Ancak hayvanlar hiçbir zaman umudu elden bırakmıyorlardı. Dahası, Hayvan Çiftliği'nin bir üyesi olmanın onurunu taşıdıklarını bir an için olsa bile unutmuyorlardı. Bütün ülkede-İngiltere'de-hayvanların sahip olduğu,hayvanların kendilerinin işlettiği tek çiftlik onların çiftliğiydi. İçlerinden biri bile, en genci bile, yirmi, otuz kilometrr ötelerdeki çiftliklerden oraya en yeni gelmiş olan hayvanların bir teki bile buna şasmadan edemiyordu. Tüfeğin patladığını,yeşil bayrağın direğe çekildiğini gördükleri an yürekleri hiç azalmak bilmeyen bir gururla dolar,o edki kahramanlık günlerini, Jones'un kovuluşunu,Yedi Emir'in yazılışını,çiftliği işgale kalkışan insanların yenilgiye uğrayışını,o büyük çarpışmayı konuşurlardı. Eski düşlerin hiçbirinden vazgeçmemişlerdi. Ulu Bilge'nin öngördüğü şeye,İngiltere'nin yemyeşil tarlalarına insan ayağının basmayacağı Hayvanlar Cumhuriyeti'ne hala inanıyorlardı. O gün gelecekti:Hemen gelmeyebilirdi hiçbir hayvanın ömrü o günü görmeye yetmeyebilirdi ama mutlaka gelecekti. Hatta belkide "İngiltere'de Yaşayan Hayvanlar" şarkısı bir yerlerde gizlice hâlâ söyleniyordu: Ne olursa olsun çiftlikte hayvanların hepsi o şarkıyı biliyordu,yüksek sesle söylemeye hiçbiri cesaret edemiyordu. Hayatları kolay olmayabilirdi,bütünbütün umutları gerçekleşmemiş olabilirdi ama kendilerinin öteki hayvanlar gibi olmadıklarının bilinceydindiler. Aç kalıyorlarsa zorba insanları beslemek için aç kalmıyorlardı;çok çalışı çalışıyorlarsa hiç değilse kendileri için çalışyorlardı. Aralarında iki ayaklı bir yaratık yoktu. Hiçbir hayvan bir başkasına "Efendim," demiyordu. Bütün hayvanlar eşitti.
Arkadaşlar ben "Hayvan Çiftliği" kitabını bitirdim. Çok eğlenceli bir kitaptı. Şiddetle tavsiye ediyorum. Bazı kısımları saçma olsada güzel bir kitaptı..
İyi okumalar dilerim..