“Sizi düşünüyorum,” dedi. “Siz çok iyi kalpli bir insansınız. Bunu anlamamak için taş olmam lazım... Biliyor musunuz, aklıma ne geldi? Sevgilimle sizi kıyas ettim. Niçin o siz değilsiniz? Neden o size benzemiyor? Ben onu sizden fazla seviyorum; oysa o sizin kadar iyi olamadı!”
“Bu düşünceli, cansız gözleri parlatan gücün kaynağı ne? Bu çökmüş, solgun yanaklara kan nereden geldi? Nedir bu yumuşak yüz çizgilerine ihtiras veren şey? Bu göğüsler niçin böyle inip kalkıyor? Bu soluk yüze güzelliği ve yaşamı veren, kızcağızı böyle göz kamaştırıcı bir gülümsemeyle canlandıran kim?”
Kitabın kapağını ilk incelediğimde ‘Damga’ ismi ile nasıl bir hikaye ilişkisi kurulmuştur acaba diye düşünmedim değil ama okudukça sanki ismini açıklarcasına bir olay örgüsü ile karşılaştım. “Yediğimiz bir damga hayatımızı ne kadar değiştirebilir? Yaşadığımız bir olay karar verme irademizi ne kadar etkileyebilir?” Sorularını sürükleyici bir hikaye ile okuyucuyla buluşturmuş yazarımız final belki biraz daha farklı olabilirdi diye düşündüm ama Reşat Nuri Güntekini eleştirme hakkını kendimde bulmuyorum. :) tavsiye edeceklerim arasına girmiş güzel bir roman diyerek de sözlerimi tamamlıyorum..