Bana dünyanın en büyük meydanı gibi geldi.
Gözüne güneş gelmesin diye elini
Siper eden Mehmetçik heykeli ne güzeldi.
Ve büstlerinden yalnız göğsüne kadar tanıdığım
Atatürk
Şunu tekrarlamakta fayda var ortak. Bizler alacağımız kızları kapatmak için hazırlanırken, hazır kendilerine hayat nizami olarak seçmiş kızlarımıza inananlar talip olmazlarsa, onları da elbet sonbahar ağaçları gibi soymak isteyen talipler çıkacaktır karşılarına..
Dağların zirvelerinde hissettikleri geçici rahatlık ve üstünlük duygusu uzun sürmüyordu; çünkü operasyona çıktıkları zaman günler, geceler boyu açık arazide yağmur altında kalıyorlardı; Miğferleri, parkaları, formaları,üniformaları, fanilaları, uzun donları, yün çorapları , postallara sırılsıklam durumda, burunlarının ucundan şırıl şırıl soğuk yağmur suları akarken, kuru olmanın ne demek olduğunu unutuyorlardı. Gündüz yağmuruna yedikten sonra gece ayazında yavaş yavaş donan ıslak çamaşırın tene değdiğini hissetmek bir çok işkence yönteminden daha etkili bir eziyet biçimiydi.
Öyle günlerde, yağmurun hiç durmayacağını, Ömürlerinin sonuna kadar naylonlarına sarılı ve islak yaşayacaklarını sanırlardı. Hele bir de başlarının üstünde geçen kurşunların hışmı yağmur sesine karıştığı zaman…