Yaratılan ilk varlık, nûr-i Muhammed’i olduğu gibi, rûhların yaratılışında da O’nun ruhu ilktir. Diğer rûhlar, O’nun rûh-i şerîfinin kadr-u kıymetinin bilinmesi için bir mücevherin mazrûfu kabilindendir. Bu sebeple Hz. Peygamber(sav) Efendimiz’e “Ebu’l-Ervah”: Ruhların Babası denir.
Bazı âlimler, insan vücudundaki cîsmânî varlıklarla kainâttaki varlık ve hâdiseler arasında bir irtibat kurarlar. Kemikleri dağlara, kılları nebâtâta, damarları nehirlere, nefes almayı rüzgarlara,konuşmayı gök gürültüsüne… benzetirler. Yani kainatın küçültülmüş şekli olan insanda bir bakıma kâînâttan esinti ve izler bulunmaktadır.
Ehl-i Beyt yada Âl-i Beyt, sözcük anlamıyla Resûl-i Ekrem Efendimiz’in aziz ve mübarek ev halkı demek. Tıpkı “Âl-i İbrahim” gibi. Sadece bir farkla, ”Âl-i İnrahim’den maksat genelde Hz. İbrahim’in neslinden gelen peygamberlerdir. Resul-i Ekrem Edendimiz’in “Âl-i Beyt’i ise, kendilleri, sevgili hanımları,Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin be diğer çocukları ve torunlarıdır.
‘O yeryüzüne ilk kez inen bir melekti’ dedi. ‘Bana selam vermek be müjde iletmek üzere Allah’ın izniyle gelmişti. Bana selamdan sonra sonra şu müjdeyi verdi; Hasan ve Hüseyin Cennet’teki gençlerin efendisi, Fatima ise Cennet’teki kadınların hanım efendisi olacaktır.’