İcap edenle olan arasında, muazzam farklar vardır. Bu farkların tezahür ediş şekli, sizler için gene bir icaptır. Memnun olmanız için, fikir ve fiilinizin ahenktar yürümesi, her vakit kâfi gelmez. Ayrıca, kendinizin de kendinize olan nefsanî kontrolünüzü defaatle ve süratle yapmanız gerekir.
İnce bir tülbent gibi gözünüzü kaplayan, rüyetinizi bulanık gösteren bir nefsaniyet içindesiniz. Görüyorsunuz, fakat çizgiler keskin değil. Sizler osunuz ki, çizgileri ve renkleri ve her ikisinin nüanslarını net göresiniz. Bunlar bizlere mâlum olduğu zaman, tülbentinizin dokuması daha da seyrekleşir. Vakıa bu icap dahilinde tülbentsiz olamayacaksınız.
İman odur ki, önünde tülbent değil, kalın bir bez olduğu hâlde, öte tarafı, bu tarafmış gibi bilir.
İman odur ki, bildiğini ve bilebileceğini, bildiğinden ayrı bildirmez.
İman odur ki, bilgisine, bilebileceği bilgisine yeni bilgiler katmak için, bilmediğini bilir.