 kitap

  • Camara Laye
  • Tarık Dursun K.
  • Jack London
  • Mine Söğüt
  • Nermin Yıldırım
  • Maya Angelou
  • Amin Maalouf
  • Lev Nikolayeviç Tolstoy
  • Flannery O'Connor