Kemal

Kemal
Samsun
Samsun, 2006
23 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
İcap edenle olan arasında, muazzam farklar vardır. Bu farkların tezahür ediş şekli, sizler için gene bir icaptır. Memnun olmanız için, fikir ve fiilinizin ahenktar yürümesi, her vakit kâfi gelmez. Ayrıca, kendinizin de kendinize olan nefsanî kontrolünüzü defaatle ve süratle yapmanız gerekir. İnce bir tülbent gibi gözünüzü kaplayan, rüyetinizi bulanık gösteren bir nefsaniyet içindesiniz. Görüyorsunuz, fakat çizgiler keskin değil. Sizler osunuz ki, çizgileri ve renkleri ve her ikisinin nüanslarını net göresiniz. Bunlar bizlere mâlum olduğu zaman, tülbentinizin dokuması daha da seyrekleşir. Vakıa bu icap dahilinde tülbentsiz olamayacaksınız. İman odur ki, önünde tülbent değil, kalın bir bez olduğu hâlde, öte tarafı, bu tarafmış gibi bilir. İman odur ki, bildiğini ve bilebileceğini, bildiğinden ayrı bildirmez. İman odur ki, bilgisine, bilebileceği bilgisine yeni bilgiler katmak için, bilmediğini bilir.
Sayfa 31
Reklam
İnce müşahedeler yapabilmek, önce müşahede bilgisi ile, müşahede edilecek şeyin hususiyetlerini bilmekle kaim olur. Müşahede edebilmek, evet tekâmül zaruretinin bir neticesidir. Ve sizlerin birkaç tane olarak bildiğiniz ruhî melekelerin de üzerinde olan bir melekedir. Tam bir ruhî melekedir. Ve şimdiye kadar bildiğiniz melekelerin de üstündedir. Müşahede melekesi.. Bunun manasını ileride daha iyi anlarsınız. Sistemler, plânlar, alt vasatlar, dünyevî şartlar ve nihayet şuurunuz, böyle bir müşahedenin, muhtelif safhalarda ekranlarıdır. İnsanın bir kabiliyeti, kendi kendisinin ekranı olmasıdır. İşte insanın maddeden ayrılan en büyük hususiyetlerinden biri.
Bir insanın, koşulları gereği kendisine uygun bir eş bulamadığı için spiritüel gelişiminde gecikmesi haksızlık gibi görünebilir. Ancak, bir okültistin bakış açısıyla bu hiç de doğru değildir. Öğrenci, önceki sayfalarda açıklanan işlemleri ele alacak ölçüde yeterince geliştiği takdirde, büyük gizemlere kapıyı aralayarak, yaşamının odak noktasını kişilikten bireyselliğe dönüştürecektir. Önceki enkarnasyonlarına ilişkin bazı anıları olacak ve bunların varoluşunun aşamaları olduğunu anlayacaktır ve “Ben” duygusu hem doğum, hem ölümün ötesine uzanacaktır. Şimdiki yaşamının koşullarının, tıpkı yaşlılığımızın koşullarının gençliğimizdeki edimlere ve insanlığa bağlı olması gibi, önceki enkarnasyonların koşullarına bağlı olduğunu bilecektir. Önünde uzanan sayısız yaşamın geleceğini görür ve bu geleceğin kendi kontrolü altında olduğunu bilir. Dolayısıyla ölmeden önce, özellikle bazı deneyimleri yaşaması ya da bunlardan vazgeçmesi gerektiği duygusuna kapılmaz. Bazı işleri, şimdiki yaşamının koşullarının bunları gerçekleştirmeye elverişli olmadığını görerek, sonraki yaşamlarına bırakmaya karar verebilir. Eşleşme güdüsü taşıması, bizim burada ele aldığımız büyük kozmik eşleşme için hazır olduğu anlamını taşıması koşul değildir. Bu tür bir birleşme kendi kararından çok daha fazlasını gerektirir. Ancak yoğunlaşmış kozmik güçleri kullanması gereken bir noktaya ulaştığında, bu amaçla kozmik eşleşmeyi gerçekleştirmelidir ki bu kişisel bir sevgiye değil, aynı güç hatları boyunca hizmet yetkinliğine dayalı bir eşleşmedir. Başlangıçta bu birlikteliğe sevgi duygusu kesinlikle dahil olamaz. Tam tersine, bu birbirine tümüyle yabancı iki kişinin bir birlikteliği olabilir, ancak bir kanal oluşumu için gerekli derin uyum, sevgi duygusunun gelişimine yol açabilir. Kozmik bağ, yalnızca kutuplar
İç Planlara Girerken
İnisiyenin zihninin mantık ve felsefe disiplininde iyi eğitilmesi gerekir. Eğer bunlardan herhangi birinde eksik kalırsa kesinlikle daha ciddi hatalara düşecektir çünkü görüntüyü gerçekle karıştıracaktır. Metafizik açıdan bakıldığında tüm tezahür planları farklı varoluş türleridir ve fiziksel beden hariç olmamak üzere insanın yedi bedeni de bilincin farklı modları ve gücün farklı düzenleniş türleridir. Bilincin kesin olarak ne olduğunu ve kavrayışın nasıl gerçekleştiğini bilmezsek, bilincimizi bir moddan diğerine tercüme edemeyiz. Bu süreç müzikte bir anahtardan diğerine geçişe benzetilebilir. Biraz doğaçlama uyum sağlayabilen amatör, anahtar değiştiremeyebilir. Eğitilmemiş psişiğin yatkın olduğu büyük hata planları karıştırmak, bir planda iş yaparken başka bir plana göre hareket etmektir. Tanrı ve görünmeyen evrenle ilgili bu kadar antropomorfik kavramlarla karşılaşmamızın nedeni budur. İnisiyenin zihinsel disiplininin tasarım amacı bu hataya karşı koruma sağlamaktır. Fakat metafizik kavramlarımız ne kadar doğru olursa olsun, bilincin planlar arasındaki mod değişiminin önemini ne kadar net anlarsak anlayalım, düşüncelerimizi tam denetim altına almadıkça bir bilinç türünün bir diğerine taşarak kafa karışıklığına neden olmasını önleyemeyiz. Kilisede veya sınıfta farklı düşüncelere dalıp gitmeyi engellemenin ne kadar zor olduğunu hepimiz acı deneyimlerden biliriz. Astral planda beden dışında hareket ettiğimizi ve dikkatimizin dağıldığını varsayacak olursak, mecazen uzaydaki pozisyonumuz anında değişirdi; eğer Mısır majisini düşünüyorduysak ve düşüncelerimiz Atlantis majisine kaydıysa, hem kıtamızı hem de çağımızı değiştirmiş olurduk. Ciddi bir süre boyunca dikkatiniz dağılmadan bir düşünceyi sabit bir şekilde bilinçte tutamadıktan sonra, uygulamalı okültizmde herhangi
- Her kim bilinçaltından bile olsa yüksek bilgileri öğrenmeyi arzu ederse, ona bunu gerçekleştirme fırsatı verilecektir. - Her bir hayatta ona kendisini bu çalışmaya uyumlandırmak için gerekli eğitim sağlanacak, eğer kişi maruz bırakıldığı tüm katı disipline rağmen hâlâ bu bilgileri kendisi için değerli tek şey olarak görürse, bu bilinçaltı istek bilince ulaşana kadar bu süreç devam edecektir. O zaman şekilsiz olan şekil kazanacak ve kişi görünmeyen şeylerin kanıtlarını bulma yolculuğuna bilinçli olarak çıkacaktır. - Gelişme sonrası hiçbir çaba boşa gitmez, çabalayan kişi amacını gözden kaçırıp yıkılmış görünse bile. İnsanlar için yolu genişleten şey pek çok ayağın oradan geçmesidir. Günümüzde hiçbirimiz, bizim için yolu açan önceki inisiyelerin yaşadıkları sıkıntılara katlanmak zorunda olmayacağız. - Bir öğretmenin vereceği eğitime hazırlanmak için fiziksel ve duygusal düzeyleri kendimiz fethetmek zorundayız. Çünkü evrimin normal hâli, herhangi bir dış müdahale olmadan bu aşamaya gelmemizi sağlar. Vücudu artık ihtiyaçlarını dayatma gücüne sahip olmayan mutlak bir hizmetkâr hâline getirmeliyiz; Hindistan’ın Yoga yöntemlerinin aşırı çileciliğinin çoğu bunu amaçlar. Fakat biz Batı’da bu yöntemleri kullanmayız; bedeni aşağılık bir köle değil, gönüllü bir işbirlikçi hâline getirmek yeterlidir. Bir insanın arzularını daha yüksek bir düzeye çevirin, o arzular o kişiyi oraya otomatik olarak yükseltecektir. Büyük bir İnisiyenin dediği gibi: “Kişi kalbinde nasıl düşünüyorsa öyledir.” Duyguların daha yüksek bir düzeye çıkarılabilmeleri için doğanın onlar için belirlediği kanallarda çatışma veya sapma olmadan özgürce akabilmeleri gerekir. Bir patolojiyi yükseltemezsiniz. Hayat enerjilerinin yönü arzular alanından irade alanına taşınmalıdır. Bu yapılana kadar herhangi bir yönde