EdA.K

Puan vermedi·262 syf.··
2018 88. kitabı
Öncelikle esen olsun ... Fazla konuşmayacağım. Lafın tamamı aptala anlatılır. Irkçılık Turancılık davası sırasında, bu mektubuna binaen kendisine fikirleri sorulmuş ve kendi ifadesiyle, şu şekilde cevap vermiş: “Memleket içerisinde ayrılıklara, düşmanlıklara yol açacak hiçbir fikrim yoktur. Bugün devletimizin kabul ettiği ve üzerinde yürüdüğü prensip bence de en doğru, en makul prensiptir. Yani Türklüğü her şeyden üstün görmekle beraber, gayri Türk unsurları da gerek kültür, gerek telkin ile çok kısa zamanda temsil etmek. Ben de bunu doğru görüyorum. Türkeş açısından ya da herhangi bir insan için, Atsız'a yazılan mektuplarla mahkemeye verilen ifadeler arasında fark olması normal karşılanabilir. İnsanların hayatlarında, yeni bilgiler edindiklerinde, çevreleri değiştiğinde ve sair etkenlerle fikirlerinin değişmesi de normaldir. Bu fikirlerin, bir ayda değişmesi de normal midir? Kalemine sağlık.
Sentez İhanetiCaner Kara · Ötüken Yayınları · 2017336 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·768 syf.··
2018 115. kitabı
Atsız tarihin içinde gezinen bir adamdır. Ruh Adam tarihî bir roman olmasa da tarihten kopamazdı. Günümüzde yaşayan Selim Pusat, iki bin yıl öncesinin Burkay’ıdır. Uygur masalındaki Burkay gibi, o da evli olduğu hâlde bir kızı severek günah işlemiştir. Tarih tekerrür etmiştir. Aslında zaman nedir ki? Atsız’a göre dün, bugün ve yarın, hepsi birdir. “Bu timsal altında toplananlar ‘zaman’ı yapan ‘üç an’ın bir olduğuna inanmışlardır. Gelecek olan günler bugünün gününe karıştıkça vardır. ‘Bugün’ dediğimiz her gün ise esasen ‘dün’dür. Bir ip yumağı gibi dönen zamanın ucu geçmişte, bu geçmiş de Turfan’da, Hoçu’da, Orhun’dadır.” Bu satırları Atsız, 1933 Ekimi’nde çıkardığı Orhun dergisinin ilk sayısında yazmaktadır. Dün, bugün, yarın… Bu üç an da birdir, birbirine karışmıştır. Ruh Adam da öyle. Kâh geçmişte kâh gelecekte yaşamaktadır.
Atsız: Türkçülüğün Mistik ÖnderiAhmet Bican Ercilasun · Panama Yayıncılık · 2018141 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2018 107. kitabı
İslamiyet öncesi Türk tarihi ve kültürü üzerine önemli çalışmaları ve yayınları olan Ahmet Taşağıl, tarihimizin en geç dönemleri hakkında yaptığı araştırmalar ve yayınları ile tanınmaktadır. Türkistan, Çin ve Moğolistan sahasında yapmış olduğu araştırmalar ile Orta Asya Türk tarihi üzerine birçok eser ve bildiriler yazmıştır. Gökbörü’nün İzinde Kadim Türk Topraklarında adlı eseri ile yıllardır edindiği bilgileri ve seyahatlerini içten bir üslup ile aktarmıştır. Doğu Türkistan adının verilişinde itibaren yaşanan siyasi ve askeri olayları anlatan araştırmacı, Doğu Türkistan’ın tarihi süreç içinde hâkimiyet sahası olduğu devletler ve siyasi oluşumlardan bahsedilmiştir. Bölgede yetiştirilen ürünlerden, doğal rezervlerinden, mağaralarından ve şehirlerinden bahsedilmiştir. Kaşgar, Turfan, Hoten, Kulca, Urumçi şehirleri hakkında bilgiler verilmiştir. Kırgızistan’a duyduğu merağın etkisi olduğun vurgu yapan araştırmacı, Karahanlı devletinin kurulduğu bu coğrafyada yaptığı çalışmalardan söz etmiştir. Kırgızistan için Orta Asya’nın damı tabirini kullanmıştır. Kırgızistan’ın coğrafi ve kültürel özelliklerinde bahsettiği bölümde Türk tarihinin önemli bir dönemi olan Karahanlı devletinin bölgedeki etkilerine de değinmiştir. Manas destanının bölgedeki etkisine ve ülkenin ekonomik durumuna değinmiştir. Karahanlı devletinin buradaki etkileri ile bıraktığı mimari eserlerden bu başlık altında bahsetmiştir. Kırgızistan’daki birçok şehrin adı ve önemleri aktarılmıştır. Kırgızistan’ın tarihi önemine vurgu yapan araştırmacı, Talas Savaşı Türk- Arap Karşılaşması ile Türklerin tarihinin dönüm noktalarından olan bir tarihi vakadan bahsetmiştir. kitabı okumanızı tavsiye ederim.. esenle kalın.. ALINTIDIR.
Gökbörü’nün İzindeAhmet Taşağıl · Kronik Kitap · 2017759 okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2018 94. kitabı
Kök Tengri’nin Çocukları, Türkler hakkında ilk bilgileri aldığımız Çin kay­nakları bizzat elinden geçmiş Ahmet Taşağıl tarafından hazırlanmış, tüm Türklük Bilgisi çalışmaları yürüten Türkologların İslam öncesi Türk tarihi için kaynak kitap olarak kullana­bilecekleri yeni bir kitap. Türklük bilgisi çalışmalarının başladığı ilk zamanlardan bu güne Türkler ve Türkçe üzerine onlarca çalışma yapılmış, bu çalışmalarda zaman zaman Türk’ün diline konuşulduğu coğrafya ve tarihiyle bütüncül bakılamamıştır. Şüphe götürmez bir gerçektir ki milletlerin dili, onların hüküm sürdüğü sınırlardan ve tarihinden ayrı düşünülemez. Yazar, bu sebeple olsa gerekir kitabının ilk başlığını İslam Öncesi Türk Tarihini Bütünlük İçinde Anlama Problemleri olarak açmıştır. Ahmet hocamız bizzat hitabeleri, çin, arap, pers ve bizans kaynaklarını okuyup çevirebilen sayılı tarihçilerdendir. Açıkcası islamiyet öncesi Türk tarihi konusunda en bilgili tarihçilerden biri denilebilir. Böyle değerli bir adamın böyle değerli bir eserini kaçırmayın derim. Ancak kitabın büyük kısmında çin kaynakları referans alındığı için yer ve kişi isimlerinin de büyük kısmı Çince, bu yüzden okurken biraz boğabiliyor insanı. Buna rağmen kitabın çok sağlam, güvenilir ve objektif bir kaynakçası var diyebilirim. Bu kitabın Kök Tengrinin altında buluşan bütün Türklük âlemine hayırlı olması di­leğiyle… ESENLE KALIN..
Tarih
Kök Tengri'nin ÇocuklarıAhmet Taşağıl · Bilge Kültür Sanat · 20251,141 okunma
Puan vermedi·48 syf.··
2018 87. kitabı
"Türkçülük, güncel adıyla bir 'hobi' değildir. Bir takım kimselerin, zevk amaçlı ya da keyifli vakit geçirmek için, canı öyle istiyor diye Türk tarihine dair kitaplar okuması, geçmişin parlak devirlerine iç çekerek göz gezdirmesi değildir. Bir kimsenin, ücret karşılığında ders verdiği üniversitede Türk kültürüne dair araştırmalar yapması, gelenek ve göreneklerimize dair denemeler yayınlaması Türkçülük olamaz. Meslek icabı sınırda, sokakta, ilçede, nöbet kulübesinde vs. güvenlik hizmeti vermek ve karşılığında maaş almak Türkçülük olamaz. Hükumetin siyasi görüşü sanılarak, Türkiye'de Türk milletini övücü eserler yazmak ya da Türk milletinin kaderini ilgilendiren meselelerde doğruya değil de kanunlara sadık kalmak Türkçülük değildir. Doğruya doğru demeden önce, toplumun, kalabalığın, şuursuzların, iktidar sahiplerinin, genel temayülün ne olduğuna bakmak, ona göre ürkek adımlar atmak fısıltı kıvamında cümleler kurmak Türkçülük değildir. Türkçülük, muğlak, ne olduğu belli olmayan, önüne gelenin, keyfi nasıl isterse öyle şekil vereceği, herkesin kendine göre yontacağı, canı isteyenin kendini işaret edecek şekilde biçimlendireceği bir dava da değildir.
Kara BeçkemCaner Kara · Ötüken Neşriyat · 2016140 okunma