İlla okunacaksa, yazarın işlediği konu hatırına okunabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ne kadar iyi işlediği ise tartışılır. Boşnak katliamının sarsıcı etkisini okuyucuya geçirebilmek için neredeyse kitabın yarısı tecavüzü anlatıyor. Dilini hiç sevmedim; edebilikten oldukça uzak, kamyon arkası cümlelerle dolu, rahatsız edici bir amatörlük var. Karakterlerin ağzından ortaya konan görüşlerinde altını doldurmadığı bir fikirle Aliya İzzetbegoviç’i bu kadar beceriksiz, işe yaramaz yansıtması da beni rahatsız etti açıkçası. Ama yine karakterlerin ağzından öne sürülen dar görüşlerden, beni en çok rahatsız eden sayfa 74’te, sanatçı kadınların diğerlerinden farklı yetiştiğini düşünüp onlara hayran olan teyzemizin diğer kadınların sıradanlığına dikkat çekip, onların içinde bir ilkellik olduğunu öne süren konuşmasıdır. Kendisinin de dahil olduğu sıradan kadınların ise hayatlarında istedikleri tek şey bir erkek ve o erkeğin kendilerini hamile bırakmasıymış. Sonrasında aksine de değinmeyen amatör yazarımızın bu tarz bir fikre neden ihtiyaç duyduğunu anlamamakla beraber savaşın vahşetini sadece tecavüzle anlatmaya çalışması etkileyici gelmedi bana.