Alpay Şirin

"Hiç kuşkusuz insani işler büyük bir ciddiyeti hak etmez ama ciddiyet bir mutluluk olmasa bile, gene de ciddi olmak gerekir... Şunu demek istiyorum ki, insan ciddi olanla ciddi olmak zorundadır, başka bir şeyle değil. Tanrı doğası gereği, en yüce ciddiyete layıktır. Ancak, insan Tanrı'nın oyuncağı olmak üzere yaratılmıştır ve bu aslında onun payına düşen en iyi şeydir. İnsan hayatını bu doğasına uygun bir şekilde ve şimdiki konumunun tersine, en güzel oyunu oynayarak geçirmek zorundadır. Böylece eğer oyun en ciddi şeyse, bu durumda hayatı, Tanrıların lütfunu sağlamak ve çarpışmada zafer kazanmak üzere bazı kurban oyunları oynayarak, şarkılar ve danslarla geçirmek gerekir.
Sayfa 279 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oldukça Farklı Bir Bakış Açısı
Sanat 18. yüzyıla kadar, kültür değerleri içinde çok alt bir yere sahip olmuştur. Sanat o döneme kadar, ayrıcalıklıların hayatının soylu bir süsünden ibaretti. Estetik zevk, bugün olduğu kadar güçlü bir şekilde hissedilmekteydi, fakat bu zevk genelde ya dinsel bir coşku ya da hoşça vakit geçirmeye yarayan üst düzeyden bir merak olarak yorumlanmaktaydı. Her zaman bir zanaatkâr sayılan sanatçı, alt düzeyden biri olarak kabul edilmekte, buna karşılık bilimle uğraşmak, para kazanma gibi dertleri olmayanların ayrıcalığı olarak görülmekteydi.
Sayfa 266 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Sanatçı
En genç kuşaklar tarafından çoktan "eski zaman"a ait sayılan olgular, daha yaşlılar için hâlâ "bizim zamanımız" kavramının içinde yer almaktadır. Bunun nedeni, daha yaşlının bu zamana ilişkin kişisel bir anıya sahip olması değil de, kültürünün hâlâ o döneme dahil olmasıdır. Ancak bu duygu yalnızca mensup olunan kuşağa değil, aynı zamanda sahip olunan bilgiye de bağlıdır.
Sayfa 258 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Kent halkına yönelik cömert bağışlar yalnızca imparatorun tekelinde değildi. İmparatorluğun ilk yüzyıllarında, devletin en dış bölgelerine varana kadar, binlerce yurttaş hamam ve tiyatro yaptırmış; yiyecek dağıtımında, oyun düzenlemekte ve bunlara gereç sağlanmasında birbirleriyle yarışmış ve bu işlere yapılan katkıların miktarı giderek artmıştır. Bu katkılarda bulunanlar, yaptıklarını gelecek kuşakların öğrenmeleri için bunları kendilerini övdükleri yazıtlara dökmüşlerdir. Bu girişimleri harekete geçiren ruh hali neydi? Acaba, Hristiyan caritas'ını haber veren bir olgu muydu? Bu geçerli bir açıklamaya benzememektedir. Bu cömertliğin hedefi ve biçimleri çok farklı bir eğilime tanıklık etmektedir. Öyleyse, modern anlamıyla public spirit mi söz konusuydu? Antik cömertlik, kesinlikle, Hıristiyan merhamet anlayışından daha çok public spirit'e yakındır. Fakat acaba bu eğilimi, potlach zihniyetinden söz ederek belirlemek, doğruya daha fazla yaklaşmak olmayacak mıdır? Şan ve şeref uğruna rakibi gölgede bırakmak ve yenmek için cömert gözükmek... işte bütün bunlar Roma uygarlığının eski agonal ve kutsal temelinden kaynaklanmaktadır.
Sayfa 238 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Her halk kendi başlattığı veya maruz kaldığı bütün savaşları, varoluş için gerçekleştirilen muzaffer mücadeleler olarak sunmaktadır. Roma, Galyalılara, Kartacalılara, sonra da Barbarlara ilişkin olarak böyle bir açıklama yapmakta herhalde haklıydı. Ancak, bir ölüm kalım mücadelesinin kökeninde bile, onu belirleyen açlık veya tehlikeden çok, güç ve şeref konusundaki rekabet yatmaktadır.
Sayfa 237 - Ayrıntı Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat