Kemal

Kemal
Samsun
Samsun, 2006
23 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Puan vermedi·240 syf.··
2025 28. kitabı
Kitap, adından anlaşılacağı üzere, zihin kontrolü, kitle manipülasyonu ve bu yolda yapılan deneyler adına uygulanan metotlar ve teknolojilerden bahsediyor. Yazan örneklerden bazıları şunlar: - Elektromanyetik enerji ile insanın uzaktan denetlenmesi, sakatlanması, öldürülmesi, zihnine sesler ve görsel halüsinasyonlar gönderilmesi (elektronik radyo yayınının transistör radyoyla beraber zihin enerjisini yönlendirmek için kullanılması) - Amaç uğruna hipnoz ile deneğe birbirinden farklı kişilikler yükleyip deneği ajan olarak kullanmak - LSD kültürünü arttırarak, beraberinde halka ve üst sınıfın belirli kesimine gizemcilik ve mistisizm aşılamak - Solenoidlerle donanmış motorsiklet başlığı kullanarak insanların Tanrı ya da meleklerle konuştuğunu düşünmesini sağlamak - Duygular, mesajlar ve bilinçaltıyla algılanan taleplerin doğrudan, durumdan haberi olmayan kişilerin beynine yayılmasına yardım eden teknolojiler - Politikacılar ve elit kesim için seks kölesi olarak kodlanan çocuklar ve yeri geldiğinde bu kodlanan çocukların seks kasetleri ile yattıkları insanlara şantaj yapılması - Beyinden anı silmek, yaşanmamış anılar yüklemek - Göz arkasındaki optik sinire yerleştirilen bir alıcı ile kişinin düşündüklerini ve hissettiklerini anlama - Kişinin motor korteksine, bilgisayar görüntülerini sadece düşünerek yönetmelerine izin veren araç yerleşimi - Laboratuvar ortamında üzerinde oynanan embriyolarla uzaylıya benzer insanlar yaratıp, onları uzaylı oldukları konusunda kodlayıp, kendi ürettikleri UFO teknolojileri ile bu insanları görevlendirip, bazı insanları kaçırıp onları uzaylılar tarafından kaçırıldığına inandırmak - Psişik yetenekler - Bir kişinin taşıdığı çipin, yeni doğmuş bir bebeğe yerleştirilmesi ve böylece o kişinin tüm deneyiminin o bebeğe aktarılması -
Zihin KontrolJim Keith · Nokta Yayınları · 2018110 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kelimeleri Putlaştırmak Şirktir
Puan vermedi·96 syf.··
2025 21. kitabı
Kitap, gerek Kuran, Eski ve Yeni Ahit'te yazan ayetlerde, Rabbin sözünün asla değiştirilemeyeceğinin üstüne basarak yazılı olmasından, gerek tarihten bu yana inananlar arasındaki mezhepleşmelerden dolayı, hiçbir hükümdar ya da papanın kitabı istediği şekilde değiştirip yayamayacağından örnekler veriyor. Peki, basit örnekler vererek, tüm kutsal kitapların değişme olasılığının çok yüksek olmasından dolayı, inanmanın saçma olduğunu öne süren kişilerin basit mantığı ile, kendi dini tecrübelerinden ve araştırmalarından yola çıkıp inanarak, Rabbin yeryüzünde düzen sağlamak için yolladığı vahiylerin yer aldığı kitapların, bu zamana kadar neredeyse hiçbir satırının mânâsının değiştirilemeyeceğini iddia edecek kadar kelimeleri putlaştırmanın basitliği bir değil midir? Rab, gerçekten de tekamülü sağlamak için birkaç satıra muhtaç mıdır? Rabbin yolladığı sözün değiştirilemeyeceğini düşünürken neden aklımıza sadece kitap satırları geliyor? Ortada hiçbir şey mevcut değilken, tüm sistemin başlangıcının temelini attığı öne sürülen "ol" ya da "ışık olsun" sözleri yerine, neden insan eli ile yazılmış kelimeler akla gelip putlaştırılıyor? Düalite prensibi ile işleyen bir sistemin ve aklımıza bile gelmeyecek daha nice sistemlerin Rabbi, tekamül aşaması olarak, bir insanın kutsal kitapların değişip değişmediği üzerine düşünüp, buradan yola çıkarak çelişkiler içinde boğulup, daha sonradan önemli olanın kelimeler değişse bile, her kim hangi çağda ne kadar mânâ üzerinde oynasa bile, bu eylemlerin dahi, en başta söylenen o "ol" ya da "ışık olsun" sözlerinin bir devamı niteliğinde olduğunu farkedip, inanmasının ya da reddetmesinin de bu ürünün bir parçası olduğunu idrak edebilmesini isteyemez mi?
Kutsal Kitap Değiştirildi Mi?Daniel Wickwire · Gdk Yayınları · 201516 okunma
Puan vermedi·624 syf.··
2025 17. kitabı
Kuran'ın evrenselliğinin sebebi, okuyan kişinin realitesine göre değişmesi ve çağdan çağa, kelimelere göre kişinin kendi istediği anlamı atfedebilmesidir. Kuran ayrıca, her insanın eşit olmadığını açıkça dile getirir, hatta üstüne basa basa her insan nasıl eşit olabilir şeklinde yazan bir ayet bile vardır. İnsanlar, dinden herkesin eşitliğini savunan bir yaklaşım bekliyor, ama hayır bu gerçekçi bir yaklaşım değil. Bakış açısı değişip, kişi eğer herkesin eşit olduğu beklentisi ile değil de, tamamen bireyci bir şekilde, ben bu kitaptan ne menfaat alabilirim diye bu kitabı okursa, ve yazanlar üzerine bu yazanları uygulamak bana nasıl menfaat sağlar diye düşünürse bambaşka anlamlar çıkarabilir. Sürekli yanlış anlaşıldığını düşündüğüm, zenginlerin fakirleri kontrol etmesi için dikte ettikleri ileri sürülen, ve kısmen doğru sayılan şükür kısmına gelince, benim şükür deyince aklıma, mevcut durumdaki imkanları kabul edip, olan yüzünden dertlenmeyip, eldeki imkanlarla en iyisini yapmaya çalışmak geliyor. Mucizelere gelince, onları sembolik birer anlam, ya da geçmişi tam bilemediğimiz için belki de daha farklı teknolojiler sayesinde insanların anlamlandıramadığı olaylar diye yorum yapabiliriz. Ama her şeyden önce, insan ilk önce birey olarak kendini özel ve eşsiz görmeli ki kutsal kitapları kendine göre yorumlama haddini kendinde bulsun. Ki zaten mantıklı bir bakış açısıyla bakıldığında, bu kitabında bizden beklediğinin tam olarak bu olduğu anlaşılacaktır. Peki, madem Allah var, neden bu kadar kötülük var? Bir ayette, eğer insanlar birbirine düşmeseydi, yeryüzünde düzenin bozulacağı yazıyor. Mantıklı olarak bakıldığında, zaten kötülük denilen ya da bizi rahatsız eden realiteler olmasaydı, tekamülün bir anlamı olur muydu? Cennet ve cehennem. Bu ikisi de sembolik olarak, ya da
Kur'an'ı KerimKolektif · Seda Yayınları · 20132,986 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Nesnel olarak kabul edilen her şey, yine bir takım kişilerin öznelliğiyle başlayıp sonradan kültür olarak aktarılan bilgilerdir. Buna gerçeklikte dahil. Bilim bile gerçekliğe nesnel bir anlam katamaz, sadece olanı yorumlar ve sebep-sonuç ilişkisi kurulmasına yardımcı olur. İnsanın yapabileceği en iyi şey, kendisine nesnel olarak sunulanları toplayıp harmanlayarak, günlük hayatında ve hedeflerine giden yolda ona yardımcı olabilecek bir mentalite oluşturmasını sağlayacak metafizik inşa etmektir. Bu mentalite ise, en büyük güdü olan cinsel enerji sayesinde kişiyi hayata köklemeli, ve bu sayede kişi duygularını kullanarak kısa ve uzun vadeli hedeflere odaklanmalıdır. Duygu ve cinsellik üzerine bir ilerleme en iyisi olacaktır, çünkü insanın yegane yakıtı bunlardır ve bunlardan uzaklaşarak elde edilmeye çalışılan bilgiler kişiyi ancak miskin bir döngüye sokacaktır. Sonsuz madde âleminde felsefe ve biliminde sonu yoktur, elde edilen cevaplar ancak daha fazla soru doğuracaktır. Önemli olan bu döngüyü duygu tatmini için kullanmak ve bu tatmin yolunda elde edilen her bilgi ile sürekli bir realite tazelemesi yapmaktır. Çünkü nihâi hakikat yoktur, doğru olan tek şey ân ve harekettir. Dengede kalabilen kendini huzurlu hisseder, kalamayan ya hâlinden şikayet eder, yada bu sonsuz döngüde neyi aradığını bilmeden devam eder.
İlahi Nizam ve KainatBedri Ruhselman · Mtiad 1950 yayınları · 2013615 okunma