Ece

Ece
@OutOfB
Mühendis
2001
44 okur puanı
Kasım 2015 tarihinde katıldı
Bar tezgahının karşısındaki duvarda çeşitli içkilerin dizili olduğu raf vardı. Arkasındaki duvarda büyük bir ayna asılıydı ve orada kendimi görüyordum. Bir süre gözlerimi dikip baktım, doğal olarak, aynadaki ben de dosdoğru bana bakıyordu. Ve o anda birden şu hisle sarsıldım: Ben belki de yaşamımda bir noktada yanlış yöne gitmiştim. Takım elbise giymiş, kravat bağlamış halime bakarken bu hissim giderek kuvvetlendi. Baktıkça o kişi ben değilmişim, hiç görmediğim biriymiş gibi gelmeye başladı. Peki ama aynada yansıyan kişi -eğer o kişi ben değilsem- kimdi acaba? Hayatım boyunca ben de -pek çok kişi gibi- birkaç önemli yol ayrımından geçmiştim. Hani ya sağı ya solu seçmeniz gerekir. Ben de ya sağı seçmiştim ya da solu (nadiren bir yönü seçmem için açık ve net nedenim olmuştu; çoğunda o nedeni bir türlü bulamamıştım. Gerçekte o seçimi yapan da her zaman ben değildim. Kimi zaman o seçim beni seçmiş gibiydi). Ve şimdi buradaydım. İşte burada, birinci tekil şahıs olarak vardım. Eğer farklı bir yön seçmiş olsaydım, bu ben şimdi burada olmayacaktı. İyi ama şu an aynada yansıyan kimdi acaba?
Heidegger, insan koşulunu soğukça ele alır, sonra da bu yaşamın alçaltılmış olduğunu bildirir. Tek gerçek, bütün varlıklar katındaki kaygıdır. Dünyada ve oyalanmaları arasında anlamını yitirmiş insan için, bu kaygı çabucak geçip giden kısacık bir korkudur. Ama bu korku kendi bilincine varmayagörsün, bunalım olur, uyanık insanın sürekli iklimi olur. ‘Varoluş kendini yeniden bulur' bu iklimde.
Zarathustra'nın zorlu haykırışından, “Rastlantıyla, işte dünyanın eski soyluluğu. Üzerlerinde hiçbir ölümsüz istemin isteği bulunmadığını söylediğim zaman, onu bütün nesnelere geri verdim!” deyişinden beri, Kierkegaard'ın ölümcül hastalığından, “ardından hiçbir şey bırakmadan ölümde sona eren bu dertten” beri, uyumsuz düşüncenin anlam yüklü, azap verici izlekleri birbirini kovaladı. Hiç değilse –bu ayrım çok önemli– usa aykırı ve dinsel düşüncenin izlekleri. Jaspers'ten Heidegger'e, Kierkegaard'dan Chestov'a, gönüngücülerden Scheler'e kadar, mantık düzlemiyle ahlak düzlemi üzerinde, özlemleriyle akraba, yöntemleri ya da amaçlarıyla birbirlerinin karşıtı olan bütün bu düşünceler ailesi, usun geniş yolunu kapatmaya, gerçeğin doğru yollarını bulmaya çabaladılar. Şu bilinen ve yaşanmış düşünceleri söylemek istiyorum burada. Göz diktikleri şey ne olursa ya da ne olmuş olursa olsun, hepsi de çelişkinin, uymazlığın, bu bunalımın ya da güçsüzlüğün egemen olduğu bu anlatılmaz evrenden yola çıktı.