Alpay Şirin

Ben bir karısına, bir kızına baktım; birbirlerine iyice sokulmuşlardı, bazen birinin titremesi diğerine geçiyordu, bazen ikisi tek bedenmiş gibi titriyordu. Hiçbir şeyden haberi olmaması içimi sızlatan bu yaşlı adam, görülmeyen, çoktan dağılıp gitmiş koleksiyonunun satışının yönetimini bana vereceğini söylediğinde çok duygulandım. Asla yerine getiremeyeceğimi bile bile, sarsılmış bir halde ona söz verdim; feri sönmüş gözleri yine bir pırıltıyla aydınlandı. Tüm yüreğiyle beni hissetmeye çalıştığını anladım. Parmaklarını parmaklarımın üzerine sevgiyle bastırırken içinden teşekkür ettiğini ve verdiği sözde ciddi olduğunu hissediyordum. Kadınlar beni kapıya kadar geçirdiler. Adamın en ufak sesi bile duyan kulaklarından çekindiklerinden konuşmaya cesaret edemiyorlardı, fakat gözlerindeki yaşlar ve şükran dolu bakışları her şeyi anlatıyordu. Bayılmak üzere olan biri gibi duvara tutuna tutuna merdivenlerden indim. Aslında yaptığımdan utanıyordum. Masallardaki bir melek gibi yoksul insanların evine girmiş, iyilik yapmak için bir aldatmacaya ortak olmuş, bir saatliğine kör bir insanı aldatarak gözlerini açmış, utanmadan yalan söylemiştim, oysa gerçekte zavallı bir antikacı olarak birkaç değerli parçayı ucuza almaya gelmiştim buraya. Fakat aldığım şey bundan fazlasıydı: Karanlık ve sevinçten uzak bir dönemde insanlarımızın çoktandır unuttuğu sanat aşkını ve sanat coşkunluğunu bir kez daha canlı canlı hissetme imkânına erişmiştim. Ve ben -başka türlü anlatmam imkânsız- neden olduğunu bilmesem de, çok ama çok utanmama rağmen kendime derin bir saygı duyuyordum. Tam apartmandan dışarı çıkmıştım ki, yukarıdaki daireden birinin penceresinin açıldığını ve bana seslendiğini duydum. Gerçekten de yaşlı adam görmeyen gözleriyle hangi yöne doğru gitmiş olabileceğimi tahmin etmiş, arkamdan
Sayfa 50 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tüm içtenliğimle elini sıktım. "Sizde kalsın lütfen, eski dostumuz Mendel kendisine bir kitap için teşekkür eden binlerce insan arasından en azından birinin kendisini hatırlamasına çok sevinecektir kuşkusuz." Bunları söyledikten sonra ayrıldım ve kendi basit ve insancıl tavrıyla bir ölüye sadık kalan bu iyi yürekli kadın karşısında kendimden utandım. Çünkü o, o okumamış kadın Mendel'i daha iyi anabilmek için en azından onun bir kitabını muhafaza etmişti; bense yıllarca sahaf Mendel'i unutmuştum; üstelik de kitapların kendi soluğumuzun ötesinde, insanları kendimize bağlamak ve tüm yaşamların en acımasız düşmanı olan fanilik ve unutulmuşluk karşısında kendimizi müdafaa etmek için yaratıldığını bilen ben unutmuştum onu.
Sayfa 34 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Pro coptu lectoris habent sua fata libelli: Okurun kavrayış kapasitesine göre kitapların kendi kaderleri vardır.
Sayfa 33 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Acı bir tat kapladı dudaklarımı, unutulmuşluğun acı tadı: Eğer rüzgâr, bastığımız yerlerde bizden kalan son izleri de yok edecekse, neye yarardı yaşamak?
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Bu nedenle, Jakob Mendel'in gelecekle ilgili bilgiler bağışlayan mermer masasını o mekân içinde üzerine karanlık çöken bir mezar taşı gibi boş gördüğümde bir korku kapladı içimi. Ancak şimdi, yaşlanmış biri olarak, böylesi insanların yokluğuyla ne kadar çok şey kaybettiğimizi anladım, çünkü her geçen gün önlenemez bir şekilde monotonlaşmaya başlayan dünyamızda eşsiz olan her şeyin kıymeti daha da artıyor: Ayrıca o tarihlerde içimdeki genç ve deneyimsiz insan, derinlerden gelen bir önseziyle Jakob Mendel'i çok sevmişti. Onu gözlemleyerek, varoluşumuzda özel ve güçlü olan her şeyin bir iç konsantrasyon ve delilik sınırında gezinen yüce bir saplantıyla başarılabildiği yolundaki büyük gizemin ilk kez farkına varmıştım. Ruhun katışıksız hayatının, tek bir fikre tam anlamıyla kendini vermenin, Hintli bir yoginin ya da ortaçağda yaşamış bir keşişinki gibi mutlak bir coşkunluğun bugün hâlâ, üstelik bir de telefon kulübesinin bitişiğindeki, elektrikle aydınlanan bir kafede olabildiğinin... Gençliğimde bunun örneğine şair dostlarımızdan ziyade bu bütünüyle meçhul eski kitap satıcısında görmüştüm. Ancak savaş yıllarında tıpkı onun gibi kendimi çalışmalarıma öyle vermiştim ki onu unutmuştum. Fakat şimdi bu boş masanın önünde dururken kendimi ona karşı hem mahcup hissediyor hem de merak ediyordum.
Sayfa 16 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat