insanların otoriteden korkmasına rağmen kolayca yalanlara inanmasını eleştiriyor. Gazetelerin güvenilmez, çıkar odaklı ve manipülatif olduğunu; özellikle iktidara yakın olanların gerçekleri çarpıtarak insanlara iftira attığını söylüyor. Örnek olarak, genç bir çiftin özel hayatının çarpıtılarak kötü şekilde yansıtılmasını veriyor.
Ayrıca toplumda cehaletin yaygınlaştığını, insanların kitap okumayı bile suç gibi görmeye başladığını ve bunun çok üzücü olduğunu vurguluyor. Sonuç olarak, ülkede “örgütlü cehalet”in güçlü olduğunu ve birçok kişinin farkında olmasa da kültür-sanat karşıtı bir tutum içinde olduğunu ifade ediyor.