Nâsır ülkesine egemen olduğu sırada Mısır'ın milli servetinin yüzde ellisini nüfusun yüzde bir buçuğu elinde tutuyordu. Bu bozuk düzeni kim yıkarsa yıksın, bir dizi reform hareketlerine girişmeye zorlanacaktı. Nitekim Nâsır da bu yolu seçti: toprak mülkiyetini kısıtladı, sanayileşmeye hız verdi, yabancı şirketleri devletleştirdi. Ama bütün bunları yaparken sosyalizmin bilimsel yöntemlerine sırt çevirdi, emekçi yığınların özlemlerini dile getiren aydınları ezdi, halk yararını saptamada kendini tamamen özgür saydı. Bu yüzden de yaptıkları kalıcı olamadı. Nâsır'ın devrimciliği üzerinde düşünürken, bilimsel sosyalizmin kurucularından Frederic Engels'in bir sözü hep aklıma gelir. Engels 1883'te Bernstein'a yazdığı mektupta şöyle demiş: "Tarihte bir gecede olup biten ihtilaller ya zaten ortadan kalkmaya mahkûm bir rejimi yıkmış, ya da ihtilali yapanların güttükleri amacım tam tersi olan sonuçlara ulaşmıştır".