Medine akşamları serin olurdu. Abdest almak için dışarı çıktığında hırkasını isterken bile emir vermez, şöyle etrafı bir göz gezdirir:
“-Hava soğuk mu acaba Ey Âişe? hırkamı giysem mi diyerek mesajını kibarca iletişim ne hoş, ne güzeldi.
Âişe’nin odası bir ilim meclisi gibiydi. Bir yanı Peygamber mescidi öte yanı Fatıma’nın odasıyla bitişikti. Fatıma’nın yüzünün nuruna aşıktı Âişe. Dikiş diktiği zamanlarda Fatıma yanında olsun isterdi hep,onun aydınlığı önünde iğneyi geçirmek isterdi. Öylesine hayran öylesine meftun da ona.
Güzelliğin sırrı ise ilk önce ruha sızardı . Ruhtan kalbe,oradan bedene ve bedenin temsilcisi yüze ve yüzün temsilcisi görevleri aksederdi.işte o zaman ruh arınır, kalp yenilenir, akıl huzur bulurdu. Bütünsel güzelliğe bütünsel cemali erenler hayatının en ince renklerini ruhlarında toplar,yüzleriyle resmeder gözleriyle yansıtırlardı.