mehmet aysu

mehmet aysu
İyi olduğumda iyiyimdir. Kötü olduğumda daha da iyiyimdir. ;) Zira bu evrene iki katlı bir yalnızlık kalmıştır
İlkokul 2 terk
Antalya
19 Aralık
303 okur puanı
Kasım 2015 tarihinde katıldı
Vadideki Zambak
8/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2018 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2018 00:00
"Vadideki Zambak", romantizmin ve gerçekçiliğin harmanlandığı, zamanının ötesinde bir aşk hikayesini anlatır. Balzac, bu eserinde, aşkın ve tutkunun insan ruhunu nasıl derinden etkileyebileceğini, adeta bir ressamın fırçasıyla detaylı bir biçimde çizer. Kitabın ana karakterleri olan Felix de Vandenesse ve Henriette de Mortsauf arasındaki ilişki, okuyucuya insan kalbinin en derin ve en karmaşık duygularını sunar. Henriette karakteri, adeta bir zambak gibi saflığın ve zarafetin simgesi olarak çizilmiştir. O, toplumun baskılarına ve kendi içsel çatışmalarına rağmen, ahlaki değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir kadındır. Felix ise genç ve deneyimsiz, dünyanın karmaşıklıklarından henüz habersiz bir genç adam olarak karşımıza çıkar. Bu iki karakterin ilişkisi, Balzac'ın insan doğası hakkındaki derin anlayışını ve karakterlerin iç dünyalarını ustaca yansıttığını gösterir. Balzac, "Vadideki Zambak"ta aşkın farklı yüzlerini gösterirken, aynı zamanda 19. yüzyıl Fransız toplumunun katı sınıf yapısını ve bu yapının insan ilişkileri üzerindeki etkilerini de gözler önüne serer. Kitap, aşkın ve tutkunun, sosyal normlar ve kişisel ahlak arasında sıkışıp kalabileceği bir dünyada, insan ruhunun nasıl bir mücadele içinde olduğunu gösterir. Balzac'ın anlatımı, detaylara verdiği önem ve karakterlerin psikolojik derinliği ile dikkat çeker. O, okuyucuyu yalnızca bir hikayenin içine çekmekle kalmaz, aynı zamanda 19. yüzyıl Fransız toplumunun zengin bir tablosunu sunar. "Vadideki Zambak", sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda dönemin toplumsal yapısına dair derin bir analiz sunar. Sonuç olarak, "Vadideki Zambak", Balzac'ın edebi ustalığının ve insan ruhunu anlama yeteneğinin parlak bir örneğidir. Kitap, aşkın ve insan ilişkilerinin karmaşıklığını, toplumsal sınıfların çatışmasını ve
Balzac
Vadideki ZambakHonore de Balzac · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202552,9bin okunma
Reklam
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2018 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2018 00:00
Kitabi çok beğendim. Orwell, İngiltere’nin işçi mahallerinde yapmış olduğu araştırmaları kaleme aldığı bir inceleme kitabı. Kurgu bir eser olmaması benim nazarımda daha bir önem kazandırdı. Biliyorum orada yazılanlar gerçek. Ete, kemiğe, toprağa değmişler. Bunu diyorum çünkü orada yaşananlar gerçek olamayacak kadar acımasız.( belki bana öyle geliyordur) 1984 kitabındaki gibi karanlık, umutsuz ve mutsuz bir toplum... Okurken, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi, adaletsizlik vurgusu daha belirgin, daha net, daha gerçek. İşçi sınıfının yaşadığı sefaleti, zorluğu, sıkıntıları öyle sağlam, sarsıcı bir şekilde anlatıyor ki, okuyup da kapitalizme lanet etmemek zor. (sinirim yine bozuldu) Olaya bak. Orwell Bu kitabı 1937 yılında yayımlandığı sırada faşizme karşı savaşmak için İspanya’daymış. Zaten kitapta yazdıklarına tanık olup, böyle içten bir dille ifade eden birinden böyle bir duyarlılık beklenirdi. ( Benim için bu olay çok önemli. Yazarlar ve yaşadıkları. Yazlık villasında, elinde viski kadehiyle, toplumun dertleri yazıp, bununla yolunu bulan bir yazar, bana göre her zaman sahte, yavan, sahtekar gibi gelir. Ortada yürek yoktur para vardır ve yapılan teknik bir iştir) neyse.. Kitapta şu tasvir dikkatimi çekti sizinle paylaşmak istedim; “Kahvaltı masasının altında dolu bir lazımlık kovası olduğu gün ayrılmaya karar verdim. Bu mekan, içimi karartmaya başlıyordu. Bunun nedeni, yalnızca pislik, kokular ve berbat yemekler değil, değişmeyen anlamsız bir çürümenin, insanların hamamböcekleri gibi süründüğü yeraltındaki bir yerde, savsaklanan işlerden ve alçakça yakınmalardan meydana gelen sonsuz bir karmaşanın içinde olma hissiydi.” (s. 22) Çok güçlü bir tasvir bana göre. Çaresizliği özetler gibi, değişmesi gereken yolunda gitmeyen şeyler var. Düzeltilmesi gereken. Bir
Wigan İskelesi YoluGeorge Orwell · Can Yayınları · 20192,075 okunma
9/10
·214 syf.··
Beğendi
·
2018 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2018 00:00
Güzel bir yüzleşme kitabı. Issız köşesine çekilmiş bir insanın geçmişiyle yüzleşmesi. İç dünyalarımızı; bütün duygusal, zihinsel yönlerini ve bunların temelinde yatanlara, hayatımızda kırılma noktaları diyebileceğimiz anların bir izdüşümünü bize sunuyor. (heyt be cümleye bak :D) İnsanın çocukluk günlerindeki ya da gençlik ya da ne bileyim işte geçmişindeki anıları düşünürken, hissederken belli belirsiz, sıkıntılı bir hüzün duyumsarız ya heh işte onlarla yüzleşmeler diyeyim daha net anlaşılır. Kitap bana biraz Proust'un Kayıp Zaman İzinde'yi anımsattı ama onla alakası yok yanlış anlaşılmasın. Orada da geçmiş olayları var ya o yüzden anımsattı(sizde anımsatmayabilir) Tabi Proust kadar zor bir yazar değil. Bu kitabın dili çok sade, pamuk gibi, harbiden kolay okunan akıcı bir kitap ama içi boş bir eserde değil yani aklınızda olsun. Neyse benle kitap arasındaki olaydan bahsedeyim biraz. Bende her insan gibi geçmişini yaşamış biriyim :D tabi yaşadım ama bitti mi ? hayır o geçmiş yaşansa da hiç bitmiyor. Geçmiş yaşanmıştır, geçmiştir ama izi belleğimizde ne yazık ki yer etmiştir. Farkında olsak da olmasak da geçmiş ile beraber yaşıyoruz.(bu cümleyi kötü anılar için yazdım sadece) Aslında kitap burada, belki gizli belkide kasten bize çok harika bir olay sunuyor. Net söylüyorum! Abi geçmişte yaşadığınız kötü unutmak istediğiniz sacma sapan lanet bir anı varsa bununla yüzleşin( nasıl yaparsanız bilmiyorum ama) bir yolunu bulun ve yüzleşin...
At Çalmaya GidiyoruzPer Petterson · Metis Yayınları · 20211,483 okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2018 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2018 00:00
Seraphita'yı bitireli beş gün oldu ama yorum yazmak için geniş zamanı ancak bulabildim. Sözde yılın son kitabı olacaktı. Olmadı! Tahminimden daha uzun bir süre ayırmam gerekti. Çok derin bir eser. Balzac bu eserini diğer eserlerinin üzerinde tutma gayretinde, bence de tutmakta haklı... Neyse... Kitabın genel teması ikilemler, karşıtlıklar üzerine, klişe biçimde iyi-kötü muhasebesi diyebilirim (en sevdiğim türlerden) iyinin ve kötünün hangisi olduğu okura göre...Bazen bana çok aykırı çok saçma gelen noktalar vardı. Bazen de kendimi bulduğum, tam olarak içimde ifade edilen noktalar vardı. Kitabın genel havası dini, bol İsa'lı bunu baştan söylemeliyim. Kitabın kahramanı da melek zaten, hem kadın hem erkek. :) Çok mistik, insan merak edıyor demi. Kadın ve erkek aynı gözden bakabilseydı nasıl olurdu diye. Benım iligimi ceken nokta da bu oldu. Balzac bu işi gercekten bilen buyuk bir yazar. Kitaba başlarken öyle detaylı tasvirler sunuyor ki okur bir anda kendını soguk dağlarla kaplı kar yığınlarının içinde buluyor. Yürüyorsunuz, bir yerlere varıyorsunuz burada sizi hayatın içindeki felsefeler karşılıyor. Dindarsaniz karşınıza karşıtınız, kadınsanız erkek versıyonunuz ( aslında buraya erkeğiniz yazacaktım ama riskliydi) güzelseniz çirkininiz, çirkinseniz güzeliniz çıkıyor ( siz olayı anladınız ya işte neysen tersin çıkıyor) Bana göre ve eserın asıl farkındalık yaratan gücü bu nokta. Okurken bazen sıkıldıgımı itiraf etmeliyim, özellıkle giriş kisminda. ilerleyen sayfalar konu bazında daha akıcı, felsefik boyutta üzerinde daha çok düşünmeyi gerektiren noktalarla doluydu. Okuma süremi uzatan da buydu. Bazı paragrafların üzerinde bolca düşündüm.(bunlardan birkacını yorumlara atacagım siz de okudugunuzda neler olup bittigini ve kitapta sizi neyin karşılayacagını daha net
Programlama
SeraphitaHonore de Balzac · Jaguar Kitap · 2015608 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2017 16. kitabı
Bilindik şeylerden bahsetmeyeceğim. Biz KKT olarak kitabı gecen hafta degerlendırdık. Üzerinden biraz zaman geçsin, demlensin, öyle yorum yapmak istedim. Evet kitap bir başyapıt, bunu hayranlık ya da çoşkunluk haliyle söylemiyorum. Net bir şekil belirtmek gerekirse okudugum en ıyı meteforlardan bir kaçını barındırmakta. (örn: ördek, deri canta, rahibelerin sepetleri meteforları) Okuyanların dikkatini mutlaka çekmiştir. Bu detayları uzun uzun acıklamak isterdim lakin yorum cok uzar( bana ne ya kendınız okuyun) Bir diğer konu ise kitabın katillerin cebınden cıkması (üc kişi ölür, katillerin cebınden cıkar, mahkemelerde falan söylenır) bunu sebebini anlamak için en başına kitabın yazılmaya başlandıgı döneme gitmek gerekiyor. Salinger varlıklı bir ailede dogmus askere gitmek için gönüllü olmuş hatta kabul edılmemesıne ragmen bır kac mektupla kendını askere aldırmayı basarmıstır. O dönem O.Neil isimli bir hatuna aşıkttır. Hatun 17 yasında ama öyle 17'lık ergen gibi değil nasıl desem Bir parça Tomris (yok Tomris'teki kafanın onda bırı yoktur onda) ya da Lou Salome ( yok o kadar yetenekli değil) gibi yani anladınız siz o dönemin saglam adamlarıyla anılmıs ve Salinger'da bunlardan biri. Askerdeyken sürekli mektuplasıyor hatunla, hatta cephedeki arkadaslarına sevgılısıyle hava atıyor falan yani bildiginiz kör kutuk aşık. İlerleyen zamanlarda mektuplar kesiliyor, sonra acı bir haber. O.Neil o dönemin unlü artisti Charle Chaplin'le 18. yaş gününde evlenmiş, üstelik adam 54 yaşında. Salinger beynınden vurulmuşa dönuyor.( ikinci dunya savasının agır pssikolojık durumlarıda soz konusu) Gönüllü şekilde katıldıgı askerlıgı sinir krizleriyle noktalıyor. Cephedeyken Cavdarın altı bölümünü yazıyor. Populerliginden sonra şöyle bir cümle oluşuyor "İkinci dünya savaşı Salinger'i yarattı"
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Reklam