Ağacının ismini kıvranır durur
Sarararak yere düşen yaprak
çocuk kalır eskise de anılar
dudaklarımda naneli yanılgı
aşklar çarşılaşır ulusal parklarda
ruhlar durulanır yazlık sinemalarda
Ömür sürüklenir tikli trüklerle
geçmişi depozito sayar hayat
zaman geçtiğimizdir
tarih kaldığımızdır
hayat üzerimizde soğur
"... Nabza göre şerbet verme ustalığını bize gökteki yıldızlar öğretir; güneşin çocukları olup onun gibi parladıkları halde, onun parlaklığıyla asla boy ölçüşmezler."
Sen bana "Rüzgar doğuya doğru esecek" dediğinde, ben sana " bu doğru, rüzgar doğuya doğru esecek" diyeceğim ; Çünkü aklımın rüzgarda değilde denizde kaldığını bilmeni arzu etmiyorum.
Denizlerin bende oluşturduğu düşünceleri idrak edemezsin, zaten bende bunu anlamanı beklemiyorum senden.
Sus, çünkü gecenin hayalleri sırlarının fısıldayışına aldırmaz, karanlığın kervanları senin düşlerinin önünde duramaz
Sus ey kalbim, sabaha kadar sus! Sabahı sabırla bekleyen ona güçlü kavuşur, ışığı arzulayanı ışık da arzular
Sus ey kalbim ve ben konuşuyorken dinle!